Paul Draper ve İlahi Gizlilik Argümanı – Jonathan David Garner

/
558 Okunma
Okunma süresi: 2 Dakika

Ateist filozof Paul Draper, J.L. Schellenberg’in İlahi Gizlilik Argümanı’na pek inanmamış gibi görünüyor. Schellenberg’in argümanı şudur: Eğer Tanrı varsa, ona karsı inat edilmeksizin var olan bir inançsızlık olamaz. (Ç.N.: Veya: “Eğer Tanrı varsa, inanmamak için direnmeyen bir inançsızlık hali var olamaz.”, veya: “Eğer Tanrı varsa, inanmamak için direnenler hariç bir inançsızlık var olamaz.” Yani: Ne pahasına olursa olsun inanmayacak kişiler olmaması) Niçin? Çünkü eğer Tanrı varsa, O, her zaman yarattıklarıyla bir ilişki içinde olmaya açık olacaktır, ve Tanrı ile böyle bir ilişkiye sahip olmak için de “Tanrı vardır” inancı gerekli ve zorunludur. Draper, bir dizi sebepten dolayı bu argümana dair şüphelerini dile getirmiştir.

İlk olarak, Draper, insanların Tanrı ile anlamlı bir ilişki kurabileceklerini varsaydığı için bu argümana şüpheyle yaklaşıyor. Draper, insanlar ile Tanrı’nın zihni arasında devasa bir fark olduğu için, insanların Tanrı ile bir ilişki içinde olup olamayacağından şüphe ediyor. O, insanlar ile Tanrı arasındaki ilişkinin, bir solucan ile insanlar arasındaki ilişki gibi olup olmadığını merak ediyor. Solucanların, insanlar ile anlamlı bir ilişkisi olamaz. Benzer şekilde; insanların Tanrı ile anlamlı bir ilişkisi olabilir mi?

Fakat ben, Schellenberg’in argümanına yönelik böylesi bir eleştirinin pek yerinde olduğunu düşünmüyorum. Niçin mi? Çünkü Schellenberg, Tanrı insanları eksiksiz yaratırdı, demiyor. Aslında bakılırsa onun argümanı, Tanrı’nın herhangi bir şey yaratacağını bile söylemiyor. Bu nedenle de Schellenberg’in argümanı, özellikle insanlara has bir duruma ilişkin değildir. Aslında, Tanrı’nın bir ilişkiye sahip olabileceği tek varlıklar neredeyse tam anlamıyla Tanrı’ya benzeyen varlıklar ise, o halde Tanrı herhangi bir kişisel varlık yaratacak olsaydı, tam da Tanrı’nın kişisel bir ilişki konusundaki bu eğilimi sebebiyle bahsettiğimiz türden ilahi varlıkları yaratmasını beklerdik.

Draper, insanların Tanrı ile kişisel bir ilişkisi olabileceğini düşünmese bile, bu Schellenberg’in argümanının ana noktasını ıskalamaktadır. Kötülük problemi argümanı gibi, Schellenberg’in argümanı da teiste yöneliktir. Argüman, zaten teistin de varsayıp tahahhüt ettiği şeye dayanarak onu Tanrı’nın var olmadığı sonucuna götürmeye çalışıyor. Bu nedenle, tartışmayı yürüten kişinin, teistin dayandığı varsayımlara inanması gerekmez. Mesele şudur ki, eğer teistler tutarlıysa, Schellenberg’in argümanına göre onların, Tanrı’nın var olmadığı sonucuna varmaları gerekir. Bu, (bahsettiğim gibi) bir tür kötülük problemi argümanı gibi, teistin dünya görüşünün reductio ad absurdum’dur (saçma olana indirgeme safsatası).

Draper ayrıca bir açıklama rolü sebebiyle gizlilik argümanını eleştirmektedir. O, gizliliğin bir açıklama olmak açısından nasıl bir rol oynayabileceğinden şüphe ediyor. Ve Draper’a göre, direnmeyen inançsızlığın varlığı, diğer tüm verilere bakmanın ötesinde bağımsız bir deneyim referansı olarak sayılabilir mi? Diğer bir deyişle, Tanrı’nın varlığının lehinde ve aleyhinde olan tüm kanıtlara bakana dek, Tanrı’nın varlığına karşı bir kanıt olarak Tanrı’nın varlığının muğlaklılığına başvuramayız.

Öncelikle, Schellenberg’in argümanı tümdengelimsel bir argümandır ve bu nedenle de Draper’ın eleştirisi, geçerli olsa bile, yalnızca abdüktif argümanlara uygulanabilir. Tanrı’nın varlığına karşı direnmeyen inançsızlığa dayanan dedüktif argümanlardan bahsetmiyorum bile (örneğin, ilk insanlardaki doğal inançsızlığın varlığına dayanan abdüktif bir argüman var). Draper, bu argümanların kavramsal olarak eksik olduğunu söyleyecek mi? Görünüşe bakılırsa Draper, söz konusu abdüktif argümanların sağlam olmadığını söyleyecekse, öncelikle bahsettiğimiz bu argümanlarla ilgilenmek zorunda kalacaktır. İkinci olarak, Draper, nesnel muğlaklığı öznel muğlaklık ile karıştırıyor. Schellenberg, öznel muğlaklık ile ilgileniyor. Schellenberg, Tanrı’nın varlığına yönelik tonlarca kanıt olduğunu kabul edebilir. Ama Schellenberg’in altını çizdiği asıl nokta, kanıtı ikna edici bulmayan bazı insanların olduğudur. Ayrıca bazı insanların Tanrı’nın varlığına dair çeşitli argümanlara ulaşma imkanı da yok.


Jonathan David Garner-Paul Draper and the argument from divine hiddenness“, (Erişim Tarihi: 03.01.2021)

Çevirmen: Taner Beyter (Çeviriye katkısı için Berk Celayir’e teşekkürler)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Alanlı Nesne - Arda Denkel

Sonraki Gönderi

Liberal Feminizm - Amy R. Baehr (Stanford Encyclopedia of Philosophy)

En Güncel Haberler Analitik Felsefe