Tanrı ve Zaman – Gregory E. Ganssle (Internet Encyclopedia of Philosophy)

1 Okunma
Okunma süresi: 51 Dakika

Dünyayla ilişkin herhangi bir teistik görüş, Tanrı’nın uzay ve zaman da dahil olmak üzere evrenin bütünüyle nasıl ilişkili olduğuna dair az çok fikir içerir. Tanrı’nın zamanla ilişkisi sorusu, büyük miktarda teolojik ve felsefi düşünceye yol açmıştır. Geleneksel görüşe göre, Tanrı’nın zamansızlığı, zamanın dışında olması anlamındadır; yani, Tanrı vardır ama zamanın herhangi bir noktasında yoktur ve zamansal sürekliliği deneyimlemiyordur.  Bugün filozofların baskın görüşü, onun zamansal ama ebedi olduğudur; yani, Tanrı asla var olmaya başlamaz ve asla yok olmaz. Her an vardır.

Tanrı’nın zamanla ilişkisinin en iyi nasıl düşünüleceğine karar vermek, kişinin ilahi doğanın diğer yönleri hakkındaki görüşlerine yer vermesini içerecektir. Bir filozofun, Tanrı’nın bilgisi ve insanlarla zamansal dünya içindeki etkileşimi hakkında ne düşündüğü, o filozofun Tanrı’nın zamanla ilişkisi hakkında ne düşüneceğini ve bunun tersini şekillendirir. Ek olarak, diğer metafiziksel düşünceler de tartışmada önemli rol oynar. Örneğin, zamanın doğası ve evrenin başlangıcının doğası, Tanrı’nın zamansız mı yoksa zamansal olarak mı düşünüldüğü konusunda en iyi etkiye sahiptir.

Bu makalede konu hakkındaki güncel tartışmanın ana hatları izlenecektir. Tanrı’nın zamansız olduğu görüşünün çeşitli versiyonları ele alınmakla birlikte, zamansızlık için temel argümanlar geliştirilecek ve eleştirilecektir. Makalede, İlahi Zamansallık da incelenmiş ve onun lehine olan argümanlar eleştirilerle birlikte sunulmuştur. Ek olarak, orta zemini işgal etmeye çalışan bazı görüşler değerlendirilmiştir.

İçindekiler

  1. Tanrı’nın Zamanla İlişkisi – Ön Bilgi
    a. Zamansal Olmak Ne Anlama Geliyor: İlk Geçiş
    b. Zamansız Olmak Ne Anlama Geliyor: İlk Geçiş
    c. Bazı Ara Görüşler
  2. Metodoloji
  3. İlahi Zamansızlık
    a. Stump ve Kretzmann: Süre Olarak Zamansızlık
    b. Leftow: Zamansal-Benzeri Zamansızlık
    c. Rogers: Süre Olmadan Zamansızlık
  4. İlahi Zamansızlık İçin Argümanlar
    a. Tanrı’nın Gelecek Bilgisi
    b. Tanrı’nın Varlığının Tamlığı
    c. Tanrı ve Evrenin Yaratılışı
  5. İlahi Zamansallık
  6. Zamansallık İçin Argümanlar
    a. Dünyada İlahi Müdahale
    b. Şimdinin İlahi Bilgisi
  7. Bazı Ara Görüşler
    a. Padgett ve DeWeese: Görece Zamansız Tanrı
    b. Craig: Yaratılıştan Önce Zamansız ve Yaratılışla Birlikte Zamansal Olan Tanrı
  8. Sonuç
  9. Kaynaklar ve İleri Okuma Örnekleri

1. Tanrı’nın Zamanla İlişkisi – Ön bilgi

Teizm, diğer herkesten ciddi anlamda farklı olan bir kişinin var olduğu görüşüdür. Tanrı diyeceğimiz bu kişi, tüm evrenin yaratıcısıdır. Ateizm, böyle bir kişinin var olmadığı görüşüdür. Herhangi bir teistik dünya görüşü, Tanrı’nın bu evrenle nasıl ilişkili olduğuna dair az çok fikir içerir. Tanrı’nın evrendeki olaylarla, nesnelerle ve insanlarla nasıl ilişkili olduğuna ve Tanrı’nın evrenin yapısı olarak adlandırabileceğimiz şeyle, yani, uzay ve zamanla nasıl ilişkili olduğuna dair bazı açıklamalar olmalıdır. Evrenin yaratıcısı Tanrı ise, Tanrı’nın uzay ve zamanı da yaratıp yaratmadığı sorusu ortaya çıkar. Bu soruların cevapları, uzay ve zamanın evrenin parçaları mı, yönleri mi yoksa daha mı temeli olduğuna göre değişir. Pek çok teolog veya filozof, uzayın evrenden daha temel olduğunu düşünmüyor. Tanrı’nın uzayı var ettiğine inanıyorlar. Bu görüş, Tanrı’nın bir anlamda mekansız olduğunu veya uzayın dışında olduğunu ima eder. Bununla birlikte, Tanrı’nın zamanla ilişkisi, hakkında derin bir anlaşmazlığın sürdüğü bir konudur. Augustine’den Aquinas’a kadar, önde gelen düşünürler Tanrı’nın zamanda olmadığını savundu. Tanrı’nın zamansız veya zamansız olma anlamında ebedi olduğunu düşünüyorlardı. Şimdi, filozoflar arasındaki baskın görüş, Tanrı’nın zamansal olduğudur. Onun ebedi doğasının zamansız değil sonsuz olduğu düşünülüyor. Tanrı hiç var olmadı ve asla varoluşu sonlanmayacak ama zamanda var oluyor.

Bu konumların her birinin savunucuları Tanrı’ya sonsuzluk atfeder. Sonuç olarak, “ebedi” terimi ya belirsiz ya da çeşitli pozisyonları kapsayan genel bir terim haline gelir. Bu makalede, “ebedi” terimi, Tanrı’nın zamanla ilişkisine atıfta bulunmak için kullanılacaktır. “Zamansal” terimi Tanrı’yı zamanın içinde olarak ve “zamansız” terimi Tanrı’yı ​​zamanın dışında olarak gösterecektir.

a. Zamansal Olmak Ne Anlama Geliyor: İlk Geçiş

Bugün, en azından filozoflar arasında çoğunluğa göre, Tanrı sonsuzdur ama zamansal pozisyondadır. Yani, Tanrı hiç var olmaya başlamamıştır ve asla var olmayı bırakmayacaktır. Bununla birlikte, Tanrı zamansal sürekliliği deneyimlemektedir. Yani, Tanrı başka olayları deneyimlemeden önce (örneğin yirmi birinci yüzyıl) bazı olayları (örneğin, birinci yüzyılı) yaşar. Tanrı eğer zamansal ise, varlığı, düşünceleri ve eylemleri de zamansal bir konuma sahiptir. O şu anda vardır, (ve her geçmiş anda var olmuştur ve gelecekteki her an var olacaktır.) ağustos ayında orta batıdaki sıcak hava dalgasını düşünüyordur. On üçüncü yüzyılda Aquinas’ın anlayış için dualarını dinlemiş ve cevaplamıştır. Geri kalanımız gibi onun ilişkileri de belirli zamanlarda olur.

b. Zamansız Olmak Ne Anlama Geliyor: İlk Geçiş

Tanrı’nın zamansız olduğu iddiası, Tanrı’nın zamansal olduğu iddiasının inkârıdır. İlk olarak, Tanrı vardır ancak herhangi bir zamansal konumda değildir. Tanrı’nın sonsuza dek ebedi olduğunu ve bu nedenle her seferinde var olduğunu kabul etmektense, bu pozisyon Tanrı’nın var olduğunu ancak hiçbir zamanda tam olarak var olmadığını iddia eder. Tanrı tamamen zamanın ötesindedir. Tanrı’nın zamanda var olmamasına rağmen sonsuza kadar var olacağı söylenebilir. Yani, zaman içindeki herhangi bir nokta zamansal bir konum olduğu için, sonsuzluk zamansal olmayan bir konum olarak görülebilir. İkincisi, Tanrı’nın zamansal sürekliliği deneyimlemediğine inanılmaktadır. Tanrının zamansal dizilişteki her olayla ilişkisi, başka herhangi bir olayla olan ilişkisi ile aynıdır. Tanrı, ilk yüzyılı, yirmi birinci yüzyılı deneyimlemeden önce  deneyimlemez. Bu yüzyılların her ikisi de Tanrı tarafından “zamansız şimdi”de yaşanır. Öyleyse, Aquinas’ın on üçüncü yüzyılda anlamak için dua ettiği ve anladığı doğru olsa da, Tanrı’nın dualara cevap vermesi, o yüzyılda meydana gelen bir şey değildir. Tanrı, zamansız varlık olarak, Aquinas’ın dualarını duymuş ve ona cevap vermiştir. Önce onu duyup sonra cevaplamamıştır. Zamansız bir anda duymuş ve cevap vermiştir. Aslında, bunları  yirmi birinci yüzyılda sunulan duaları işitip cevapladığı aynı zamansız anda yapmıştır.

c. Bazı Ara Görüşler

Bazı filozoflar, Tanrı’nın zamanla ilişkisinin ne zamansallık ne de zamansızlık kategorileri tarafından ele alınabileceğini düşünür. Aksine, Tanrı zamanla üçüncü tür bir ilişki içindedir. Aradaki konumlardan biri, Tanrı’nın bizim zamanımızda olmadığı, ancak kendi zamanının içinde olduğudur. Bu görüşe göre, Tanrı’nın iç yaşamı sırasaldır ve bu nedenle zamansaldır, ancak onun bizim zamansal sürekliliğimizle ilişkisi ‘’her şey aynı anda’’ dır. Bu bağlamda, Tanrı’nın kendi zaman çizgisi vardır. Bizim bildiğimiz zamanın içerisinin herhangi bir yerinde değildir. Bu görüşe göre, Tanrı’nın zamanı bizim zamanımızla hiçbir şekilde eşleşmez. O’nun zamanı bizimkinden tamamen ayrıdır.

Diğer bir görüş ise Tanrı’nın tüm zamanlara ait olduğudur. Bu görüşe göre, Tanrı’nın bizim zamanımızda olmadığı doğrudur, ama varlığında zamansal ardışıklığı (birbirini takip eden olayları) yaşar. Bizim zamanımız fiziksel zamandan oluşur. Tanrı’nın zamanı (metafiziksel zaman) ise, hiçbir içsel ölçüye sahip değildir ve tamamen ilahi yaşamın kendisinden oluşur (Padgett 1992, 2001; DeWeese 2002, 2004). Eğer Tanrı tüm zamanların içerisinde ise onun metafiziksel zamanı bir şekilde bizim fiziksel zamanımızı şekillendirir. Dolayısıyla, benim şu an bu cümleyi yazıyor olmamda Tanrı’nın bildiği gerçek bir anlam vardır.

Bu bağlamda bahsedeceğimiz son görüş ise (Craig, 2001a, 2001b) Tanrı’nın zamanı yaratmasıyla birlikte zamansal olduğu görüşüdür. Tanrı, yaratmadan önce zamansızdır fakat zamansal gerçeklik bir kez ortaya çıktığında, Tanrı’nın kendisi değişmelidir. Eğer Tanrı değiştiyse en azından bir anlamda zamansal olmuştur. Zaman varolmadan önce gerçekleşen şeylerden bahsetmenin tam olarak doğru olmaması gibi, bu görüşü Tanrı’nın zamansız olduğu, ancak sonrasında zamansal olduğu bir görüş olarak tanımlamalıyız. Bu şekilde tanımlamak, Tanrı’nın zamansız ve zamansal olarak içinde olduğu ayrı ayrı zamanların var olduğunu ima eder. Craig’in bu görüşünde ise, Tanrı zamansızken herhangi bir zaman yoktur. Yaratma olmadan Tanrı’nın zamansız oluşu, tam da zamanın yaratılışla var olmasından kaynaklanmaktadır.

2. Metodoloji

Birçok din filozofu, Kutsal Metinlerin Tanrı ve zamanla ilgili herhangi bir görüşten kesin olarak bahsetmediğini düşünür. (Craig 2001a, 2001b; farklı bir bakış açısı için Padgett, 1992 bakabilirsiniz). Kutsal Metinlerin sağladığı şey, Tanrı’nın zamanla ilişkisine dair kabul edilebilir teoriler oluşturmak için bazı parametreler vermesidir. Örneğin, Tanrı’nın varlığının başlangıcının olmadığını ve O’nun varlığının son bulmayacağını öğretirler bize. Ayrıca, Tanrı’nın dünyayla bir iletişim içerisinde olduğunu da söylerler. Dünyada neler olduğunu biliyor, kendini insanlara gösteriyor ve olayların gerçekleşeceği zamana uygun olarak davranıyordur. Kutsal Metinler ayrıca, Tanrı’nın tüm yaratılan şeylerin Rabbi olduğunu da söylerler. Her şey O’na bağlıdır. Filozoflar, ya tarihsel süreç içerisinde İncil’deki ortodoksluğunun içerisinde kalma kaygıları nedeniyle, ya da en azından, Tanrı ve zaman hakkında ortodoksluğa uygun bir pozisyonu ifade etmek için bu tür iddiaları kendi düşüncelerinin parametreleri olarak alırlar. Ortodoksluğun geniş ana hatlarından herhangi bir sapma, en azından birçok Hristiyan din filozofu için son çare olarak görülür.

Belirttiğimiz bu parametreler, Tanrı’nın zamanla nasıl bir ilişki içerisinde olduğuna dair birçok pozisyonun ortaya çıkmasına izin verir. Hangi pozisyonun bizim için en mâkul olduğunu belirleme işlemi, Tanrı’nın zamanla olan ilişkisi hakkındaki düşüncelerimizle Tanrı’nın doğasıyla ilgili düşündüklerimizi birbirine tutarlı bir şekilde bağlamayı içerir. Tanrı’nın gücü, bilgisi veya her yerde olması durumu hakkında söylemek istediklerimizin, Tanrı’nın ebedi olmasıyla ilgili anlayışımıza kaçınılmaz bir etkisi olacaktır. Buna ek olarak, kendi teorilerimizi Tanrı’nın kendisinin nasıl bir şeye benzediğini de kapsayacak bir şekilde başka sorunlarla birleştirmeye çalışacağız. Yüzleşeceğimiz en bariz sorunlardan bazıları zamanın doğası, değişimin doğası ve evrenin yaratılışı olacak.

3. İlahi Zamansızlık

a. Stump ve Kretzmann: Süre Olarak Zamansızlık

Zamansızlıkla ilgili birçok çağdaş tartışma Eleonore Stump ve Norman Kretzmann’ın yazdığı ‘’Sonsuzluk’’ adlı makalesiyle başlamıştır (Stump and Kretzmann, 1981). Stump ve Kretzmann fikirleriyle ilgili ipuçları için, ilahi zamansızlığın standart bir anlayışı haline gelen görüşü ifade eden Boethius’tan yararlanmışlardır: Sonsuzluk, sınırsız yaşamın bütün, eşzamanlı ve mükemmel sahipliğidir (Boethius, 1973). Stump ve Kretzmann, sonsuz (zamansız) bir varlık için gerekli olduklarını iddia ettikleri dört bileşen tanımlarlar. (Makalelerindeki tartışmalarında ‘’sonsuz varlık’’ olarak ifade etmiş olmalarına rağmen, biz bu makalede bundan sonra aynı anlama gelen ‘’zamansız’’ terimini kullanacağız.) Birincisi, zamansız olan her varlığın yaşamı vardır. İkincisi, zamansız olan bir şeyin hayatı sınırlandırılamaz. Üçüncüsü, bu yaşam özel bir süre içerir. Hayatı olan her şeyin bir süresi olmalıdır, ancak zamansız bir varlığın süresi geçici bir süre değildir. Son olarak, zamansız bir varlık tüm yaşamına aynı anda sahip olur. Geçici bir süre içerisinde varlığını gösteren bir yaşamdan farklı olarak zamansız varlığın, hayatının bir seferinde sadece bir anına sahip olan bizim aksimize, zamanın dışında olduğunu son olarak bu dördüncü bileşenden anlayabiliriz.

Stump ve Kretzmann’ın vurguladığı ilahi zamansızlığın dikkat edilmesi gereken iki yönü, zamansız bir varlığın yaşamı olduğu ve bu yaşamın geçici bir süre olmasa bile bir süresi olduğudur. Zamansız bir varlığın yaşam süresi, böyle bir varlığın doğasını, sayılar veya özellikler gibi soyut nesnelerin doğasının tam tersi bir konuma yerleştiriyor. Bu görüşürün bize bıraktığı Tanrı tasviri, yaşamın sadece bir anında var olamayacak kadar dolu olan bir varlığa aittir.

Zamansız bir Tanrı anlayışını savunan birisi için potansiyel bir zorluk, böyle bir Tanrı’nın zamansal olaylarla nasıl ilişkili olduğunu açıklamaktır. Örneğin, Tanrı zamanın her anının doğrudan bilincindedir. Tanrı’nın zamansız bilgisi ile bilgisinin zamansal nesneler ile arasında olan ilişkisi, eşzamanlılık gibi katı zamansal ilişkiler kullanılarak tam anlamıyla verilemez çünkü zamansal eşzamanlılık geçişli bir ilişkidir. Tanrı, Roma’nın yıkılışının zamansız bir şekilde farkındadır ve aynı zamansız şekilde şimdi kahvemi döktüğümün de farkındadır. Bildiğiniz gibi, Roma’nın düşüşü ve kahvemin dökülmesi aynı anda gerçekleşen şeyler değiller. Bu kısımda ihtiyaç duyduğumuz şey, Tanrı’nın zamansal dünyayla ilişkisine dair geçişli olmayan bir kavramdır. Bu amaçla, Stump ve Kretzmann ‘’Ebedi-zamansal – eş zamanlılık’’ kavramını sunarlar:

(Ebedi-zamansal) her x ve y değeri için, x ve y ebedi-zamansal eşzamanlıdır, ancak ve ancak:

i. Ya x ebedidir ve y zamansaldır ya da tam tersi; ve

ii. Bazı A gözlemcileri için, benzersiz ebedi referans çerçevesinde (Ç.N: referans çerçeveleri, bir referans noktası ya da noktaları ve koordinat sisteminden oluşur. Gözlemci, farklı zaman    dilimlerinde nesnelerin konum ve yönelim gibi özelliklerini referans çevrelerinden yola çıkarak belirleyebilir.), hem x hem y mevcuttur – yani, ya x ebediyen mevcuttur ve y geçici olarak anlık mevcut gözlenir ya da tam tersi; ve

iii. Bazı B gözlemcileri için, sonsuz sayıdaki zamansal referans çerçevesinden birinde, x ve y’nin her ikisi de mevcuttur – yani, ya x ebediyen mevcut ve y zamansal olarak mevcut gözlenir ya da tam tersi.

Eğer x ve y ebedi-zamansal eşzamanlılarsa, birisi zamansalken diğeri zamansızdır. Bu gerçek, ilişkinin simetrik olmayan ve geçişsiz doğasını korur. Eğer ebedi-zamansal eşzamanlılığı, Tanrı’nın zamansal bir dünya ile olan ilişkisi hakkındaki gerçeği veriyorsa, o zaman kahvemi dökmem ile Roma’nın çöküşünün aynı anda gerçekleşiyor olmasından endişelenmemize gerek kalmaz.

Ama ne yazık ki, ebedi-zamansal eşzamanlılığının da yüzleşmesi gereken çeşitli problemler vardır. Bazı filozoflar ‘’referans çerçevesi’’ terminolojisinin kullanımındaki anlaşılmazlıktan rahatsız oldular (örneğin, Padgett, 1992). Bu terminolojide açıkça görelilik teorisi ile bir benzetme vardır. Bu filozoflara göre ise teknik tanımın özüne bir benzetme koymak, en azından pedagojik açıdan şüphelidir: Daha derin bir felsefi problemi gizliyor olabilir. Buna ek olarak Delmas Lewis (1984), zamansal bir varlığın bir şeyi ancak o şeyin kendisinin zamansal olması ve zamansız bir varlığın bir şeyi ancak o şeyin kendisinin zamansız olması durumunda gözlemleyebileceğini ileri sürmüştür. Gözlem, zamansal/zamansız ayrımını aşamaz. Dolayısıyla, gözleme ve referans çerçevesine dayanan bir gerekçelendirme yalnızca bir benzetme veya mecaz olarak görülmelidir.

Stump ve Kretzmann’ın zamansız görüş için gerekli olduğunu düşündükleri zamandışı süre kavramının temelde tutarsız olduğu da tartışılmıştır. Paul Fitzgerald (1985), Tanrı’nın yaşamında bir süre olabilmesi için, örneğin Tanrı’nın iki veya daha fazla düşüncesinin aynı veya farklı sürelerde olması gerektiğini ileri sürmüştür. Tanrı’nın zihnindeki farklı düşünceler, ilgili süre uzunluklarına veya en azından süre içindeki konumlarına göre bireyselleştirilebilir. Fitzgerald, eğer zamansız bir süre, zamansal veya uzamsal süreye sahip bu analoglara sahip değilse, onu gerçek bir süre durumu olarak düşünmenin zor olduğunu savunur. Diğer bir yandan, Tanrı’nın yaşamındaki süre bahsettiğimiz türden bir süreyse, bunun basit bir zamansal süre durumu olmadığını görmek zordur.

Gelen itirazlar sonucunda Stump ve Kretzmann, ebedi-zamansal eşzamanlılığı analizlerini revize ettiler ve bu tür itirazlara yanıt vermeye çalıştılar. Fitzgerald’ın eleştirisine getirdikleri cevapta (Stump ve Kretzmann, 1987), Fitzgerald’ın zamansız süreye karşı olan analizinin çoğunun geleneksel ilahi basitlık kuramıyla bağdaşmadığını gösterdiler. İlahi doğanın basitliğinden vazgeçmelerini gerektiren hiçbir Tanrı yaşamı fikri kabul edilemez. Örneğin, Tanrı’nın yaşamı boyunca farklı olaylar veya ‘’anlar’’ arasında herhangi bir sıralama olamaz. Metafiziksel olarak basit olan bir Tanrı’nın yaşamında farklı olaylar veya anlar yoktur. Bahsedilen iki pozisyon Orta Çağ düşüncesi boyunca bağlantılı olmuş olsa da, zamansız bir Tanrı’nın aynı zamanda metafiziksel olarak da basit olması gerektiğine inanmanın getirdiği zorluklar vardır. İlahi basitliğe karşı getirilen herhangi bir bağımsız argüman (Wolterstorff, 1991 gibi) böyle bir zamansızlık anlayışına karşı çıkacaktır.

Fikirlerinde getirdikleri değişikliklerle birlikte, Stump ve Kretzmann ebedi-zamansal eşzamanlılığın yeni bir versiyonunu ortaya koymuştur (Ç.N: bundan sonra bu görüşün ismi için ET(ing: eternal-temporal) kısaltmasını kullanacağım):

(ET):her x ve y değeri için, x ve y ebedi-zamansal eşzamanlıdır, ancak ve ancak:

i. Ya x ebedi ve y zamansal ya da tem tersi (x’in sonsuz ve y’nin zamansal olduğunu varsayalım):

ii. Eşsiz ebedi referans çerçevesindeki A’ya göre, x ve y’nin her ikisi de mevcuttur – yani: (a) x, A’ya göre ebedi şimdiki zamandadır, (b) y zamansal şimdiki zamandadır ve (c) hem x hem de y, A’ya göre, A’nın her biri ile doğrudan ve dolaysız nedensel ilişkilere girebileceği ve (eğer farkındalığa sahipse) her birinin doğrudan farkında olabileceği şekilde yerleştirilmiştir;

iii. Sonsuz sayıda zamansal referans çerçevesinden birinde B’ye göre, x ve y’nin her ikisi de mevcuttur – yani: (a) x ebedi şimdiki zamanda, (b) y ise B ile aynı zamanda ve (c) hem x hem de y, B’ye göre, B’nin her biri ile doğrudan ve dolaysız nedensel ilişkilere girebileceği ve (eğer farkındalığa sahipse) her birinin doğrudan farkında olabileceği şekilde yerleştirilmiştir. (Stump ve Kretzmann, 1992)

Kuramın yeni olan bu versiyonu, gözlem zorluklarını ortadan kaldırır, ancak zamansal ve zamansız olan durumları tanımlamak için referans çerçeveleri kavramını kullanmaya devam eder. Alan Padgett (1992), Stump ve Kretzmann’ın burada görelilik teorisi ile bağı sıkı olmayan bir benzetmeden başka bir modeli savunamayacağını ileri sürmüştür. Ona göre, Stump ve Kretzmann burada görelilik teorisinin kullanımının sezgisel bir araçtan daha fazlası olmadığını kabul etmişlerdir. Fakat, zamansız bir varlık ile zamandaki olaylar arasındaki ilişkiye dair analizleri belirsiz bir benzetmeden fazlasını gerektirir. Özel görelilik teorisi söz konusu olduğunda, birbirlerinin ışık konilerindeki (Ç.N: uzay-zaman konileri olarak da adlandırılırlar. Tek bir olaydan çıkan ve her yöne seyahat eden bir ışık parıltısının uzay-zaman boyunca geçeceği yoldur.) herhangi iki olay arasında mutlak bir zamansal eşzamanlılık veya mutlak bir zamansal sıralama vardır. Eşzamanlılığın mutlak olduğunu kabul etmenin getirebileceği sorunlar yalnızca, her biri diğerinin uzay-zaman konisinin dışında olan iki olay düşünüldüğünde ortaya çıkar. Eğer iki olay birbirlerinin ışık konilerinin dışında ise, nedensel olarak etkileşemezler. Özel göreliliğin bu özelliği, bir yandan zamansız bir varlık ile zamansal bir olay arasındaki bağlantıyı iyi bir şekilde kurarken, diğer bir yandan farklı referans çerçevelerindeki olaylar arasındaki ilişkiyi oldukça zayıflatır.

b. Leftow: Zamansal-Benzeri Zamansızlık

Brian Leftow Tanrı’nın yaşamında zamansız süreyi başka bir şekilde savunur. Leftow, Tanrı’nın yaşamında farklı anlar olduğuna inanır. Bu anlar, zamansal olarak birbirlerinden daha önce veya daha sonra olmasalar da daha önce ve sonra birbirleriyle olan ardışık ilişkilerde yer alır. Leftow bu görüşü Zamansal-Benzeri Sonsuzluk (ing: Quasi-Temporal Eternality. Yazının devamında QTE olarak bahsedeceğim.) olarak adlandırır (Leftow 1991). Bir QTE varlığı, tüm hayatını aynı anda yaşadığı için zamansızdır. Hayatının hiçbir anı zamanın içerisinde akıp gitmez ve henüz yaşanmayan başka bir an yoktur. Bir QTE varlığının ömrü sıralı anlara sahip olduğu için, süresi önemli ölçüde zamansal bir varlığın ömrünün süresi veya uzantısı gibidir. Bütün bu anları ‘’aynı anda’’ ya da aynı zamansız şimdide yaşadığı için, Tanrı zamansız bir varlıktır.

Leftow’un, QTE varlığı görüşünün sağladığını düşündüğü bir avantaj, ilahi basitlik doktrinine bağlı kalırken aynı anda Fitzgerald’ın getirdiği görüşle ilgili zorlukları da karşılayabilmesidir. Metafiziksel olarak basit, zamansız bir Tanrı’nın yaşamındaki farklı anların konumlarına göre bireyselleştirilmesine izin veren bir tür süre olabilir. Leftow, uzaysal veya maddi parçalardan oluşan bir varlık ile farklı anlardan, konumlardan veya noktalardan oluşan bir süreye sahip bir varlık arasında önemli bir fark olduğunu savunur. Eğer Tanrı’nın yaşam süresi ayrı parçalardan oluşmuş olsaydı, Tanrı metafiziksel olarak basit bir varlık olamazdı. Ancak noktalar parça değildir. Sonlu bir doğru parçası, sonlu sayıda noktanın toplanmasının veya çıkarılmasının uzunluğunu değiştireceği bazı sonlu sayıdaki noktalardan oluşmaz. Eğer Tanrı’nın yaşam süresindeki anlar, noktalar veya pozisyonlar O’nun yaşamının bir parçası olarak sayılmayacaklarsa bu saydığımız özellikler sıfır sonlu uzunlukta olmalıdır.

Fitzgerald, Stump ve Kretzmann’ın zamansız süre kavramını, herhangi bir sürenin farklı konumlardan oluşması gerektiği konusunda ısrar ederek eleştirmişti. Bu itiraz, Leftow’un konumunu etkilemeyecektir. Leftow için, zamansız bir Tanrı’nın (ve metafiziksel olarak basit bir Tanrı’nın) yaşamında farklı noktaların olması bir problem değildir. Fitzgerald ise, bu noktaların Tanrı’nın yaşamının bir parçası olmadığı görüşünde ısrarcıdır. Dolayısıyla, Fitzgerald’a göre Tanrı, hayatı farklı parçalar içeren bir varlık değildir. Tanrı, metafiziksel olarak basit bir varlıktır. Tanrı’nın yaşamı, ardışık bir şekilde sıralanan noktaları içerir. Dolayısıyla QTE Tanrısı, sıralı noktaları ile Tanrı’nın, hem Fitzgerald’ın istediği türden süreye hem de zamandan bağımsız olmasına izin verir. Bu açıdan baktığımız zaman, QTE’nin zamansız süre kavramı, Stump ve Kretzmann tarafından ortaya konulandan daha tatmin edicidir.

Leftow’un anlayışına göre zamansız sürenin zamansal süre ile benzer özellikleri vardır. Yakın tarihli bir makalesinde, bu tür özelliklerin Tanrı’yı zamansal hâle getirmeden paylaşılabileceği bir fikri savunur (Leftow, 2002). Leftow bu makalesinde, bir şeyi zamansal yapan özellikler ile tipik olarak zamansal olan şeyler arasında ayrım yapar. Tipik bir zamansal özellik (ing: typically temporal property. Bundan sonra TTP olarak bahsedeceğim.), zamansal olayların tipik özelliği olan ve onları zamansal hâle getirmeye yardımcı olan bir özelliktir. Ancak, bir olayı zamansal bir olay haline getirmek için bir miktar TTP’ye sahip olmak tek başına yeterli değildir. Bir olayı zamansal yapan şey, doğru TTP’lere sahip olmaktır. Leftow ayrıca, Tanrı’nın zamansız olduğunu savunan neredeyse herkesin, Tanrı’nın yaşamının en azından bazı TTP’lere de sahip olduğuna inandığını belirtiyor. Benzer şekilde, Tanrı’nın zamansal olduğuna inanan neredeyse hiç kimsenin Tanrı’nın TTP’ye sahip olduğunu düşünmeyeceğini de belirtiyor. Örneğin, bazı zamansal olayların tamamen gelecekte gerçekleşecek olması bir TTP’dir; ama Tanrı, zamansal olsa bile bu özelliğe sahip değildir.

Her yaşam gibi Tanrı’nın yaşamı da bir olaydır. Ancak, O’nun yaşamı zamanın geçmediği ve içinde hiçbir değişikliğin olmadığı bir olaydır. Bu açıklama, zamansız bir süre ile ne kast edildiğini gerçekten iyi bir şekilde ifade eder. Bir süreye sahip olmanın ve bir olay olmanın herbiri TTP olsa bile, Leftow bu özelliklerin sadece zamansal varlıkların sahip olabileceği türden TTP olmadığını iyi bir şekilde savunmuştur. Dolayısıyla, Tanrı’nın yaşamı zamansız bir süre olabilir.

Eğer Tanrı zamansızsa, başka hangi TTP’lere sahiptir? Leftow, Tanrı’nın aynı zamanda şimdiki zamana da sahip olduğunu savunur. Şimdiki zamanda olması bir TTP’dir, ama Tanrı’nın şimdiki zamanı zamansal olmayan bir şimdiki zamandır. Tanrı’nın ‘’şimdisi’’ zamansal bir şimdi değildir. ‘’Şimdi’’ bir olayda sorulan ‘’Ne zaman gerçekleşti’’ sorusunun cevabıdır. Leftow’a göre ‘’şimdi’’ terimi, konuşmacı onu belirttiği zaman ortaya çıkar. Bununla birlikte, her ‘’ne zaman” zaman belirtmez. Sonsuzluk, zamansız bir yer olma anlamında bir ne zaman da olabilir (Leftow, 1991’e ek bilgi için bakabilirsiniz). ‘’Tanrı ne zaman hareket eder?’’ sorusunun cevabı ‘’Sonsuzlukta’’ olabilir.

Leftow’un bahsettiğimiz tipik zamansal özellikler üzerine analizi, zamansız süreye ve zamansız bir Tanrı’nın zamansal bir dünyayla ilişkisine yönelik getirilen bazı itirazların belirleyici olmadığını göstermektedir. Zamansal olarak şimdiki zamanda olmasa bile Dünya’da zamansız bir Tanrı mevcut olabililr. Kendisinin zamansal süresi olmasa bile süresi olan olaylardan oluşan bir yaşamı olabilir. Dolayısıyla bu özelliklerin, Stump ve Kretzmann’ın argümanlarının dayanaklarını zamansal yapan temel şeyler olduğunu gösterdikleri sürece bu argümana karşı eleştiriler makul görünüyor. Bu özelliklere sahip olan şeyler tipik olarak zamansal olsalar da mutlaka öyle olması gerektiklerini söyleyemeyiz.

c. Süre Olmadan Zamansızlık

Katherin Rogers (1994, 2000), hem Leftow’un hem de Stump ve Kretzmann’ın ilahi zamansız süre kavramının zorlayıcı ve hatta kendi içerisinde tutarsız olduğunu iddia etmiştir. Bu üç ismin, Boethius ve diğer Orta Çağ düşünürleri için söyledikleri, zamansızlık görüşlerinin süreyi de kapsadığına dair argümanlarına karşı çıkar. Plotinus ve Augustine’in söylediklerini göz önüne aldığımızda Rogers, bu filozofları Tanrı’nın yaşamına süre atfeden birileri olarak görüp bu şekilde okumanın doğru olamayabileceğini savunur. Augustine ve Anselm, şimdiki zaman kavramını kullanarak özellikle zamansızlık kavramını tanımlarlar.

Orta Çağ düşünürleri zamansızlığın süreyi içerdiğini düşünmüş olsalar bile, daha zor olan soru onu bu şekilde düşünmemiz gerekip gerekmediğidir. Rogers, hem Leftow’un hem de Stump ve Kretzmann’ın, ilahi zamansızlık fikrine karşı genel itirazlara cevap verirken, kendilerine özgü olan bir zamansız süre kavramını hiç kullanmadıklarına işaret eder. Ayrıca, zamansız sürenin tutarlılığına ilişkin verilen açıklamaların tatmin edici olmadıklarını söylemiştir.

Stump ve Kretzmann iki paralel çizgi analojisini kullanırlar (Stump ve Kretzmann 1987: 219). Altta olan paralel çizgi, sabit bir hızla hareket eden zamandaki bir noktayla aydınlatılırken, yukarıda olan tamamen aydınlatılır (hepsi aynı anda). Her çizgideki ışık, bölünmez şimdiyi temsil eder. Zamansız çizginin tamamı bölünmez bir şimdi iken, zamansal çizgideki her nokta bir şimdidir (birer birer). Bu şekilde, tabiri caizse, Tanrı’nın yaşamı zamansal gerçeklikle birlikte uzatılır.

Bu analojinin önemli noktalarında bazı sorunlar vardır. Rogers, zamansızlığı temsil eden çizginin (bu çizgiyi ‘’E’’ olarak adlandıralım) ya farklı noktalardan oluştuğunu ya da böyle bir çizginin olamayacağını savunur. Eğer yok ise, zamansızlığın bir süresi yoktur. Eğer var ise, bu noktalar bir şekilde zamansal çizgi üzerindeki noktalara (‘’T’’ olarak adlandıralım) denk gelmelidir. Analojideki sorun çıkartan kısım özellikle, T üzerindeki bir noktanın (buna  diyelim) E () üzerindeki bir noktaya gittikçe daha da yakınlaştıkça başka bir noktaya (bu oktaya da diyelim) dönüşmesidir. Ancak, eğer Tanrı tam olarak zamansız ise, Tanrı’nın bütün yaşamı zamanın her noktasında aynı ilişki içinde olmalıdır. Rogers, Orta Çağ düşünürlerinde böyle bir benzetmenin asla bulunmadığına işaret eder. Rogers’e göre, onların en sevdikleri geometrik benzetme, daire ve merkezdeki noktadır. Daire, tüm zamanı ve noktayı, yani zamansızlığı temsil eder. Zamansızlık, zamansal dizi boyunca her nokta ile aynı ilişki içindedir. Noktanın kendisinin uzantısı veya parçası yoktur.

Eğer Tanrı QTE varlığı ise O’nun zamansız yaşamının daha erken ve daha sonraki noktaları vardır. Bununla birlikte, bu noktalar Tanrı tarafından sırayla tecrübe edilmez. Bütün bu noktalar, zamansal bir şimdide bir anda deneyimlenir. Rogers, Leftow’un önünde iki seçenek olduğunu iddia eder. Ya Tanrı’nın hayatındaki anlar ile bu anları deneyimlemesi arasında iyi bir şekilde gerekçelendirdiği bir ayrım savunması gerekir (anların sırayla var olabiliyorken aynı zamanda yaşanabileceği bir ilke) ya da Tanrı’nın yaşamının önceki ve sonraki anlarının aynı anda olabileceğini kabul etmelidir. Her iki seçenek de Tanrı’nın yaşamının zamansız bir süreye sahip olduğu iddiasının kabul edilebilirliğini veya açıklığını arttırmaz.

Rogers, zamansız bir Tanrı ile zamansal gerçeklik arasındaki ilişkiyi yakalayan, Augustine (1993)’de bulunan ve geometrik olmayan bir analoji sunar: Tanrı’nın dünyayla ilişkisi insan hafızasının geçmişle olan ilişkisine benzer. Tıpkı şimdiki zamandaki bir zihinsel egzersizde, kendileri sıralı olan bir dizi olayın insan aklına gelmesi gibi zamanın ötesinde olan Tanrı, zamansal olayların tüm sırasını ardışık olmayan bir şekilde bilebilir.

O halde Rogers’in görüşü, Tanrı’nın zamansız yaşamının süreyi kapsamadığıdır. Rogers, Tanrı’nın yaşamının bir süresinin olduğunu reddetmenin onu bir tür donmuş veya durağan varoluşa indirgemeyeceğini düşünüyor. Bu terimler doğası gereği zamansaldır. Her biri belirli bir süre boyunca hareketsiz bir durumu ifade eder. ‘’Eksik uzantı haricinde, Tanrı geometrik bir noktaya benzemez’’ diye yazıyor (Rogers, 1994, p14) . O’nun yaşamı uzaantıdan yoksundur.

4. İlahi Zamansızlık İçin Argümanlar

Tanrı’nın zamansız olduğu iddiasıyla ilgili birçok argüman olsa da bu makalede en önemli olan üç tanesine bakacağız. Bunlar, Tanrı’nın gelecekteki özgür eylemler hakkındaki bilgisi, Tanrı’nın yaşamının mükemmelliği ve Tanrı’nın evreni yaratmasıyla ilgili argümanlardır. Ve son olarak bu argümanlara gelen bazı cevapları inceleyeceğiz.

a. Tanrı’nın Geleceğe Dair Bilgisi

İlahi zamansızlığın en göze çarpan argümanı, bu konumun Tanrı’nın özgür eylemlere ilişkin önceden bilgisi sorununa bir çözüm sunduğu yönündedir. Özgür irade ile Tanrı’nın her şeyi biliyor olması sıfatı (omniscience) arasındaki ilişkiyi Tanrı’nın zamansal olduğunu varsaydığımızda en iyi şekilde görürüz. Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa ve hiç yanılmıyorsa (güvenilirse) her gerçeği bilir ve asla yanılmaz. Eğer insanlar libertaryen anlamda özgürse, o zaman bir kişinin gerçekleştireceği bazı eylemler, eylemi başlatmak veya başlatmaktan kaçınmak anlamında ona bağlıdır. Problem, birinin (gelecekte) belirli bir eylemi özgürce seçeceği varsayılırsa ortaya çıkar. Jeanie’nin yarın saat 16.00’da bir fincan çay yapmaya karar vereceğini varsayalım. Eğer bu özgürce alınmış bir kararsa, bir fincan çay yapmak ya da yapmaktan kaçınmak da onun elindedir. Eğer Tanrı zamanın içindeyse ve her şeyi biliyorsa, yüzyıllarca yıl öncesinden Jeanie’nin bir fincan çay yapacağını biliyor olması gerekir. Yarın olduğunda, Jeanie bir fincan çay yapmaktan kaçınabilir mi? Nelson Pike’in iddia ettiğine göre (Pike, 1965) Jeanie bunu ancak Tanrı’nın zamanın başından beri inandığı şeyi değiştirme gücü elindeyse yapabilir. Öyleyse, Tanrı Jeanie’nin çay yapacağına uzun zamandır inanıyor olsa da, Jeanie’nin Tanrı’nın inandığı şeyi değiştirecek gücü olmalıdır. Tanrı’nın çoktan inandığı Jeanie’nin bir fincan çay yapamayacağı durumunu ortaya koyabilmelidir. Pek çok filozof, geçmiş üzerinde kimsenin bu tür bir güce sahip olmadığını, dolayısıyla insan özgürlüğünün ilahi ön bilgi ile bağdaşmadığını ileri sürmüştür.

Diğer bir yandan, eğer Tanrı zamansız ise bu problem ortaya çıkmaz. Tanrı, zamanın içinde gerçekleşen şeylere dair inanca sahip değildir, bu nedenle Jeanie’nin Tanrı’nın geçmiş inançları üzerinde kontrolü olması gerekmez. Jeanie’nin Tanrı’nın zamansız inançları üzerinde kontrole sahip olmaya ihtiyacı vardır. Bu güç durumunu bir problem olarak görmemiz gerekmez çünkü Tanrı’nın bir olay hakkındaki zamansız bilgisinin, bizim bir olay hakkındaki mevcut bilgimize oldukça benzer olduğu düşünülmektedir. Olay hakkındaki bilgimizin içeriğini belirleyen şey olayın gerçekleşmesidir ve aynı şekilde, Tanrı’nın bilgisinin içeriğini belirleyen şey de olayın gerçekleşmesidir. Jeanie bir fincan çay yaparsa, Tanrı bunu zamansız olarak bilir. Eğer yapmazsa, Tanrı bunu da bilir. Tanrı’nın bilgisi geçmiş değil, zamansızdır.

Belki, Tanrı zamansal olsa bile, ön bilgisinin içeriğinin olayın gerçekleşmesi ile aynı şekilde belirlendiğini iddia edilebilir. Bu iddia tabii ki doğru olabilir ancak, burada sorun çıkartabilecek iki noktadan bahsedebiliriz. Birincisi, Jeanie’nin çay yapacağını bilen zamansal bir Tanrı’nın söz konusu olabilmesi için, Jeanie’nin geçmiş üzerinde olgusal bir kontrole sahip olması gerekir. İkinci olarak, eğer Tanrı yüz yıl öncesinden Jeanie’nin çay yapacağını biliyorsa, Jeanie’nin Tanrı’nın bilgisi ile olayın ‘’arasına girdiği’’ bir anlam varmış gibi görünür. Başka bir ifadeyle, Tanrı’nın bildiklerini bildiği gerçeği Jeanie çay yapmaya başlamadan önce belirlenmiştir. Eğer bu Jeanie için özgür bir seçimse hâlâ çay yapmaktan kaçınabilir. Jeanie’nin çay yapma ya da yapmama kararı, zamansal olarak Tanrı’nın inançlarının içeriği ile olayın gerçekleşmesi arasındadır.

Tanrı’nın zamansız olduğu pozisyonu, Tanrı’nın geleceğe ilişkin bilgisi ile insan özgürlüğünü uzlaştırma sorununa getirilebilecek en iyi çözüm olarak sıklıkla başvurulan bir görüştür. Tanrı zamansızsa sonuçta hiçbir şeyi önceden bilemez. Boethius, Anselm, Aquinas ve diğer birçok isim, bu problemi çözebilmek için Tanrı’nın zamansallığına başvurmuştur.

Tanrı’nın zamansız olduğu önerisi ilk bakışta iyi bir görünüş sunuyor gibi görünse de bu görüşle ilgili varlığını sürdürmeye devam eden önemli bir problem vardır: Bu da peygamber problemidir. Diğer şeylerin yanısıra, Tanrı’nın Musa’ya Jeanie’nin yarın bir fincan çay yapacağını söylediğini varsayalım. Şu anda, tamamen farklı olan bir durumla karşı karşıyayız. Tanrı’nın Jeanie’nin bir fincan çay yapacağı bilgisi zamansal olmasa da, Musa’nın Jeanie’nin çay yapacağına dair bilgisi zamansaldır. Dahası, bu bilgi direk olarak Tanrı’dan geldiğinden, Musa gelecekteki bu olay hakkında yanılamaz (Widerker 1991, Wierenga, 1991).

Bazıları ise peygamber probleminin sadece Tanrı Musa’ya Jeanie’nin ne yapacağını söylerse ortaya çıkacağını iddia ediyorlar. Öyle görünüyor ki Tanrı, Musa’ya veya başka bir peygambere pek bir şey söylemiyor. Her şeyin ötesinde, Tanrı neden Musa’ya böyle bir şey söylesin? Musa’nın Jeanie’nin çayını umursamadığını söylemek abes kaçmayacaktır. Bu türden bir kehanet oldukça nadir görülebilecek bir şey olduğundan, Tanrı’nın bilgisinin özgürlüğümüzü dışlamadığından emin olabiliriz. Ancak bazıları, Tanrı’nın Musa’ya (veya bu bağlamda başka birine) Jeanie’ye ne yapacağını söylemesinin mümkün olması durumunda, Tanrı’nın zamanın içinde olduğu ve Jeanie’nin çay yapacağını önceden bildiği pozisyonunda karşılaşacağımız bağdaşmazlık probleminin bir versiyonuna sahip olacağımızı iddia ederler. Bu versiyona ‘’olası peygamber’’ problemi diyebiliriz. Eğer olası peygamber problemi, Tanrı’nın gelecekteki eylemler hakkındaki zamansız bilgisinin (yani, şu anki bakış açımızdan gelecek) bahsettiğimiz eylemlerin özgürce yapılmış olmasıyla bağdaşmadığını gösterecek kadar ciddiyse, o halde Tanrı’nın zamansız olduğunu ileri sürmek önceden bilme sorununu çözmez.

b. Tanrı’nın Varlığının Mükemmelliği

Tanrı’nın doğası hakkında düşünürken, Tanrı ile kast ettiğimiz şey ne olursa olsun, o şeyin mümkün olan en yüksek seviyede olduğunu fark ederiz. Bilinmesi mümkün olan her şeyi bilir. Yapılması mümkün olan her şeyi yapabilir. Sonsuz merhamet sahibidir. Bu ‘’maksimum özellik fikri’’, Tanrı’nın doğasına da uygulanabilir. Tanrı yaşayan bir varlıktır. Tanrı, sayı gibi soyut bir nesne değildir. Tanrı, manyetik kuvvet gibi cansız değildir. O hayattadır. Eğer Tanrı hakkında doğru olan her şey, O’nun için mümkün olabilecek en büyük ölçüde doğrularsa, Tanrı’nın yaşamı mümkün olan en mükemmel yaşamdır. Tanrı’nın hayatı neye benzerse benzesin, kesinlikle ondaki her şeye en yüksek seviyede sahiptir.

Bazı filozoflar, Tanrı’nın yaşamıyla ilgili bu gerçeğin onun zamansız olmasını gerektirdiğini iddia etmişlerdir: Yaşamını sıralı bir şekilde deneyimleyen hiçbir varlık, mümkün olan en iyi yaşama sahip olamaz. Zamansal varlıklar hayatlarının her seferinde sadece bir anını deneyimlerler. Geçmiş geride kalmış ve gelecek daha gelmemiştir. İnsanın yaşamındaki geçmişte kalan anlar sonsuza kadar kaybolmuştur. Kişi geçmişi hatırlayabilir ama onu bir daha doğrudan deneyimleyemez. Yaşamındaki gelecek zamana henüz ulaşmamıştır. Hakkında tahminlerde bulunabilir, endişelenebilir ancak henüz deneyimleyemez. Yaşamındaki her hangi bir zamanda hayatının sadece kısa bir bölümünü yaşar. Zamansal bir şeyin yaşamı yayılır ve dağılır.

Hayatlarımızda sürekli olarak hissettiğimiz özlem ve pişmanlığa sebep olan şey, deneyimimizin geçici doğasıdır. Bu pişmanlık hissi, sıralı bir yaşamın mükemmel bir yaşam olmadığı fikrine inanırlılık kazandırır. Bazen yaşlı insanlar geçmişe özlem duyarken, gençler de olgunlaşmayı arzularlar. Şu anda yanımızda olmayan sevdiğimiz insanlar için özlem duyarız. Artık devam etmeyen olaylar ve hatıralar için de üzülürüz.

Tanrı’nın yaşamını düşündüğümüzde ise, Tanrı’nın geçmişe veya geleceğe karşı özlem duyduğunu düşünme fikri kulağa garip gelir. Tanrı’nın daha önceki bir zaman için özlem duyacağı veya hayatında bir yıl daha geçtiğinden dolayı pişman olabileceği fikri, Tanrı’ya bir zayıflık veya yetersizlik atfedilmesi gibi görünür. Tanrı kendi kendine yeten doğasıyla hiçbir şekilde yetersiz olamaz. Eğer bu özlemlerin temeli zamanın geçişi deneyimiyse herhangi bir zaman deneyimini Tanrı’ya atfetmemek için iyi bir nedenimiz vardır. Bu yüzden, Tanrı’yı zamansız olarak düşünmek daha makuldür. Tüm yaşamını zamansız şimdiki zamanda bir kerede deneyimler. Hayatının hiçbir şeyi geçmiş zamanda ya da gelecek zamanda değildir. Bu fikri Boethius’un ünlü sonsuzluk tanımıyla anlatabiliriz:‘’ Öyleyse sonsuzluk, sınırsız yaşamın eşzamanlı ve mükemmel bütünlüğüdür’’ (Boethius, 1973). Boethius, bu zamansız varoluş biçimini zamansal bir yaşam biçimiyle karşılaştırır:

Zaman içinde yaşayan şey her ne olursa olsun şimdiki zamanın içindedir ve zaman oku onun için geçmişten geleceğe doğrudur, zaman içerisinde onun yaşamının tamamını eşit olarak kavrayabilecek hiçbir şey yoktur çünkü yarın henüz bilinmeyendir ve dün ise çoktan kaybolmuştur (Boethius, 1973).

Ancak, Tanrı’nın bir şekilde zamansal olduğunu düşünenler, Tanrı’ya zayıflık veya yetersizlik atfetmek istemezler. Aynı zamanda, Tanrı’nın doğasının mükemmellikten uzak olduğuna da inanmazlar. Ve sonuç olarak Tanrı’nın zamansal ise mükemmel bir yaşam deneyimleyemeceğini inkar ederler. Bu filozoflar, zamanın geçişiyle ilgili pişmanlıklarımızın çoğunun yaşamımızın sonlu oluşuyla yakından bağlantılı olduğuna işaret eder. Kendi yetersizliğimizin temelini oluşturan şey zamansal oluşumuz değil, sınırlı varlıklar oluşumuzdur. Hem hayatlarımız kısa olduğu hem de anılarımız sönük ve yanlış olabileceği için geçmişin kontolünü kaybetmeyi istemeyiz. Tanrı’nın yaşamı zamansal olsa bile sınırlı değildir ve hafızası tamamen berraktır. Zamanın akmasıyla ne ondan bir şey eksilir ne de hayatının sonuna yaklaşır. Eğer zamanın ileriye doğru akışı hakkındaki pişmanlıklarımız, zamansal oluşumuzdan çok sonlu varlıklar olmamızla ilgili bir problemse, burada bahsettiğimiz birçok argüman geçerliliğini yitirebilir.

Tanrı’nın hayatının mükemmelliğine ilişkin bu argümana getirilebilecek bir itiraz şudur: Tanrı’yı zamansız olarak kabul edenler, Tanrı’nın bir sayı veya özellik gibi durağan bir şey olduğuna inanırlar. Zamansızlığı savunan birisi, söyledikleri doğru olsun ya da olmasın, Tanrı’nın zamanla ilişkisini belirleyen şeyin Tanrı’nın yaşamının mükemmelliği (yoksulluğundan ziyade) olduğunu savunur.

c. Tanrı ve Evrenin Yaratılışı

Tanrı’nın zamansız olduğuna dair bir başka argüman, zamanın kendisinin olumsal(zorunsuzluk, ing: contingent) olduğu fikriyle başlar. Eğer zaman olumsalsa ve Tanrı olumsal değilse, o zaman en azından Tanrı’nın zamansız var olması mümkündür. Bu sonuçla direk olarak Tanrı’nın zamansız olduğu fikrine ulaşmak zor olsa da, bu görüş başka birçok şey söylemek için kullanılabilir. Eğer zaman olumsalsa, varlığı için Tanrı’ya bağlıdır. Tanrı ya zamanı yaratmış ve onu akışına bırakmıştır ya da onun içinde sonsuza kadar varlığını sürdürecektir. (Zamanın olumsal olduğu iddiası genellikle kabül gören bir görüştür ve hakkında fazla tartışma yoktur. Zamanın gerekliliğine ilişkin argümanlar ise aşağıda ele alınacakır.)

Tanrı, zamanı evreni yaratımının bir parçası olarak yarattıysa evrenin bir başlangıcının olup olmadığı sorusu önem kazanır. Evrenin bir başlangıcı olmadan Tanrı’nın evreni yaratmış olduğunu düşünmek ilk bakışta biraz garipmiş gibi görünüyor olsa da bu şekilde olabileceğini düşünen Thomas Aquinas gibi filozoflar vardır. Aristotelesçi düşünceden yararlanan Aquinas, sonsuz bir evrenin çok muhtemel bir olasılık olduğunu düşünüyordu. Sonsuz bir geçmişe sahip bir evrenin bile varlığı için Tanrı’ya bağımlı olması gerektiğini (üçüncü yolu) savunmuştu. (Ç.N: Thomas Aquinas Tanrı’nın kanıtlanabilirliğine yönelik beş tane argüman sunmuştur ve bunlara beş yol denilir. Beş yol, genel olarak başlangıç noktası kozmolojik kanıt olan nedenselliği ve varlığı ise olumsal bir şekilde ele alıp oluşturulan argümanlardır. Metinde bahsedilen üçüncü yol ise, zorunsuzluk (contingent) kanıtıdır. Thomas’a göre, evrende mümkün ve mümkün olmayan varlıklar vardır. Varlıklar oluş ve bozuluş halindeler ise mümkün varlıklar olarak kabul ederiz. Eğer zamanda hiçbir şey olmasaydı mümkün varlıklar da olmazdı, dolayısıyla şu an mümkün varlıklar varsa bunları meydana getiren zorunlu bir varlık da olmalıdır. Eğer zorunlu varlık zorunluluğunu başkasından alırsa, bu bir paradoksa yol açar çünkü bu zincir sonsuz geçmişe kadar gider. Dolayısıyla mümkün varlıkları meydana getiren zorunlu varlık, zorunluluğu sadece kendisinden gelen bir varlık olmak zorundadır. Bu varlık, Tanrı’dır.) Thomas Aquinas’a göre, başlangıcı olmasa bile zaman olumsaldır. Tanrı kendisi var olmaya devam ettikçe, evrenin ve zamanın kendisi de var olmaya devam eder.

Günümüzde genellikle evrenin bir başlangıcı olduğunu kabül ederiz. Birçoğumuzun başlangıç olarak bahsettiği şey fiziksel evrenin başlamasıdır. Zamanın bir başlangıcının ya da geçmişin sonsuz olup olmadığı sorusu hakkında birçok şey söylenen, yoruma açık bir sorudur. Eğer geçmiş sonsuzsa, o zaman sonsuz olan fiziksel zaman değil, metafiziksel zamandır. Kelam Kozmolojik Argümanı gibi argümanların amacı geçmişin sonsuz olmasının mümkün olmadığını göstermektedir (Craig ve Smith, 1993; Craig 2001b). Zamanın evrenle birlikte var olmaya başladığını ve bu yüzden evrenin yalnızca sınırlı bir geçmişi olduğunu varsayalım. Bu, fiziksel zamanın Tanrı tarafından yaratıldığı anlamına gelir. Ayrıca, metafiziksel zamanın sonsuz olması veya Tanrı’nın ‘’saf süre’’ (metafiziksel zaman) yaratmış olması da söz konusu olabilir. Son olarak ise Tanrı’nın zamansız olması gerekir. Buna göre, Tanrı tamamen zamansız bir şekilde var olmuştur ve hem fiziksel hem de metafiziksel zamanı yaratmıştır. Bu yüzden, Tanrı zamansız olmalıdır. Bazı durumlarda zamansal hale gelmedikçe, Tanrı zamansız olarak varlığını sürdürmeye devam eder.

5. İlahi Zamansallık

Tanrı’nın zamansal olduğu pozisyon, bazen genel okuyucu üzerinde Tanrı’nın doğasını sınırlayan bir görüşmüş gibi izlenim bırakabilir. İlahi zamansallığı savunan filozofların kullandığı metadolojiler aslında Tanrı’nın zamansız olduğuyla ilgili getirilen gerekçelendirmelere oldukça benzerdir. Tarihsel ve İncil Ortodoksluğunun parametreleri dahilinde çalışmayı ve Tanrı nasıl bir şey olursa olsun, O’nun mümkün olan en yüksek derecede mükemmellik fikriyle ele almayı amaçlarlar. Dolayısıyla, ilahi zamansallığın savunucuları, Tanrı’nın her şeyi bilen ve her şeye güce yeten (omniscient ve omnipotent) bir varlık olduğunu kabul ederler. Tanrı’nın zamansallığı, onun gücünün, bilgisinin veya varlığının bir sınırlayıcısı olarak görülemez. Zamansal bir Tanrı fikrini savunan kişilerin yüzleşebileceği en önemli problemler ilahi ön bilgi ve insan özgürlüğüyle ilgili tartışmalardır. Argümanlarını üretirlerken temellendirmeleri genellikle, Tanrı’nın bilinebilecek her şeyi bildiği bu yüzden omniscient olduğu fikrine dayanır. Tanrı’nın gelecekteki özgür eylemleri bilemeyeceğini iddia eden bazı filozoflar bile Tanrı’nın omniscient olduğunu savunurlar. Bu filozoflar, gelecekteki özgür eylemler hakkında ya hiçbir gerçek olmadığını ya da bu gerçeklerden hiçbirinin Tanrı gibi bir varlık tarafından bile bilinemeyeceğini düşünürler (Hasker, 1989 ve Pinnock et al., 1994). Tanrı, omniscient’ tır çünkü bilinebilecek her şeyi bilir. İlahi zamansallık, Tanrı hakkındaki Ortodoks konseptler için de makuldür.

Aslında, Tanrı’nın en iyi zamansal olarak ifade edilebileceğini düşünen kişilerin motivasyonlarının, genellikle İncil’deki ortodoksluğa bağlılığın ta kendisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ne de olsa, Zebur, Tanrı’nın ‘’sonsuzdan sonsuza’’ olduğunu onaylar (Zebur 90:2). Zebur’da bahsedilen şey, Tanrı’nın ebedi zamansallığıymış gibi görünür.

 Şimdi ise, zamansallıkla ilgili argümanlardan önemli olan ikisini tartışacağız: Dünyadaki ilahi eylemin zamansallık gerektirdiği argümanı ve Tanrı’nın değişebilen gerçekler hakkındaki bilgisinin Tanrı’nın zamansal olmasını gerektirdiği argümanı.

6. Zamansallık İçin Argümanlar

a.   Dünyadaki İlahi Müdahele

Tanrı Dünya’ya müdahele eder. Evreni yaratmış ve var olmaya devam etmesini sağlamıştır. Tanrı’nın evreni canlı tutması, evrenin an ve an var olmaya devam etmesini sağlayan şeydir. Eğer herhangi bir anda evren sürdürülmeye devam edilmezse varlığı sona ererdi. Eğer Tanrı zamanın farklı anlarında farklı davranarak evrenin var olmaya devam etmesini sağlıyorsa sürekli olarak değişiyordur. Eğer Tanrı değişiyorsa o halde zamansaldır.

Tanrı’nın dünyadaki müdaheleleri genellikle insanlarla olan etkileşimidir. Kullarını kurtarır, onların dualarını cevaplar ve günahlarını bağışlar. Aynı zamanda, insanlarının iyiliği için onlara yardım eder ve onları destekler. Peki, ilahi zamansızlığın bir savunucusu için, Tanrı’nın bu yollarla etkileşime girmesi bir farklılık oluşturur mu? Bu tamamen, böylesi bir etkileşim için gerekli olan koşulların ne olduğuna bağlıdır. Eğer talep edildikten sonra eylemle bir şekilde gösterilmedikçe bir talebe (dua) cevap vermek mümkün değilse Tanrı’nın talebe karşılık verdiği gerçeği Tanrı’nın zamansal olduğunu garanti edecektir. Bazı düşünürler, bir cevabın ancak bir talepten sonra gelebileceğini düşünmüşlerdir. Bazı düşünürler ise normalde bu şekilde olduğunu kabul etmeleriyle birlikte bunun bir gereklilik olmadığını ileri sürmüşlerdir. Yapılan eylemin bir cevap olarak sayılabilmesi için gelen bir istek nedeniyle gerçekleşmesi gerekir. Gerçekleşmesi aradaki ‘bundan dolayı’ ilişkisine bağlıdır. Bir cevabın normalde talepten kaynaklandığı düşünülmez, ancak neden-sonuç ilişkisi bir tür ‘bundan dolayı’ ilişkisinden kaynaklanır. Cevaplar olumsaldır, ama nedenlerin etkileri bir anlamda gereklidir. Bir talebi karşılamakla ilgili olan ‘bundan dolayı’ ilişkisi niyet veya amaç ile ilgilidir.

Bazı durumlarda, talebin cevaptan önce gelmesi gerekli değilmiş gibi görünür. Bir baba kızının eve geleceğini ve geldiğinde fıstık ezmeli sandviç isteyeceğini bilirse sandviçi önceden yapabilir. Henüz kızı babasından sandviç istememiş olmasına rağmen, bir isteğe cevap verilmiştir anlamını çıkarabiliriz. Dolayısıyla, bir istek ve cevap arasındaki ilişki zorunlu olarak zamansal değilse, zamansız bir Tanrı da duaya cevap verebilir. Tek bir zamansız bilinçli eyleminde tüm dualarımızı duyar ve aynı bilinçli eylemde çeşitli dualarımıza cevap verir.

Belki de Tanrı’nın eylemlerinin etkileri zaman içerisinde belli bir sırayla kendini gösterir, ancak eylemlerin kendileri zamansal değildir. Sonsuz bir eylemde, herhangi bir zamanda Musa ile konuşmayı isterken diğerin de denizin yarılmasını isteyebilir. Böylece Musa zamanın birinde çalıların arasından Tanrı’nın konuştuğunu duyarken başka bir zamanda Tanrı’nın denizi yardığını görebilir. Oysa, Tanrı’nın yaşamında ve bilincinde bu eylemler belli bir sıraya sahip değildir. Hem Musa ile konuşmayı hem de denizi yarmayı zamansız bir şekilde yapar. Tanrı’nın zamansız yaptığı eylemlerinin etkilerinin sıralı bir şekilde görülüyor olması, Tanrı’nın eylemlerinin kendilerinin zamansal olduğu anlamına gelmez.

b. Şimdi’nin İlahi Bilgisi

Tanrı’nın gelecek hakkındaki bilgisi birçok kişi tarafından ilahi zamansızlık için güçlü bir destek olarak düşünülse de, birçok filozof Tanrı’nın şimdiki zaman hakkındaki bilgisinin onun zamansallığını güçlü bir şekilde desteklediğini düşünüyor. Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa, bugünün hangi gün olduğunu da bilmelidir. Bu önermeden çıkarılabilecek diğer bir sonuç ise eğer Tanrı zamansızsa bugünün hangi gün olduğunu bilemez. Dolayısıyla, Tanrı zamansal olmalıdır. (Bu argüman çeşitli şekillerde Craig tarafından ortaya konmuştur, 2001a, 2001b; DeWeese, 2004; Hasker, 2002; Kretzmann, 1966; Padgett, 1992, 2001 ve Wolterstorff, 1975.)

Zamansız bir Tanrı’nın bugünün hangi gün olduğunu bilemeyeceği iddiasına ulaşmak için, zamansız bir Tanrı’nın değişemeyeceği ve bilinmesi mümkün olan her şeyin Tanrı tarafından bilindiği gerçeğiyle başlayabiliriz. Tanrı bugünün 13 Aralık 2006 olduğunu bilirse, yarın başka bir şey bilecek; dünün 13 Aralık 2006 olduğunu ve bugünün 14 Aralık 2006 olduğunu. Öyleyse, Tanrı farklı zamanlarda farklı şeyler bilmelidir. Eğer Tanrı’nın bilgisinin içeriği değişirse Tanrı da değişmiş olur. Eğer Tanrı değişiyorsa, Tanrı zamansız değil zamansaldır.

Bu akıl yürütmeye getirilebilecek hızlı eleştirilerden birisi, Tanrı’nın farklı zamanlarda farklı şeyler bildiğini reddetmektir. İlk olarak Tanrı’nın zamansız olduğunu savunan birinin, Tanrı’nın her şeyi bilmesiyle kast ettiği şeyin Tanrı’nın zaman içerisinde her şeyi bilmesi olmadığı açıktır. Tanrı’nın bilgileri, bildiği şey zamansal olarak zaman içerisinde konumlanmış olsa bile, zamansal olarak ifade edilemez. Tanrı’nın bugün için farklı bir şey bildiği reddedilecektir: bugün hakkında bir şeyler bilir ama bunları zamandan bağımsız olarak bilir.

Tanrı, bu giriş yazılırken kullanılan ‘’bugün’’ kelimesiyle bahsettiğim günün 13 Aralık olduğunu bildiği için bugünün 13 Aralık olduğunu bilir. Yarın bu soruyu tekrar sorduğumuzda (‘’Zamansız bir Tanrı bugünün hangi gün olduğunu bilebilir mi?’’), Tanrı ‘’bugün’’ ile kast ettiğim şeyin bu sefer 14 Aralık olduğunu gene bilir. ‘’bugün’’, ‘’yarın’’ ve ‘’şimdi’’ gibi zaman kipli terimler, farklı kullanımlara sahip farklı zamansal konumları ifade ederler. Kullanıldıkları bağlam bakımından ‘’burada’’, ‘’siz’’ ve ‘’ben’’ gibi kelimelerle benzerlerdir. Bu anlatılanlarda önemli olan nokta şudur: kipli bir terimi içeren herhangi bir cümlenin anlamı, kullanıldığı bağlama bağlıdır. Zaman kipli cümleler kullanıldığı bağlama göre farklı anlamlar kazanabildiğinden, bu tarz cümleleri daha anlaşılabilir ve açık bir hale getirmek için zaman kipli terimler yerine ifade ettiği şey apaçık olan terimler kullanabiliriz.

‘’Şu anda bu cümleyi yazıyorum’’ cümlesi, kipli terimler, anlamı açık hale getiren terimlerle değiştirilerek daha belirgin hale getirilebilir. Örneğin, ‘’Bu cümleyi 13 Aralık 2006, 11:58’de (Doğu Zaman Dilimine göre) yazıyorum’’. Hatta daha iyi bir şekilde, ‘’Ganssle bu cümleyi 13 Aralık 2006, 11:58’de (Doğu Zaman Dilimi) yazıyor.’’diyebiliriz. Bu cümlelerin aynı önermeyi ifade ettiği iddia edilebilir. Aynı şekilde, ‘’Şimdi burada yazıyorum’’, ‘’Ganssle 13 Aralık 2006 saat 11:58’de (EST) Hamden, CT’deki Panera Bread’de yazıyor’’ şeklinde daha açık bir hale getirilebilir. Elbette Tanrı, zaman kipli olmayan bu cümlelerin ifade ettiği tüm önermeleri biliyordur. Buna ek olarak, Tanrı’nın bilgisinin içeriğinin günden güne değişmesine gerek yoktur. Zaman kipli bir şekilde ifade edilmeyen bir önerme eğer doğruysa zamansız bir şekilde (veya sonsuza kadar) doğrudur. ‘’Ganssle bu cümleyi 13 Aralık 2006 saat 11:58’de (EST) yazıyor’’ cümlesiyle ifade edilen önerme, eğer doğru ise yarın da ertesi gün de sonrasında da doğru olmaya devam edecektir. Tanrı bunları bilebilir ve böylece değişmez olabilir. Dolayısıyla, Tanrı zamansız da olabilir.

Tanrı’nın tüm zaman kipli önermeleri biliyor olsa bile şu anda neler olduğunu gene de tam olarak bilemeyeceğini iddia ederek, yukarıda getirdiğimiz cevabı reddeden birçok filozof vardır. Bu tür bir itiraz, zamansız bir Tanrı’nın şimdiki zaman hakkındaki bilgisi sorununa ikinci bir yaklaşımın ortaya çıkmasına sebep olur. Bu yaklaşım değişimden değil Tanrı’nın her şeyi biliyor olmasından (bundan sonra omniscience) yola çıkar. Şu anda bir cümle yazıp yazmadığını bilmeme gerek olmadan, herhangi bir tarihte bir cümle yazdığınızı (bu tarihi  olarak adlandıralım) bilebilirim. ’in şimdi olduğunu varsayarsak bunu yanlış bilebilirim. Ancak, zamansız bir Tanrı ‘’e olayı ’de meydana gelir’’ biçimindeki cümlelerle ifade edilen tüm önermeleri bilebilir. Tanrı, olaylar hakkındaki tüm önermeleri bilir. Bu yanıt aslında yukarda verilen hızlı yanıtın bir savunmasıdır. Bu pozisyon zamanın B teorisinin kabülünü gerektirir ve birçok savunucusu vardır. Zamanın B teorisi (aynı zamanda statik zaman teorisi ya da kipsiz zaman teorisi olarak da bilinir), ‘’geçmiş, şimdi ve gelecek’’ diye zamansal kiplerin olmadığını zamanın en temel özelliklerinde sadece zamansal öncelik/sonralık ilişkileri olduğu iddiasıdır. Geçmiş, şimdi ve gelecek, sadece her biri eşit olarak gerçek olan zamanlardan, aralarındaki ilişkilerden bahsederek ortadan kaldırabiliriz. Zamansal şimdi, gerçekliğin nesnel bir özelliği değil, gerçeklik deneyimimizin bir özelliğidir. Eğer zamanın B teorisi doğruysa ilahi zamansızlığa yapılan bu itiraz artık geçersiz olur.

Olaylar hakkında ‘’e olayı ’de meydana gelir’’ biçimindeki önermelere indirgenemeyecek önermeler olduğunu düşünenler, zamanın A teorisini (dinamik zaman teorisi veya kipli zaman teorisi olarak da adlandırılır) savunurlar. Zamanın A teorisi, şu anda nesnel bir zaman olduğunu iddia ederler. Bu, yalnızca öznel gerçeklik deneyimimizin bir özelliği değil, aynı zamanda evrenin dokusundan kaynaklı bir özelliktir. Bunu açıklamanın bir başka yolu da şudur: Zamansal varlıklar olmasa bile, şimdi meydana gelme özelliği bazı olaylarla örneklenebilirken bazılarıyla örneklenemez. Şimdi yaşanan şeylerle ilgili gerçekler olmalıdır. Temel zamansal özellikler, zaman çekimli özelliklerdir. Yani, olaylar nesnel olarak geçmişte, şimdide veya gelecekte yaşanırlar. Bunlar, yalnızca diğer olaylarla ilişkileri nedeniyle geçmiş, şimdiki zaman veya gelecek zamanda değildir. (Zamanın A teorisi ve B teorisi arasındaki fark ilk olarak J. M. E. McTaggart tarafından ifade edilmiştir. Daha fazlası için McTaggart, 1993 bakabilirsiniz.)

Zamanın A teorisinin ve B teorisinin farklı versiyonları vardır. Tüm bu versiyonları incelemek veya burada bahsettiğimiz argümanları bunlardan herhangi biri lehine veya aleyhine tartmak bu makalede yapacağımız bir şey değil. (Bu teoriler hakkında daha fazla bilgi almak için Le Poidevin ve MacBeath, 1993; Oaklander and Smith, 1994; ve internet encyclopedia of philosophy’da bulunan ‘’Are there Essentially Tensed Facts?’’ adlı zaman hakkındaki makaleye bakabilirsiniz.) Zamanın A teorisinin kabülünün B teorisinden daha yaygın olduğunu söylemek yeterli olacaktır. Olaylarla ilgili tüm önermelerin ‘’e olayı ’de meydana gelir’’ biçimindeki önermelere indirgenebileceği iddiası, tartışmalı bir zaman teorisini gerektiriyorsa, çoğu kişinin istediği türden başarılı bir savunma olmayacaktır. Elbette bu değerlendirme, zamanın B teorisinin doğru yanıt olmayabileceği anlamına gelmez, ancak onu savunma yükünün daha büyük olduğu anlamına gelir.

Tanrı’nın omniscience olduğu iddiasının Tanrı’nın zamansal olmasını gerektirdiği iddiasına verilebilecek bir başka cevap türü, argümanın sonucunu benimsemek ve Tanrı’nın gerçeklere dayalı olarak her şeyi bilen olsa bile önermesel olarak omniscience olmadığını savunmaktır. Başka bir deyişle, Tanrı her gerçeği bilir ama yalnızca kipsel olarak konumlanmış zihinler tarafından bilinebilecek, Tanrı’nın bilmediği bazı önermeler vardır. Tanrı’nın bilmediği hiçbir gerçek yoktur. Bununla birlikte, O’nun her gerçeğe erişimi kipsel değildir (Wierenga, 1989, 2002). ‘’Bugün burada yazıyorum’’ diye düşündüğüm zaman benim bildiğim gerçekle onun bildiği gerçek tamamen aynıdır. Bununla birlikte, bu gerçek yoluyla bildiği önerme benim bildiğim önermeden farklıdır. Tanrı, kipsel olmayan ‘’Ganssle Panera’da 13 Aralık 2006’da yazıyor’’ önermesiyle gerçeği biliyordur. Bu çözümü benimsemekle birlikte ortaya çıkabilecek bazı problemler de vardır elbette.  Her şeyden önce, Tanrı’nın omniscience sıfatını nasıl tanımladığımızı ayarlamalıyız. Tanrı’nın her şeyi bilmesini, her önermeyi de bilmesi anlamına gelecek şekilde tanımlayamayız. Bu görüşe göre, Tanrı’nın her önermeyi bildiği doğru değildir. Tanrı her gerçeği bilir.

Bu görüşe karşı çıkmanın bir yolu, kipli ve kipli olmayan cümlelerle ifade edilen önermelerin aynı olguyu ifade etiğini veya ileri sürdüğünü reddetmektir. Bu görüşü desteklemek, sadece bazı cümlelerden veya önermelerden ziyade bazı gerçeklerin kendilerinin kipli olduğunu savunmaktır. Bu itiraz, aşağıdaki gibi hikayeleştirmeler nedeniyle pek de makul görünmüyor. Senin benim için ‘’Mutfaktasın’’ dediğini ve benim de sana ‘’Mutfaktayım’’ dediği varsayalım. Şu anda ele aldığımız görüşe göre, bu cümleler birbiriyle aynı değildir ve farklı önermeleri ifade ederler. Bu iddiaların her ikisini de doğru yapan tek ve aynı olan gerçek; belirli bir kişinin (Ganssle) belirli bir yerde (mutfak) olmasından dolayı oluşan bir gerçektir. Benim bu gerçek hakkındaki bilgim, kipli ‘’ben’’ cümlesiyle ifade edilen bir önermeyle ve sizin bilginiz de ‘’sen’’ kullanılan cümlelerle ifade edilen önermelerle yansıtılır. Eğer bu farklı kipsel cümleleri doğru yapan bir gerçek varsa, aynı zamanda şu iki kipli cümleyi de doğru yapan bir gerçek olabilir: ‘’Ganssle şimdi yazıyor’’ ve ‘’Ganssle 13 Aralık 2006’da yazıyor’’. Bu cümleler aynı bir gerçekle doğru hale getirilirse, Tanrı bazı gerçekleri bizim bildiğimiz şekilde bilmiyor olsa bile, tüm gerçekleri bilebilir. Gerçekler hakkındaki bilgimiz kipsel pozisyonumuza bağlıdır. Yani, bu gerçekleri kişisel, mekânsal ve zamansal koordinatlarımız sayesinde biliriz.

Üçüncü itiraz olasılıktır. Bu yanıt ikinci cevap olan, Tanrı’nın bilgisinin önermeler aracılığıyla ifade edildiğini reddetmekle birleştirilebilir. William Alston, Tanrı’nın herhangi bir inanca sahip olmadan bildiklerini bildiğini iddia etmiştir. Bunun yerine Tanrı’nın bilgisi, ilgili gerçeklerin doğrudan farkında olmasıyla oluşur. Bu görüş, Tanrı’nın her şeyi bilmesinin sadece önermeler açısından ele alınmamasını gerektirir. Dahası, eğer Tanrı’nın bir gerçek hakkındaki bilgisi, bu gerçeğin Tanrı’nın bilincindeki yansımasından ibaretse, bu mevcudiyet özünde Tanrı’yı etkilemiyor olabilir. Durum böyleyse, Tanrı kendinde bir değişim olmadan, farklı zamansal konumlarında farklı gerçeklerin farkında olabilir. Böyle bir stratejinin başarılı olup olmayacağı yoruma açık bir sorudur (Alston 1989; Ganssle 1993, 1995, 2002c).

İlahi zamansallığı savunan birçok filozof, argümanlarını şu şekilde yapılandırır: Eğer Tanrı zamansız ise zamanın B teorisi kesinlikle doğru olmalıdır. Ancak zamanın B teorisi yanlıştır. Dolayısıyla, Tanrı zamansız değildir. O halde, ilahı zamansızlığı savunan filozofların önünde seçebileceği iki yol vardır. Ya ilk önermeyi benimsemek ve zamanın B teorisine bağlı kalmak (Helm 1988, 2001; Rogers 2000) ya da ikinci önermeye karşı gelmek: Zamanın A teorisi doğru olsa bile Tanrı zamansız olabilir. Bu durumda, zamansız bir Tanrı’nın kipli gerçekleri kendinde bir değişiklik olmadan bilebileceğini göstermeye çalışırlar. Zamansızlığın bazı savunucuları, kendilerinin kabul ettiği görüş zamanın A teorisi olsun ya da olmasın, zamansızlık görüşünü zamanın A teorisiyle bağdaştırmayı amaçlarlar. Zamanın A teorisini daha yaygın olarak kabül edildiğinden Tanrı’nın zamansızlığının onunla uyumlu olduğunu göstermek, zamansızlık argümanının genel durumunu güçlendirmeye yardımcı olur.

7. Bazı Arada Görüşler

a.   Padgett ve DeWeese: Görece Zamansız Tavrı

Alan Padgett ve Gary DeWeese (Padgett 1992, 2001; DeWeese 2002, 2004) Tanrı’nın ebediyen zamansal olmasına rağmen fiziksel zaman içerisinde olmadığını iddia etmişlerdir.Tanrı’nın zamanı metafiziksel bir zamandır. Padgett ve DeWeese, bekleneceği gibi, detaylardaki farklı şeyleri vurgularlar. Örneğin, Padgett zamansız bir varlığın tutarlı olmasına odaklanırken, DeWeese herhangi bir zamansız varlığın nedensel olarak hareketsiz olduğu görüşünü onaylıcaktır. O halde hiç kimse zamansız olamaz. Sadece sayılar ve özellikler gibi soyut nesneler zaman dışında var olabilir. Yine de, Padgett ve DeWeese’in pozisyonları onları birlikte ele alacak kadar birbirlerine benzer. Tanrı’nın ‘’görece zamansız’’ veya ‘’tüm zamanlar için zamansız’’ olduğu iddiası, savunucularının hem ilahi zamansızlık lehine bazı argümanları hem de ilahi zamansızlık için gelen bazı eleştirileri onaylamasına izin verir. Her biri, Tanrı’nın ancak zamanın B teorisi doğruysa ve zamanın A teorisi yanlışsa zamansız olabileceği argümanını doğrular. Ayrıca, Tanrı’nın fiziksel zamanın ölçülen anlarında yer almayacağını da onaylarlar. Son olarak Tanrı’nın fiziksel evreni yaratırken zamanı (fiziksel zamanı) yarattığını onaylar.

Fiziksel ve metafiziksel zaman arasındaki ayrımı bu ikinci iddialarıyla yaparlar. Fiziksel zaman, metrik zamandır. Başka bir deyişle, fiziksel evrendeki düzenlilikler nedeniyle içsel bir metriğe sahip olan zamandır. Dünya’nın güneşin etrafında dönmesi gibi olaylar zaman birimlerini işaretleyecek kadar düzenli olaylardır. Metafiziksel zaman, metrik veya ölçülmüş zamansal aralıklar içermez. Tanrı kendi içinde zamansal ölçüden muaftır. Bu zamansal öğeler, zamanın fiziksel ölçüsüne bağlıdır. Bu ölçü, fiziksel yasaları takip eden düzenli süreçlerin bir işlevidir. Tanrı doğa olaylarına tabi olmadığı için, ölçülen zamana da bağlı değildir. Tanrı, bizim deneyimlediğimize benzer bir şekilde zamansal şimdiyi deneyimleyebiliyorken onun içsel deneyimi düzenli, doğa yasası benzeri zamanlarla ölçülmez. Zamansal birbirini takip etmeyi deneyimler, ama bu ardıllık, herhangi bir dışsal kısıtlamadan ziyade Tanrı’nın kendi bilincinin ve eylemlerinin devamlılığıdır. Öyleyse, Tanrı düzenli yasalara göre işleyen bir evren yarattığına göre, yaratılan zaman metrik bir zamandır. Dolayısıyla, Tanrı fiziksel zamanın şimdiki zamanıyla örtüşse de ölçülen aralıklar O’nun ilahi yaşamına ait değildir.

Bu pozisyonlar, zamansız pozisyonun bazı güçlü noktaları ile zamanlı pozisyonun bazı güçlü noktalarını birleştirir. Bu pozisyonlardaki zorluk ise, zamansızlık ve zamansallık arasında kararlı bir orta yol bulmak olabilir. Metafiziksel zaman metriksiz ve kanun benzeri zamansız olarak tanımlandığında ve fiziksel zaman yaratılmadan Tanrı değişmediğinde, bu pozisyon ile zamansızlık arasındaki farkı görmek daha da zorlaşır. Bu pozisyonla zamansızlık arasındaki temel fark, Tanrı’nın zamansal olması ve ilahi yaşamda hiçbir değişiklik olmasa bile değişebilir olmasıdır (örneğin, yaratılıştan önce). Öte yandan, Tanrı’nın yaşadığı şimdi ve fiziksel zamanın şimdiki deneyiminin birlikte konumlandırılması vurgulandığında, ikisi arasındaki ayrımın görülmesi daha zor hale gelir. Benzer bir pozisyonu savunan William Lane Craig, Tanrı’nın zamanıyla Newton tarafından belirlenen mutlak zamanı özdeşleştirir (Craig 2001a, 2001b, 2002). Buradaki anlamıyla, Özel Görelilik Teorisindeki zaman tanımı fiziksel zamana uygulanır. Craig ve diğerleri, görelilik teorisinin Einstein tarafından önerilen kuvvetler yerine neo-Lorentzian kuvvetleri boyunca yorumlanması durumunda, ayrıcalıklı bir referans çerçevesi ve dolayısıyla kozmik bir zaman için yer olduğu konusunda ısrar eder (Craig 2002). Ama bu kozmik ya da ‘’mutlak’’ zaman belki de sadece evrene uygulanabiliyor ve Tanrı’ya uygulanamıyordur.

b. Craig: Yaratılıştan Önce Zamansız ve Yaratılışla Birlikte Zamansal Olan Tanrı

William Lane Craig’in kendi pozisyonu başka bir varyasyonu daha içerir. Craig, metafiziksel zamanın içerisinde olduğu için Tanrı’nın zamansal olduğuna inanır. Tanrı’nın yaşamının bu özelliği, zamanın yaratılışından kaynaklanmaktadır. Tanrı evreni yarattıktan sonra zamansal hale gelmiştir. Zamanı yaratmadan önceyse zamansızdır. Elbette hiçbir anlamda ‘’yaratmadan önce’’ demek doğru değildir. Craig’in görüşünü ifade etme şekli şudur: Yaratılış olmadan Tanrı zamansızdır; Yaratılışla birlikte zamansaldır.

Eğer Tanrı ebedi konumunu bu şekilde değiştirdiyse, zamansızlığa veya zamansallığa karşı getirilen bazı argümanların reddedilmesi gerekecektir. Örneğin, Tanrı zamansız haliyle her şeyi bilir. Hiçbir bilgi eksikliği yoktur. Tanrı zamansız halinde, benim şu an bunu yazdığımı kesin bilmelidir. Eğer Tanrı (yaratılış olmadan) benim şu an bunu yazdığımı biliyorsa, yaratılışla birlikte olan zamansız bir Tanrı şu anda bunu yazdığımı bilebilir. Bu yüzden, Tanrı’nın zamansızlığı zamanın A teorisiyle bağdaşmaz (Hasker 2003). Craig’in cevabı, evren yaratılıncaya kadar zamanın olmadığı ve dolayısıyla tüm kipsel önermelerin yanlış olduğu şeklindedir. Yaratılışın gerçekleşmediği zamansız haliyle Tanrı’nın bildiği, ‘’Ganssle 14 Aralık 2006’da yazıyor’’ kipsiz önermesidir. Evrenin yaratılmasıyla birlikte zaman gerçek olmuştur ve bu kipsiz cümleler var olan tüm gerçekleri yakalayamaz. Zaman var olduğunda her şeyi bilen olabilmek için, Tanrı şu anda bunu yazdığımı da bilmelidir.

Craig’in bu argümanıyla ilgili bir zorluk, zamanın B teorisinin işlemesini sağlamak için bazı stratejileri onaylıyor gibi görünümesidir. Zamanın A teorisinin, zamanla ilgili en temel şeylerin geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zaman konumları görüşü olduğunu hatırlayın. Zamanın B teorisi, zamanın en temel yönlerinin değişmeyen zamansal öncelik/sonralık ilişkileri olduğunu savunur. Craig’in görüşüne göre, zamanın A teorisindeki konumlar (zamanın kipleri) olmadan zamanın B teorisindeki gerçekler olabileceği zaman, A konumlarının B ilişkilerinden daha temel olduğunu iddia etmek zordur. Yaratılış olmadan, benim bu cümleyi 14 Aralık 2006’da yazdığım bir gerçektir. Zaman oluşturulduktan sonra ise, şu anda yazıp yazmadığım ya da çoktan yazmayı bitirdiğim gibi başka gerçekler de belirginleşir. Yazıyı 14 Aralık’ta yazmış olmam gerçeği, zaman yaratıldığında ortaya çıkan gerçeklerden daha temel görünüyor.

Craig’in savunduğu pozisyon başka bir ilginç soruyu gündeme getirir: Zamansız bir varlığın zamansal hale gelmesi veya zamansal bir varlığın zamansız olması mümkün müdür? Yazı içerisinde görüşlerini tartıştığımız filozoflar bu sorunun cevabı konusunda hemfikir olmayacaklardır. Örneğin Stump ve Kretzmann böyle bir değişikliğin mümkün olduğunu düşünmezler. Onların ilahi zamansızlık hakkındaki görüşleri, Tanrı’nın temel doğasının bir parçası olarak görülen ilahi basitlikle derinden bağlantılıdır. DeWeese de ayrıca bu tür bir değişimi onaylamaz, çünkü onun görüşüne göre hiçbir zamansal varlık bir kişi olamaz veya herhangi bir nedensel ilişkide yer alamaz. Craig ise bunun mümkün olduğunu düşünür.

8. Sonuç

Tanrı’nın zamanla ilişkisi hakkındaki sorular metafizikteki en kafa karıştırıcı konuların çoğunu içerir. Bunlar, evrenin temel yapılarının doğasını ve Tanrı’nın kendi yaşamının doğasını da içerir. İki bin yıldan fazla süren sistemli bir araştırmadan sonra bile soruların hâlâ yoruma açık olması şaşırtıcı değil. Filozoflar genellikle akıllarında makul bir şekilde gerekçelendirerek bu sonuçlara ulaşsa da, ulaştıkları sonuçların her zaman geliştirilebilir olduğunu görecek kadar bilgedirler.

9. Kaynaklar ve İleri Okuma Örnekleri

  • Alston, William P. (1989). “Does God Have Beliefs?” in Divine Nature and Human Language. Ithaca: Cornell University Press: 178-193.
  • Aquinas. (1945). Introduction to St. Thomas Aquinas. ed., Anton C. Pegis New York: Modern Library.
  • Augustine. (1960). The Confessions of St. Augustine. trans. John K Ryan. New York: Image Books.
  • Augustine. (1993). On Free Choice of the Will. trans. Thomas Williams. Indianapolis: Hackett.
  • Boethius. (1973). Tractates; The Consolation of Philosophy. Translated by H. F. Stewart and E. K. Rand, and S. J. Tester. (Loeb Classical Library) Cambridge: Harvard University Press.
  • Castaneda, Hector Neri. (1967) “Omniscience and Indexical Reference,” The Journal of Philosophy 64: 203 210.
  • Craig, William Lane and Quentin Smith. (1993). Theism, Atheism, and Big Bang Cosmology. Oxford: Oxford University Press.
  • Craig, William Lane. (2001a). Time and Eternity: Exploring Gods Relationship to Time. Wheaton, IL: Crossway Books.
  • Craig, William Lane. (2001b). “Timelessness and Omnitemporality,” in Ganssle (2001a): 129-160.
  • Craig, William Lane. (2002). “The Elimination of Absolute Time by the Special Theory of Relativity,” in Ganssle and Woodruff (2002): 129-152.
  • DeWeese, Garrett J. (2002) “Atemporal, Sempiternal or Omnitemporal: God’s Temporal Mode of Being,” in Ganssle and Woodruff (2002a): 49-61.
  • DeWeese, Garrett J. (2004). God and the Nature of Time. Hampshire UK: Ashgate.
  • Fitzgerald, Paul. (1985). “Stump and Kretzmann on Time and Eternity,” The Journal of Philosophy 82: 260 269.
  • Ganssle, Gregory E. (1993). “Atemporality and the Mode of Divine Knowledge,” International Journal for the Philosophy of Religion, 34: 171-180.
  • Ganssle, Gregory E. (1995). “Leftow on Direct Awareness and Atemporality,” Sophia 34: 30-3.
  • Ganssle, Gregory E. (2001a) ed., God and Time: Four Views. Downers Grove, IL: Inter Varsity Press.
  • Ganssle, Gregory E. (2001b). “Introduction: Thinking about God and Time,” in Ganssle (2001a): 9-27.
  • Ganssle, Gregory E. and David M. Woodruff (2002a) ed., God and Time: Essays on the Divine Nature. New York: Oxford University Press.
  • Ganssle, Gregory E. (2002b). “Introduction,” in Ganssle and Woodruff (2002a): 3-18.
  • Ganssle, Gregory E. (2002c). “Direct Awareness and God’s Experience of a Temporal Now,” in Ganssle and Woodruff (2002a): 165-181.
  • Hasker, William.(1989). God, Time, and Knowledge. Ithaca: Cornell University Press.
  • Hasker, William. (2002). “The Absence of a Timeless God,” in Ganssle and Woodruff (2002a): 182-206.
  • Hasker, William. (2003). “Review of God and Time: Four Views ed., Gregory E. Ganssle and God, Time and Eternity by William Lane Craig,” International Journal for the Philosophy of Religion 54: 111-114.
  • Helm, Paul. (1988). Eternal God: A Study of God without Time. Oxford: Clarendon Press.
  • Helm, Paul. (2001). “Divine Timeless Eternity,” in Ganssle (2001a): 28-60.
  • Kretzmann, Norman. (1966). “Omniscience and Immutability,” The Journal of Philosophy 63: 409 421.
  • Leftow, Brian. (1991). Time and Eternity. Ithaca: Cornell University Press.
  • Leftow, Brian. (2002). “The Eternal Present,” in Ganssle and Woodruff (2002a): 21-48.
  • Le Poidevin, Robin and Murray MacBeath (1993) ed., Philosophy of Time. Oxford: Oxford University Press.
  • Lewis, Delmas. (1984). “Eternity Again: A Reply to Stump and Kretzmann,” International Journal for Philosophy of Religion 15: 73-79.
  • McTaggart, J.M.E. (1993). “The Unreality of Time,” in Le Poidevin, Robin and Murray MacBeath: 23-34.
  • Oaklander, L. Nathan and Quentin Smith (1994) ed., The New Theory of Time. New Haven: Yale University Press.
  • Padgett, Alan G. (1992). God, Eternity and the Nature of Time. London: Macmillan. (Reprint, Wipf and Stock, 2000).
  • Padgett, Alan G. (2001). “Eternity as Relative Timelessness,” in Ganssle (2001a): 92-110.
  • Pike, Nelson. (1965). “Divine Omniscience and Voluntary Action,” Philosophical Review 74: 27- 46.
  • Pike, Nelson. (1970). God and Timelessness. New York: Schocken Books.
  • Pinnock, Clark, Richard Rice, John Sanders, William Hasker, David Basinger. (1994). The Openness of God: A Biblical Challenge to the Traditional Understanding of God. Downers Grove: Inter Varsity Press.
  • Prior, Arthur N. (1993). “Changes in Events and Changes in Things,” in Le Poidevin, Robin and Murray MacBeath: 35-46.
  • Rogers, Katherin A. (1994). “Eternity has no Duration.” Religious Studies 30: 1-16.
  • Rogers, Katherin A. (2000). Perfect Being Theology. Edinburgh: Edinburgh University Press.
  • Stump, Eleonore and Norman Kretzmann. (1981). “Eternity,” Journal of Philosophy 78: 429-458. Reprinted in The Concept of God, edited by Thomas V. Morris. New York: Oxford University Press, 1987: 219-252.
  • Stump, Eleonore and Norman Kretzmann. (1987). “Atemporal Duration: A Reply to Fitzgerald,”Journal of Philosophy 84: 214-219.
  • Stump, Eleonore and Norman Kretzmann. (1991). “Prophecy, Past Truth and Eternity,” Philosophical Perspectives 5 ed., James Tomberlin: 395-424.
  • Stump, Eleonore and Norman Kretzmann. (1992). “Eternity, Awareness, and Action,” Faith and Philosophy 9: 463-482.
  • Swinburne, Richard. (1977). The Coherence of Theism. Oxford: Clarendon Press.
  • Swinburne, Richard. (1993). “God and Time,” in Reasoned Faith edited by Eleonore Stump. Ithaca: Cornell University Press: 204-222.
  • Swinburne, Richard. (1994). The Christian God. Oxford: Clarendon.
  • Widerker, David. (1991). “A Problem for the Eternity Solution,” International Journal for the Philosophy of Religion 29: 87-95.
  • Wierenga, Edward R. (1989). The Nature of God: An Inquiry into Divine Attributes. Ithaca: Cornell University Press.
  • Wierenga, Edward R. (1991). “Prophecy, Freedom and the Necessity of the Past,” Philosophical Perspectives 5 ed., James Tomberlin: 425-445.
  • Wierenga, Edward R. (2002). “Timelessness out of Mind,” in Ganssle and Woodruff (2002a): 153-164.
  • Wolterstorff, Nicholas. (1975). “God Everlasting,” in God and the Good: Essays in Honor of Henry Stob, ed. Clifton Orlebeke and Lewis Smedes. Grand Rapids: Eerdmans. Reprinted in Contemporary Philosophy of Religion, ed. Steven M. Cahn and David Shatz. New York: Oxford University Press, 1982: 77-89.
  • Wolterstorff, Nicholas. (1991). “Divine Simplicity,” Philosophical Perspectives 5: Philosophy of Religion edited by James Tomberlin: 531-552.
  • Wolterstorff, Nicholas. (2001). “Unqualified Divine Temporality,” in Ganssle (2001a): 187-213.

İlgili Diğer İçeriklerimiz

Gregory E. Ganssle- “God and Time”, (Erişim Tarihi: 24.09.2020), Erişim Kaynağı: https://iep.utm.edu/god-time/

Çevirenler: Alparslan Bayrak & Damla Belemir
Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimine devam etmektedir. Zihin felsefesi, genel bilim felsefesi ve etik ağırlıklı olmakla birlikte felsefenin çoğu alanıyla ilgilenir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Kelam Kozmolojik Argümanı'na Giriş - Berat Mutluhan Seferoğlu

En Güncel Haberler Stanford Felsefe Ansiklopedisi ve İnternet Felsefe Ansiklopedisi