Özgür İradeyi Bilim Aracılığıyla Anlayamayabiliriz. İşte Sebebi! – Daniel Stoljar

///
851 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

İşaret parmağınızı biraz sağa doğru hareket ettirmek gibi önemsiz bir şey yapmayı düşündüğünüzü varsayalım. Bunu yapmakta veya yapmamakta özgürsünüzdür. Bunu yapmanın artı ve eksilerini hesaplayarak hareket ettirmeye karar verdiğinizde; işte, bakın parmağınız hareket ediyor. Tebrikler; başardınız!

Bu bir özgür irade konusudur. Demin ki örneğimiz belli ki pek bir mühim değildi. Çünkü parmağınızı hareket ettirmenizden etkilenecek olan hiçbir şey yoktu. Fakat bir de şunu hayal edin; eğer parmağınızı hareket ettirirseniz biri idam edilecek olsun! Bu durumda parmağının hareketinden ahlaki olarak sorumlu olursun, çünkü bunu kendi iradenle özgürce yapmıştın.

Özgür irade sahibi olduğumuz her hangi bir şeyin var olması gibi bize apaçık açık görünür. Fakat birçok filozof ve bilim insanı size özgür iradenin aslında var olmadığını söyleyecektir. Böylesi bir iddianın ana dayanağı; özgür iradenin, geçmişte bilime egemen olan ve bugün de hala etkisini sürdürmekte olan bir dünya görüşü olarak determinizmle bağdaşmadığı yönündedir.

ABD’li filozof Peter van Inwagen, An Essay on Free Will adlı kitabında bahsettiğimiz bu argümanın ikna edici bir örneğini sunmaktadır. Eğer determinizm doğruysa, doğa yasaları ile geçmiş parmağınızı hareket ettireceğinizi garanti etmiştir. Bundan dolayı da eğer; parmağınızı hareket ettirmeme irade ve gücünüz varsa, doğa yasalarını veya geçmişi değiştirme gücüne de sahipsinizdir. Fakat bu çok saçma değil mi? Sizin böylesi bir irade veya gücünüz yok ki? Buna dair ilk izlenimimiz, determinizmin tarihsel olarak önemliyken, şimdi yanlış olduğu şeklinde olur.

Her Şey Önceden Belirlenmiş midir?

Determinizm, şu anda olan her şeyin, siz doğmadan çok evvel var olan faktör ve etkenler tarafından tümüyle belirlenmiş olduğunu söyler. Kim bilir belki söz konusu bu faktörler sizin yetiştirilme tarzınız veya kültürünüz ile; veya Evren’in başlangıç koşulları ve onun nasıl işlediği yön veren yasalarla ilgilidir. Söz konusu bu her iki durumda da onlarla hiçbir ilginiz yoktu ki; eğer onlar ne yaptığınızı belirliyorlar ise; özgür değilsinizdir.

Kuantum fiziği, bazı olayların var olması ve meydana gelmesinin kelimenin gerçek anlamıyla rastgele olduğuna işaret ediyor. Bu, Avustralya Ulusal Üniversitesi’nin rastgele sayı dinamosu geliştirmek için kullandığı bir konsepttir. Ama ne yazık ki bu yalnızca işleri daha da kötüleştirmektedir; eğer parmağınızı hareket ettirmek rastgele bir hareket olsaydı, bundan sorumlu olmaz ve bu sebeple de hala özgür olmazdınız. Bu durum bize özgür iradeye aleyhine geniş kapsamlı bir argüman geliştirme olanağı sunmaktadır. Determinizm ya doğrudur ya da değildir; bu yalnızca mantıkla ilgili bir şey.

Eğer ki determinizm doğru ise, eylemleriniz siz doğmadan çok önce zaten var olan veya olmuş olan şeylerin bir sonucudur; bu durumda özgür iradeniz yoktur. Fakat biz determinizmin doğru olmadığını varsayalım; bu durumda ise tüm eylemleriniz de dahil olmak üzere(parmağınızı hareket ettirmek de!) her şeyin rastgele olacağını düşünmek doğaldır. Ancak bu durumda ise özgür irade sahibi olmazsınız. Things That Bother Me adlı kitabında özgür iradenin var olmasının “muhtemelen imkansız” olduğunu savunan İngiliz filozof Galen Strawson‘ın tarafını tutabilirsiniz.

Orta Yol Var mı?

Bir diğer seçenek, dünyadaki her şey değil yalnızca eylemleriniz için geçerli olan sınırlı bir determinizm biçimiyle işleyen özgür iradeyi anlamaya çalışmaktır. ANU’dan Victoria McGeer tarafından geliştirilen söz konusu bu görüşün bir versiyonu, birbirimizi ahlaki olarak sorumlu tutmak adına sosyal kapasitemizi kapsayan her şeyi, özgür irade olarak tanımlamayı içerir. Prensip olarak, deterministik bir süreç bunu yapabildiği için, özgür irade ile determinizm bir arada var olabilir ve birbiriyle bağdaşabilir. Fakat deterministik bir süreç bu kapasiteleri açıklayabilmesine rağmen böylesi bir durumda özgür irade var olmayacaktı; çünkü özgür irade temelde determinizmle bağdaşmamaktadır. Tam bu noktada işler biraz karışmış ve kötü görünüyor. Yine de, ABD’li dilbilimci ve filozof Noam Chomsky‘nin işaret ettiği gibi küçük bir aydınlık var. Chomsky şöyle diyor:

Özgür iradenin var olduğuna inanmaktan başka çaremiz yok. Özgür iradenin var olduğu ,fenomenolojik olarak en dolaysız ve açık izlenimimiz olmasına rağmen yine de onu açıklayamıyoruz. […] Şayet özgür irade, doğruluğunu bilmemize rağmen elimizde herhangi bir açıklamanın olmadığı bir şeyse; bu, herhangi bir açıklayıcı olasılık için oldukça kötü bir durumdur.

Yine determinizm ile özgür iradenin bağdaşmadığını varsayalım. Eğer gerçekten de bağdaşmıyorlarsa, parmağınızı özgürce hareket ettirdiğinizde, bu olay Evren’in başlangıç ​​koşulları ve doğa kanunları tarafından tam olarak belirlenmemiş demektir. Peki bunu zorunlu olarak rastgele olduğu açıklaması mı izlemek zorunda? Görünüşe göre, hayır. Rastgele olmak farklı bir şey; tam olarak belirlenmemiş olmak farklı bir şeydir. Determinizm ile rastgelelik arasında mantıksal bir boşluk mevcuttur; ve belki de bu boşlukta özgür irade bulunmaktadır.

Chomsky, insanların özgür iradenin ne olduğunu kavramasının belki de imkansız olduğunu söylemeye devam ediyor. Bilimsel çalışmalarda, insanlar, meşgul oldukları sistemlerin modellerini veya teorilerini geliştirirler. Chomsky, Language and Problems of Knowledge adlı kitabında; kavrayabileceğimiz tek modelin eylemlerimizin ya belirlenmiş ya da rastgele olduğu modeller olduğunu iddia ediyor. Eğer durum gerçekten de böyleyse, özgür iradenin bilimsel modellerini asla geliştirmeyeceğiz, çünkü özgür irade bunların ikisi de değildir.

Chomsky’nin insan kavrayışını sınırları olduğu konusundaki fikrinin doğru olduğundan pek emin değilim, fakat özgür irade konusunda haklı olduğunu düşünüyorum. Parmağımızı hareket ettirmekte özgürüz; bu durum ne belirlenmiş ne de rastgeledir. Bu yalnızca, iliklerimizde hissedebileceğimiz bir seçimdir.


Daniel Stoljar-We might not be able to understand free will with science. Here’s why“, (Erişim Tarihi: 17.10.2021)

Çevirmen: Taner Beyter

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, epistemoloji, din felsefesi ve meta-felsefe ile ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Dini İdeolojiler Kürtaj Politikalarına Yön Vermeye Başladığında Bunun Sonuçlarına Katlananlar Yoksul Kadınlar Oluyor – Gretchen E. Ely

Sonraki Gönderi

Filozofların Et Yemek Hakkındaki Söylemleri – Joan McGregor

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü