Gödel ve Zamanın Gerçekdışılığı – Edward Feser

97 Okunma
Okunma süresi: 4 Dakika

1949’da Einstein’a adanmış bir derlemede Kurt Gödel, “Görelilik Teorisi ve İdealist Felsefe Arasındaki İlişki Hakkında Bir Yorum” başlığını taşıyan çok kısa ancak epey derin bir makale yayınladı. O zamandan beri bu metin, göreli bir evrende zaman yolculuğu prensibi olasılığının savunusu olarak bilinmiştir. Fakat esasında Gödel’in göstermeye çalıştığı şey tam olarak bu değildi. O, bahsettiğimiz şey yerine zamanın aldatıcı olduğunu göstermeye çalışıyordu. O, Einstein’ı, Parmenides ve McTaggart gibi düşünürler tarafından tarihsel olarak savunulmuş olan zamansız gerçeklik anlayışını (veya zamanın gerçek dışılığını) yeniden canlandırmak için kullanıyordu.

Gödel ve Einstein beraber

Gödel, Genel Görelilik Teorisi’nin (GGT) alan denklemleri için, dönen bir evrende kapalı nedensel zincirlerin var olma olasılığına izin veren çözümler keşfetmişti; böylesi bir zincirin geçmiş halkası bir nesnenin önceki benliğini tekrar canlandırması olarak yorumlanır. Einstein’ın bahsettiğimiz derlemede Gödel’e verdiği yanıtta kabul ettiği gibi, -böylesi bir nedensel zincirde anlaşılan o ki daha erken bir E olayı görünüşte daha sonraki bir L olayına yol açar ancak burada L, E’ye geri döner – eşit bir yargıyla L’yi daha önceki olay ve E’yi daha sonraki olay olarak kabul edebilirsiniz. Bu durumda “öncelik” ve “sonralık” ilişkileri, durumların nesnel özellikleri olmaktan çıkmaktadır. Şimdi zamanın B Teorisi’nin bile kabul ettiği gibi, zamanın gerçekliği için “öncelik” ve “sonralık” ilişkilerinin nesnel gerçekliği zorunludur. Dolayısıyla Gödel, tasvir ettiği türden bir evrende zamanın yanıltıcı (ve gerçek dışı) olduğu sonucuna vardı. Şimdi evrenimizin bu türden nedensel zincirlere izin vererek dönen bir türden evren olup olmadığı bizzat içerdiği maddenin dağılımına bağlıdır; ancak bu koltukta oturularak varılan ampirik bir düşünce olamazdı. Fakat Gödel bunun önemsiz olduğunu düşündü. Palle Yourgrau’nun da vurguladığı gibi Gödel, senaryosunu GGT’nin zamanın mekânlaşmasının uç durumu olarak planladı; bu mekânlaşma sürekli bir biçimde devam eder ve aktarılırsa aşağıdakileri gösterir. Ayrıca o, metafiziksel olarak temel olduğu varsayılan zaman gibi bir şeyin varlığının, evrendeki maddenin kusursuz bir dağılımı gibi akla yatkın bir duruma bağlı olamayacağını düşündü. Dolayısıyla GGT tarafından mümkün kılınan olası senaryo sayesinde dünyamızdaki zamanın gerçekliğine dair şüphe uyandırdığına karar verdi.

Yourgrau uzun zaman boyunca haklı olarak Gödel’in gerçek niyetinin saptırılarak, ortaklaşa bir biçimde onun zaman yolculuğu olasılığının bir savunucusu gibi sunulması eğiliminden şikayet etti.

O şöyle yazıyordu:

Gödel’e göre eğer zaman yolculuğu var ise, zamanın bizzat kendisi yoktur. Bu büyük mantıkçının amacı, birinin favori Star Trek bölümüne fizik disiplininde yer açmak değildi, bundan ziyade, eğer biri göreceliliğin mantığını, babasının girişimde bulunmaya istekli olduğundan daha da ileriye götürürse bunun yalnızca bulguları belirginleştirmekle kalmayıp aynı zamanda zamanın gerçekliğini de elimine edeceğini göstermekti.

Alıntı burada bitiyor. Şimdi Gödel’in argümanını kabul etmek için yapmamız gerekenler arasında GGT’nin zaman ve mekânın doğası hakkındaki kapsamlı bir açıklama sunabilmesi yer alıyor. (Bu, eğer GGT’ye enstrümantalist veya epistemik olarak yapısal gerçekçi bir yorum yüklediyseniz, bu tercih etmeyeceğiniz bir varsayımdır.) Yani eğer GGT, zaman ve mekânın varsayılan bazı niteliklerini elde edemezse, bu varsayılan nitelik gerçekten de orada yoktur. Bundan daha fazlasını varsaymanız gerekir, çünkü Gödel’in argümanındaki başka yerlere de itiraz edilebilir. Ancak şimdilik burada buna değinmeyeceğim.)  Şimdi Yourgrau, Gödel’in bu argümanın, matematikteki kendi ünlü Eksiklikler Teorimi’nin sonuçları ile bir açıdan sıra dışı bir biçimde uyuştuğu ancak başka bir açıdan ise ayrıştığını söylüyor. Paralel olan kısım şu ki Eksiklikler Teoremi, aritmetik gerçeğin formel bir sistem içinde elde edilemeyeceğini göstermektedir. (çünkü bunlar doğru olacak ancak sistem içinde kanıtlanamayacaklardır) Bu arada görelilik hakkındaki bu argüman, Gödel’inde düşündüğü gibi, tam anlamıyla zamanın GGT içinde tanımlanabilir olmadığını göstermektedir. Bu başlangıçtı. Aritmetik söz konusu olduğunda, Gödel’in vardığı sonuç aritmetik gerçeklik olmadığından değil, tam aksine böyle bir şey var olduğu için söz konusu türdeki formel sistemler eksiktir. Fakat görelilik söz konusu olduğunda, Gödel’in vardığı sonuç zaman elde edilmezse GGT’nin eksik olduğu değil, tam aksine zamanın gerçek dışı olması gerektiğidir.

Yourgrau’nun da sorduğu gibi Gödel’in vardığı sonuçlarda neden böyle bir asimetri var? Bunun yerine o, niçin zaman elde edilemezse GGT’nin eksik olduğu sonucuna varmasın ki? Yourgrau’nun cevabı sağ duyusal zaman anlayışımızdan -ve onun felsefi ifadesi olan A teorisinden- şüphe etmek için müstakilen ele alınabilecek felsefi problemler olduğunu öne sürer, ancak benzer zorlu problemler aritmetik gerçeklik kavramı için yoktur. Belki de bu Gödel’in var olan motivasyonunun bir parçasıydı, ancak benim görüşüme göre A Teorisi’yle ilgili ifade edilen zorluklar epey abartılmıştır.

Ancak ben Gödel’in Platonizm’inde daha derin bir açıklamanın yer aldığını düşünüyorum. Bir Platonist için gerçekliğin üst aşamasında, bir yanda somut şeylerin uzay/zamansal dünyasının ötesinde ebedi bir “üçüncü diyarın” sakinleri olarak düşünülen soyut nesneler alanı diğer yandan zihinler bulunur. Ve matematiksel nesneler, bu soyut nesnelerin ideal ölçüt örnekleridir. Bu görüşe göre zaman ve mekânın ampirik dünyası, yalnızca ikinci sınıf bir gerçeklik türüdür ve bu onu, tamamen yanıltıcı olarak görüp reddetmek için çekici bir nedendir.

Bu genel resmi kabul ederseniz, Gödel’in Yourgrau tarafından not edilen düşüncelerindeki asimetri epey doğal bir asimetridir. Formel bir sistem aritmetik gerçeği elde edemezse, o halde böyle bir matematiksel gerçeklik Platonik gerçekliğin ideal ölçütü olduğu için, problem bizzat asimetrik sistemin kendisinde olmalıdır. Fakat GGT matematiksel bir doğanın resmini elde edemiyorsa (Gödel’in düşündüğünün aksine), matematik gerçekliğin ideal ölçütü ve zaman en iyi ihtimalle ikinci sınıf bir gerçeklik olduğundan, problem bizzat zamanda olmalıdır.

A Teorisi’ne karşı B Teorisi, zaman yolculuğu ve ilgili konuları ele alan doğa felsefesi kitabımda zaman hakkında çok fazlası var.

Bizi izlemeye devam edin.


Çevirmen notu: Zaman felsefesi ve A/B teorileri ile ilgili kaleme aldığımız şu yazı ve yaptığımız şu sunuma bakabilirsiniz.

Edward Feser- “Gödel and the unreality of time”, (Erişim Tarihi:03.07.2020), Erişim Kaynağı: https://edwardfeser.blogspot.com/2018/05/godel-and-unreality-of-time.html

Çevirmen: Taner Beyter

Çeviri Editörü: Berk Celayir

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, din, epistemoloji ve siyasetle ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Osmanlı Erotik Sanatı Bize Cinsel Çoğulculuk Hakkında Ne Söylüyor? - İrvin Cemil Schick

En Güncel Haberler Analitik Felsefe