Zamanın Gerçek Dışılığı – John Ellis McTaggart

230 Okunma
Okunma süresi: 32 Dakika

Zamanın gerçek olmadığını ve gerçek olduğuna yönelik tüm ifadelerin hatalı olduğunu iddia etmek şüphesiz bir hayli çelişkili görünür. Böyle bir iddia insanoğlunun sağduyusundan uzayın veya maddenin gerçek dışılığı iddialarına nazaran, daha büyük bir sapma anlamına gelir. Sağduyu konumundan bu kadar büyük bir sağma kolayca kabul edilemez. Yine de zamanın gerçek dışılığına olan inancın olağandışı bir şekilde cazip olduğu ortaya çıkmıştır.

Doğu felsefesinde ve dininde bu doktrinin büyük bir önem taşıdığını görürüz. Felsefe ve dinin daha az bağlantılı olduğu batıda da hem filozoflar hem teologlar arasında aynı doktrinin devamlı bir şekilde yinelenerek görüldüğünü görürüz. Teoloji hiçbir zaman kendisini mistisizmden sürekli olarak ayrı tutmaz ve neredeyse mistisizmin bütün türleri zamanın gerçekliğini reddeder. Yine, felsefede zaman Spinoza, Kant, Hegel ve Schopenhauer tarafından gerçek dışı görülür. Günümüz felsefesinde en önemli iki akım (şimdiye kadar sadece eleştirel olan akımları dışarıda tutarsak) Hegel ve Bay Bradley’den kök alan akımlardır. Bu ekollerin ikisi de zamanın gerçekliğini reddeder. Böyle bir fikir birliğinin oldukça önemli olduğu inkâr edilemez – dahası, bu fikir birliğinin doktrinin çok farklı biçimlerinin olması ve birbirinden fazlasıyla farklı argümanlar tarafından desteklenmesi nedeniyle daha az önemli olduğu söylenemez.

Ben zamanın gerçek olmadığına inanıyorum. Ama buna, fikrimce, bahsettiğim filozofların hiçbirinin kullanmadığı gerekçelerle inanıyorum ve bu makalede kendi gerekçelerimi açıklama niyetindeyim.

Zamandaki konumlar zamanın bize ilk bakışta (prima facie) göründüğü şekliyle iki yolla ayırt edilir. Her konum, diğer konumların bazılarından daha öncedir ve daha sonradır. Ve her konum geçmiş, şimdi ya da gelecektir. İlk gruptaki ayrımlar değişmezken, ikinci gruptaki ayrımlar değişebilir. Eğer M olayı, N olayından daha önce ise, her zaman daha öncedir. Ama şimdi olan bir olay yaşanmadan önce gelecekteydi, yaşandıktan sonraysa geçmişte olacak.

İlk türden önce/sonra biçimindeki ayrımlar sabit olduğundan bu türden ayrımların zamanın doğası açısından ikinci tür geçmiş/şimdi/gelecek ayrımlarına kıyasla daha objektif ve özsel olarak alınabileceği söyleyebilir. Ancak ben bunun bir hata olduğunu ve geçmiş/şimdi/gelecek ayrımının zaman için önce/sonra ayrımı kadar temel olmakla beraber birazdan göreceğimiz gibi bir anlamda daha da temel olarak görülebileceğini düşünüyorum. Geçmiş/şimdi/gelecek ayrımını zaman için daha temel  gördüğüm için de zamanı gerçek dışı olarak görüyorum.

Uzak geçmişten yakın geçmişe, yakın geçmişten şimdiye ve şimdiden yakın geleceğe, yakın gelecektense uzak geleceğe giden zaman konumu serilerine kısaca A serileri diyeceğim. Önceden sonraya doğru giden pozisyon serilerineyse B serileri diyeceğim. Zamandaki bir konumun içerdiği şeyler olaylar olarak adlandırılır. Zamandaki tek bir konumun içeriğiyse makul bir şekilde olayların çokluğu olarak adlandırılabilir. (Ancak -diğerine kıyasla daha makul bir alternatif olmamakla beraber- ben bunun makul bir şekilde tek bir olay olarak görülebileceğini düşünüyorum. Bu görüş evrensel olarak kabul görmemiştir ve benim argümanımın başarısı için doğru olması gerekli değildir.) Zamandaki her konum bir ‘an’ olarak adlandırılır.

Dikkate almamız gereken ilk soru, olayların A serisini olduğu kadar B serisini de oluşturmasının zamanın gerçek olması için gerekli olup olmadığı sorusudur. İlk olarak şu açıktır ki zamanı bu iki seriyi oluşturması haricinde gözlemleyemeyiz. Zamandaki olayları şu anda mevcut olaylar olarak algılarız ve bunlar direkt olarak gözlemlediğimiz yegane olaylardır. Zamandaki, hafıza ve çıkarım yoluyla ulaştığımız ve gerçek olduklarına inandığımız bütün diğer olaylar geçmiş ya da gelecekte olarak görülür. Şimdiden önce olanlar geçmişte, şimdiden daha sonra olanlar gelecektedir. Dolayısıyla zamandaki olaylar hem A serisi hem de B serisi oluşturur.

Fakat bunun sadece subjektif bir şey olması mümkündür. A serileri tarafından zamanın pozisyonlarıyla ilgili olarak varsayılan geçmiş/şimdi/gelecek ayrımı zihinlerimizin sürekli bir illüzyonu olabilir ve zamanın gerçek doğası sadece B serilerinden -yani önce/sonra ayrımından- müteşekkil olabilir. Böyle olması durumunda zamanı gerçekten olduğu şekliyle algılayamasak da gerçekten olduğu şekliyle düşünebiliriz.

Bu pek yaygın bir görüş değildir ancak kabiliyetli destekçiler bulmuştur. Ben bunun savunulamaz bir görüş olduğuna inanıyorum, çünkü yukarıda da söylediğim gibi A serisinin zamanın doğasının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve A serisinin gerçekliği önündeki herhangi bir zorluğun zamanın gerçekliğinin önünde de eşit derecede bir zorluk çıkardığını düşünmekteyim.

Zannedersem, zamanın değişimi gerektirdiği herkesçe kabul görürdü. Doğruyu söylemek gerekirse, belirli bir şey herhangi bir zaman diliminde değişmeden var olabilir. Ancak zamanda farklı anların olmasıyla ve bir şeyin aynı olmaya devam ettiği bir zaman dilimiyle neyi kastettiğimiz sorulduğu zaman bu şeyin diğer şeyler değişirken aynı kaldığını kastettiğimizi söyleriz. Hiçbir şeyin değişmediği bir evren (bilinçli varlıkların düşünceleri de dâhil) zamansız bir evren olurdu. O halde, eğer bir B serisi bir A serisi olmadan zamanı oluşturabiliyorsa, A serisi olmadan da değişim mümkün olmalıdır. Varsayalım ki, geçmiş, şimdi ve geleceğin ayrımı gerçekliğe uygulanamıyor. Değişim kavramı gerçekliğe uygulanabilir miydi? Bu durumda değişen ne olurdu?

A serisi yerine B serisi oluşturan bir zamanda, değişimin bir olayın olay olmayı bıraktığı ve bir yandan da başka bir olayın olay olmaya başladığı gerçeğinden doğduğunu söyleyebilir miydik? Eğer durum bundan ibaretse kesinlikle bir değişim mevcut olmalı. Fakat bu imkânsızdır. Bir olay asla olay olmaktan çıkmaz. Bir zamanlar içinde bulunduğu zaman serisinden asla çıkamaz. Eğer N, O’dan daha önce ve M’den daha sonra ise, öncenin ve sonranın ilişkisi kalıcı olduğundan, her zaman O’dan daha önce ve M’den daha sonra olmuştur ve öyle olacaktır. Şu anda değerlendirdiğiniz hipoteze göre zaman yalnız B serisinden oluştuğu için, N’nin her daim zaman serisinde bir yeri olmuştur ve olacaktır[1]. Bu demek oluyor ki, N her daim bir olay olmuştur ve olay olacaktır. Olay olmaya başlayamaz ya da olay olmaktan çıkamaz. Veya bir M olayının değişmemiş bir unsur vasıtasıyla belirli bir kimliği korurken başka bir N olayının içinde kaybolduğunu, böylece sadece M’nin yok olduğunu ve N’nin başladığını değil de, M’nin N’ye dönüştüğünü söyleyebilir miyiz? Bu durumda yine aynı zorlukla karşılaşırız. M ve N’nin ortak bir unsuru olabilir, ama bunlar aynı olay değildirler. Aksi takdirde hiçbir değişim olmazdı. Bu sebeple eğer M belirli bir anda N’ye dönüşürse, o zaman o anda M, M olmaktan çıkar ve N, N olmaya başlar. Fakat gördük ki; B serisinde hiçbir olay kendisi olmaya başlayamaz ya da kendisi olmayı bırakamaz çünkü hiçbir olay B serisinde bir yere sahip olmayı bırakamaz. Dolayısıyla bir olay bir başkasına dönüşemez.

Değişimin mutlak zamandaki nümerik olarak farklı anlarda olması da beklenemez. Zira  aynı argümanlar burada da geçerlidir. Bu türden anların hepsinin B serisinde kendine ait bir yeri olurdu çünkü her biri diğerlerinden daha önce ya da daha sonra olurdu. B teorisi kalıcı önce/sonra ilişkilerini ima ettiği için de hiçbir an yok olamaz ve başka bir an haline de gelemez.

Bu sebeple zamanda meydana gelen şey asla var olmaya başlamadığı ve yok olmadığı için ve yine eğer bir değişim olacaksa bunun zamanda meydana gelen şeyin değişim olması gerektiğinden (zamansız şeyler asla değişmediği için) geriye sadece tek bir alternatifin kaldığını öne sürüyorum. Bu türden olaylarda öyle değişimler olmalıdır ki söz konusu olayların değişimden önce ve sonraki olay olmaklığını engellemesin. O zaman değişebilen ama bir olayı yine aynı olay olarak bırakan bir olayın karakteristikleri nelerdir? (karakteristik sözcüğünü hem olayın taşıdığı özellikleri hem de olayın tabi olduğu ilişkileri belirtmek için kullandım – daha doğrusu olayın bu ilişkilerin bir koşulu olduğunu göstermek için kullandım.) Bana öyle görünüyor ki, bu karakteristiklerin sadece bir şekilde görülebilir – bahsettiğimiz olayın A serisi cinsinden görülmesi.

Herhangi bir olayı ele alalım -mesela Kraliçe Anne’nin ölümü- ve karakteristiklerinde nasıl bir değişim olabileceğini düşünelim. Bunun bir ölüm olduğu, Anne Stuart’ın ölümü olduğu, bir takım sebepleri olduğu, bir takım etkileri olduğu – bu tarz karakteristikler hiçbir zaman değişmez. Bir şeyler var olmadan önce bile söz konusu olay bir İngiliz kraliçesinin ölümüydü. Zamanın son anında da -eğer zamanın bir son anı var ise- söz konusu olay halen bir İngiliz Kraliçesinin ölümü olacaktır. Ve bir tanesi hariç her açıdan eşit ölçüde değişimden mahrumdur. Ama bir açıdan da değişim içerir. Gelecekteki bir olay olarak başlamıştır. Her geçen anla birlikte daha yakın gelecekte bir olay olmuştur. En sonunda da şu an olmuştur. Sonra geçmiş olmuştur ve her an da biraz daha uzak geçmişte olsa dahi hep öyle kalacaktır.

Bu yüzden bütün değişimlerin, bu değişim gerek niteliklerin gerekse ilişkilerin değişimleri olsun, olaylar A serisinde var olduklarından dolayı var olduğu sonucunu kabul etmek zorunda kalıyoruz.

Eğer bu karakteristikler nitelilerse, o zaman kabul etmeliyiz ki olaylar her zaman aynı olmazdı çünkü nitelikleri değişen bir olay elbette aynı olmazdı. Ve karakteristikler ilişkiler olsa bile eğer –benim öyle olduğuna inandığım gibi- X-Y bağıntısı Y’ye ilişkin niteliğinin X’deki varlığını içeriyorsa, olaylar tam olarak aynı olmazdı[2]. O zaman önümüzde iki seçenek olurdu. Olayların başka bir şeyle ilgisi olmasa da, bu karakteristikler bakımından doğasını gerçekten değiştirdiğini kabul edebilirdik. Bunu kabul etmekte herhangi bir zorluk görmüyorum. Bu, A serisiniyle ilgili özellikleri olaylara dair diğer özelliklerin arasında oldukça özgün bir konuma koyardı, ama bunlar zaten her teoride oldukça özgün özellikler olurlardı. Mesela geçmiş bir olayın asla değişmediğini söylemek olağandır, ama onun yerine neden şunu söylemediğimizi anlamıyorum; “geçmiş bir olay sadece tek bir açıdan değişir – o da her anda öncekinden daha fazla şu andan uzaklaştığıdır” Ancak bu görüşte hiçbir içsel zorluk görmesem de nihai anlamda doğru olarak gördüğüm bir alternatif değil. Eğer, inandığım gibi, zaman gerçek dışıysa zaman içindeki bir olayın A serisindeki pozisyonu açısından değişeceğini kabul etmek gerçek anlamda bir şeylerin değiştiğini ima etmezdi.

            O zaman A serisi olmadan, hiçbir değişim olmaz ve sonuç olarak tek başına B serisi zamanın varlığı için yeterli değildir, çünkü zaman değişimi gerektirir. Fakat B serisi zamansal olmayan bir şekilde var olamaz çünkü daha önce ve daha sonra şeklindeki barındırdığı ayrımlar açıkça zamansal ayrımlardır. Dolayısıyla buradan A serisi olmadan B serisinin olamayacağı, ve A serisi olmadığı için de zamanın olmadığı çıkıyor. Ama bu demek değil ki A serisinin geçmiş, şimdi ve gelecek şeklindeki kavramlarını zamandan çıkarırsak geriye elimizde hiçbir seri kalmaz. Bir seri vardır –zamanda olay olan bu gerçekliklerin birbiri ile olan sabit ilişkilerinin oluşturduğu seri- ve bize zamanı veren şey de bu seri ile A serisinin geçmiş, şimdi, ve gelecek şeklindeki belirleyicilerinin birleşimidir. Ama bu diğer seri – buna C serisi diyelim- hiç bir değişim içermeyip sadece bir sıra içerdiğinden zamansal değildir. Olaylar bir sıraya sahiptir. M, N, O, P sırası gibi. Dolayısıyla M, O, N, P ya da O, N, M, P ya da olabilecek başka bir sırada değildirler. Ancak bu sıraya sahip oldukları alfabedeki harflerin sırasından veya parlamento üyelerinin sırasından daha fazla değişim içermez… Ve bu yüzden bize olay gibi gözüken bu hakikatler olayların ismiyle adlandırılmadan bir seri oluşturabilirler, çünkü bu isim sadece zaman serisinde olan hakikatlere verilir. Ancak değişim işin içine girerse bu C serisinin ilişkileri önce ve sonralık ilişkilerine dönüşür ve böylece bir B serisi haline gelir.

Ancak B serisinin var olması için sadece C serisinden ve değişimden daha fazlası gereklidir. Değişim belirli bir yönde olmalıdır. Ve C serisi sırayı belirlemekle beraber yönü belirlemez. Eğer C serisi M, N, O, P şeklinde gidiyorsa, önceden sonraya doğru giden B serisi M, O, N, P ya da M, P, O, N ya da bu ikisi dışında herhangi bir yöne gidememeli. Ya M, N, O, P (böylece M en önce, P en sonra olur) şeklinde ya da P, O, N, M (böylece P en önce M en sonra olur) şeklinde gitmeli. Ve C serisinde de değişimde de bunun böyle olmasını sağlayacak hiçbir şey yok.

Zamansal olmayan bir serinin kendi yönü yoktur, ama bir sıralaması vardır. Doğal sayıların dizilişine bağlı kalırsak, 17’yi 21 ile 26’nın arasına koyamayız. Ama 17’den 21’e ve 26’ya ya da 26’dan 21’e ve 17’ye giden seriye bağlı kalabiliriz. Birinci yol bize daha doğal görünür, çünkü bu serinin sadece bir tek sonu vardır ve genellikle bu sonu başlangıç olarak almak bitiş olarak almaktan daha uygundur. Ama biz geriye doğru sayarken de seriyi aynı şekilde muhafaza etmiş oluyoruz.

Yine Hegel’in diyalektiğindeki kategoriler serisinde, seri bizim Mutlak Zihin’i (Absolute Idea) Varlık (Being) ile Nedensellik (Causality) arasına koymamızı engeller. Ama bizim Varlık’tan Nedensellik’e ve oradan Mutlak Zihin’e veyahut Mutlak Zihin’den Nedensellik’e ve oradan Varlık’a gitmemize de izin verir. Hegel’e göre ilk şey, kanıtın yönüdür ve bu yüzden genellikle numaralandırma sırası için en uygunudur. Ancak ters yönde numaralandırmayı uygun bulursak, halen aynı seri elimizde olmalı.

O halde zamansal olmayan bir serinin kendi başına bir yönü olmaz, fakat bu seriye bakan biri kendi isteğine göre kavramları bir yönde ya da başka bir yönde düşünebilir. Aynı şekilde, zamansal bir sıralama hakkında düşünen biri iki yönü de düşünebilir.  Olaylar dizinini Magna Carta’dan Yasasına ya da  Magna Carta’dan Reform Yasasına doğru izleyebilirim. Ama zamansal seriyle uğraşırken, bunun sadece dışsal tasavvurunun değişimini değil, serinin kendisine ait olan bir değişimle de yapmamız gerekir. Ve bu değişimin kendi başına bir yönü vardır. Magna Carta, Reform Yasasından önce gelmiştir ve Reform Yasası Magna Carta’dan önce gelmemiştir.

Bu sebeple, C serisi ve değişim unsurunun yanında –zamanı elde etmek için- değişimin bir yönde olup başka bir yönde olmadığı gerçeği de mevcut olmalıdır. Artık görebiliyoruz ki, C serisiyle birlikte A serisi bizim zamanı elde etmemiz için yeterlidir. Değişimi elde etmek için ve belli bir yöndeki bir değişimi elde etmek için, diğer serileri dışlarsak, C serisindeki bir konumun şimdiki zaman olması yeterlidir. Böylece bu serinin diğer tarafındaki bütün pozisyonlar sonra şimdi olacaktır. Şimdi olmuş olan geçmiştir, sonradan şimdi olacak olan şimdidir[3]. Dolayısıyla önceden ulaştığımız A serisi olmadan zamanın olamayacağı şeklindeki sonucumuza bir zaman serisi oluşturmak için A serisinden ve C serisinden başka bir şeye ihtiyacımızın olmadığını ekleyebiliriz.

Bu üç serinin zamandaki bağlantılarını şu şekilde özetleyebiliriz; A ve B serileri zaman için eşit derecede gereklidirler ve zaman hem geçmiş, şimdi ve gelecek kiplerini hem de önce ve sonrayı içermelidir. Ama bu iki seri zaman açısından eşit derecede temel değildirler. A serisinin ayrımları nihaidir. Geçmiş, şimdi ve gelecekten kastedilenin ne olduğunu başka kavramlarla analiz ederek açıklayamayız. Bir ölçüde bunları tasvir edebiliriz ama tanımlayamayız. Anlamlarını sadece örneklerle gösterebiliriz. ‘Bu sabahki kahvaltın’ı soran bir kimseye diyebiliriz ki ‘bu geçmiştir; bu konuşma şu andır; bu akşamki yemeğin gelecektir.’ Daha fazlasını yapamayız.

Diğer taraftan B serisi nihai değildir. Tek başına zamansal olmayan, şeyler arasında sabit ilişkilerin olduğu bir C serisine bakılırsa bunun aslında bir B serisi olmadığı anlaşılır ve bu C serisinin bir A serisi de oluşturduğu gerçeği göz önüne alınırsa C serisinin B serisi halini aldığı anlaşılır. Önce bir seri geçmişten geleceğe doğru dizilir. Bu serinin her bir parçası daha fazla gelecek yönünde olanlardan daha önceye yerleştirilir.

Fakat, C serisi, A serisi kadar nihaidir. Onu başka şeyleri bir araya getirerek oluşturamayız. Zaman birimlerinin ilişkilerin kalıcı olduğu bir seri(yi) oluşturması, her birinin şimdi, geçmiş veya gelecek olduğu gerçeği kadar nihaidir. Her anın diğer anlardan daha önce ya da daha sonra olacağının zamana esas olduğu ve bu ilişkilerin sabit olduğu kabul edilir. Ve bu -B serisi- yalnız A serisinden çıkarılamaz. Ne zaman değişimi ve yönü veren A serisi kalıcılığı veren C serisiyle birleşirse, B serisi doğar.

Sonucun şimdi ulaştığım bölümü makalenin genel amacı için yeterli. Zamanın hakikatsizliğini A serisinin B serisinden daha temel olduğu üzerine değil, zaman için B serisi kadar esas olduğu üzerine kurmaya çalışıyorum – geçmiş, şimdi ve gelecek ayrımları zamana esastır ve bu ayrımlar gerçek değilse zaman da hiçbir şekilde gerçeklik sahibi değildir.

Bu görüşte, doğru veya yanlış olsa da, şaşılacak hiçbir şey yoktur. Yukarıda da belirtilmiştir ki zaman, algıladığımız şekliyle, her zaman bu algıları yansıtır. Ve genellikle bunun zamanın gerçek bir özelliği olduğu ve onu algılama biçimimizden kaynaklanan bir illüzyon olmadığı düşünülür. Bir çok filozof, zamanın gerçek dışılığına inansalar da inanmasalar da A serisinin geçmiş, gelecek ve şimdi şeklindeki ayrımlarını zaman için gerekli olarak almışlardır.

Karşıt görüş savunulduğunda inanıyorum ki bunun savunulmasının nedeni genelde geçmiş, şimdi ve gelecek ayrımlarının gerçekten olamayacağına inanılması ve bunun sonucu olarak zamanın gerçekliğini muhafaza edeceksek söz konusu ayrımın zaman için gerekli olmadığını gösterilmesidir. Bu, sonra göstereceğim gibi, haklı bir görüştür. Başlangıç varsayımının zamanın gerçekliği olduğuna inanılmaktadır ve bunun bize A serisinin zaman için gerekli olduğunu reddetmek için bir gerekçe verebilir. Ama elbette bu bize sadece bir varsayım verebilir. Eğer zaman kavramının analizi bize A serisini ortadan kaldırdığımız zaman zamanın da ortadan kalktığını gösteriyorsa bu tür bir argüman artık savunulamaz ve A serisinin gerçek dışılığı zamanın da gerçek dışı olmasını gerektirir.

A serisinin kaldırılışının zamanı ortadan kaldırdığını göstermeye çalıştım. Ama bu teoriye karşı iki itiraz var. Şimdi bu itirazları ele almalıyız.

Bunlardan ilki, gerçekte var olmayan ama yanlış bir biçimde var olduklarına inanılan ya da var oldukları hayal edilen zaman serileriyle ilgilenir. Örnek olarak Don Kişot’un maceralarını ele alalım. Bu serinin bir A serisi olmadığı söylenmekte. Şu anda bunun geçmiş mi, şimdi mi ya da gelecek mi olduğuna karar veremem. Doğrusu bu üçünden biri olmadığını biliyorum. Ama bunun kesinlikle bir B serisi olduğu söyleniyor. Mesela kürek mahkûmlarının maceraları, yel değirmenlerinin maceralarından daha sonradır. Ve bir B serisi zamanı içerir. Varılan sonuç, A serisinin zaman için gerekli olmadığıdır.

Bu itiraza cevabım şu şekildedir: zaman sadece var olana aittir. Eğer bir şey zamandaysa, bu o şeyin var olmasını gerektirir. Bunun herkesçe kabul göreceğine inanıyorum. Var olan her şeyin zamanda olup olmadığı, hatta gerçekten var olan her şeyin zamanda olup olmadığı sorgulanabilir, fakat zamanda yer alan her şeyin var olması gerektiği inkar edilemez. O halde Don Kişot’un maceralarında var olan şey nedir? Hiçbir şey. Çünkü hikaye hayal ürünüdür. Hikayeyi yarattığında Cervantes’in aklındaki hareketler, hikayeyi düşündüğümde benim aklımdaki hareketler – işte var olanlar bunlardır. Ama sonra bunlar A serisinin bir parçasını oluştururlar. Cervantes’in hikayeyi yaratması geçmişte kalmıştır. Hikaye hakkındaki düşünce(leri)m geçmişte, şimdide ve inanıyorum ki gelecektedir.

Ancak bir çocuk, Don Kişot’un maceralarının tarihi bir olay olduğuna inanabilir. Ve okurken hayal gücüyle ben de bu maceraları sanki gerçekten var olmuş gibi düşünebilirim. Bu durumda, maceraların var olduğuna inanılır ya da maceralar varmış gibi hayal edilir. Sonra da bunların A serisinde olduğuna inanılır veya A serisinde olduğu hayal edilir. Bu maceraların tarihi olduğuna inanan çocuk, bunların geçmişte yaşandığına inanacaktır. Eğer ben onların var olduğunu hayal edersem, geçmişte var olan şeyler olarak hayal edeceğim. Aynı şekilde, Morris’in ‘Hiçbir Yerden Haberler’inde yazılı olayların varlığına inanan ya da var olduğunu hayal eden bir kişi, gelecekte de var olacağına inanacak veya bunu hayal edecek. İnancımızdaki veya hayal gücümüzdeki nesneyi şimdiye, geçmişe, geleceğe koyup koymayacağımız o nesnenin özelliklerine bağlı olacaktır. Ama her şekilde bunlar A serimizdeki bir yere konulacaktır.

Dolayısıyla, bu itiraza karşı verilecek cevap şudur; nasıl ki bir şey zamanın içindeyse, A serisinin de içindedir. Gerçekten zamanda varsa, A serisinde de vardır. Zamanda var olduğuna inanılıyorsa, A serisinde de var olduğuna inanılır. Zaman dilimlerinde var olduğu hayal ediliyorsa, A serisinde de var olduğu hayal edilir.

İkinci itiraz, Bay Bradley tarafından tartışılan, hakikatte bir çok bağımsız zaman serileri olabileceği olasılığına dayalıdır. Gerçekten, Bay Bradley’e göre zaman serileri sadece bir görünümdür. Hakiki bir zaman yoktur, bu yüzden çoklu hakiki zaman serileri de yoktur. Ancak buradaki hipotez hakikatliğin içinde birçok hakikat ve bağımsız zaman serileri olabileceği üzerinedir.

Bu itiraz zaman serilerinin hepsi hakiki olmakla beraber geçmiş, şimdi ve gelecek ayrımının sadece her serinin kendi içinde anlam taşıyıp nihai anlamda gerçek olarak görülmeyebileceği itirazıdır. Örneğin, birçok şimdiki zaman olabilir. Elbette zamandaki bir sürü nokta şimdi olabilir (zaman serilerindeki her nokta bir defa şimdi olmuştur) ama bütün zamanlar birbiri ardına gelen şekilde şimdi olmak zorundadır. Ve birden fazla zaman serisinin şimdileri birbiri ardına gelen, ardışık şimdiler olamazlar çünkü bunlar aynı zaman serilerinde değildirler. (Aynı şekilde aynı zaman diliminde olmayı gerektirdiği simultane de olamazlar. Farklı zaman dizilerinde oldukları için birbirleriyle herhangi bir zamansal ilişkileri olmamalıdır.) İlaveten farklı şimdiler, birbirleri ardından gelmedikleri sürece, gerçek olamazlar. Bu yüzden, gerçek olan farklı zaman serileri geçmiş, şimdi ve gelecek ayrımından bağımsızca var olabilmelidir.

Ancak bu itirazı geçerli sayamam. Şüphesiz ki böyle bir durumda hiçbir şimdiki zaman ‘şimdiki zaman’ (the present) olamazdı – sadece evrenin belirli bir bölümünün şimdiki zamanı olurdu. Bu durumda hiçbir zaman da ‘zaman’ (the time) olarak sunulamazdı – sadece evrenin belirli bir bölümünün zamanı olurdu. Bu şüphesiz hakiki bir zaman serisi olurdu fakat şimdiki zamanın nasıl zamandan daha az gerçek olabileceğini görmüyorum.

Tabii ki de birçok farklı A serilerinin var olmasında çelişki olmadığını iddia etmiyorum. Ana tezim, herhangi bir A serisinin varlığının çelişki içerdiğidir. Burada tam olarak iddia ettiğim şey şudur; farz edelim ki herhangi bir A serisi olsun. Birbirinden bağımsız olan bu türden birçok bağımsız ekstra bir zorluk çıkaracağını düşünmüyorum. Bu nedenle zaman için A serisinin var olmasının zorunluluğu ile birçok farklı zamanın varlığı arasında bir uyuşmazlık yoktur.

Kaldı ki, çoklu zaman serileri teorisinin sadece bir hipotez olduğunu hatırlamalıyız. Şu ana kadar, varlıklarına neden inanmamız gerektiğine dair bir neden verilmemiştir. Yalnızca, varlıklarına neden inanmamamız gerektiğine dair bir neden olmadığı, bu sebeple de var olabilecekleri söylenmiştir. Ancak varlıkları başka bir şey ile çelişirse, ki bunu düşünmemiz için pozitif kanıtlar vardır, o zaman varlıklarına neden inanmamamız gerektiğine dair bir sebep de olur. Artık elimizde, göstermeye çalıştığım gibi, bir A serisinin zaman için temel olduğuna inanmak için olumlu bir kanıt var. Buna bağlı olarak, çoklu zaman serilerinin varlığının A serisinin zaman için temel olduğuyla çeliştiğini varsayalım. (ki yukarıda verilen sebeplerden dolayı bunu reddediyorum.) Reddedilmesi gereken şey, A serisiyle ilgili sonucumuz değil, çoklu zamanlar hipotezi olmalıdır.

 Artık amacımın ikinci kısmına geçiyorum. Bir A serisi olmadan zamanın da olmayacağını kanıtladığıma göre, geriye A serisinin var olmadığını dolayısıyla zamanın da var olmadığını kanıtlamak kalıyor. Zamanın gerçek olabilmesinin tek yolu var olması olduğundan, bu, zamanın gerçek olmamasını gerektiriyor.

A serisinin terimleri olayların karakteristikleridir. Olayların geçmiş, şimdi veya gelecek olduklarını söyleyebiliriz. Zamanın anları, birbirinden ayrı gerçeklikler olarak alınırsa, onlar için de geçmiş, şimdi veya gelecek olduklarını söyleyebiliriz. Bir karakteristik, ya bir ilişki ya da nitelik/özellik olabilir. A serisinin elemanlarını olaylar arası ilişkiler olarak da alsak, olayların özellikler/nitelikleri de olarak alsak bana bunlar çelişki içeriyormuş gibi görünüyor.

İlk olarak bunların ilişkiler oldukları varsayımını inceleyelim. Bu durumda her ilişkinin ancak bir elemanı bir olay ya da bir an olabilir. Diğer eleman zaman serilerinin dışında bir şey olmalıdır.[4] Çünkü A serilerinin ilişkileri (geçmiş, şimdi ve gelecek) değişirken zaman serilerinin elemanlarının birbirleriyle ilişkileri (önce, sonra) değişmemektedir. Olaylar birbirlerine kıyasla zaman serisinde aynı yerdedir. Gerçekleşmeden bir yıl önce de, gerçekleşirlerken de, gerçekleştiklerinden bir yıl sonra da birbirlerine nispetle konumları aynıdır. Aynısı anların birbiriyle olan ilişkileri için de geçerli. Tekrar edersek, zamanın anları, içlerinde meydana gelen olaylardan ayrı hakikatler olarak kavranırsa, bir olay ve bir an arasındaki ilişki değişmez olur. Her olay gelecekte, şimdide ve geçmişteki aynı anın içinde olur. Bir olayın olduğu zaman değişmez.

O halde, A serisini oluşturan ilişkiler, olaylar ve anların zaman serisinin içinde bulunmayan bir şeyle arasındaki ilişkiler olmalıdırlar. Bu şeyin ne olduğunu söylemek zor olabilir. Ancak bu hususu bir kenara bırakırsak, daha ciddi bir zorluk öne çıkar.

 Geçmiş, şimdi ve gelecek birbirleriyle bağdaşmaz belirlenimlerdir. Her bir olay biri ya da diğeri olmalıdır, hiçbir olay bunlardan birden fazlası olamaz. Bu, terimlerin anlamının esas bir parçasıdır. Eğer bu böyle olmasaydı, A serisi C serisi ile birleştiğinde bize zamanı vermek için yetersiz olurdu. Bunun sebebi, zamanın, gördüğümüz gibi, değişim içermesidir ve elde edebileceğimiz tek değişim gelecekten şimdiye ve şimdiden geçmişedir.

Bu karakteristikler, dolayısıyla, bağdaşmazdır. Fakat her olay, hepsine sahiptir. Eğer M geçmiş ise, şimdi ve gelecek olmuştur. Eğer gelecek ise, şimdi ve geçmiş olacaktır. Eğer şimdi ise, gelecek olmuştur ve geçmiş olacaktır. Bu nedenle bu üç uyumsuz terim, bağdaşmaz olmalarıyla uyuşmayan bir şekilde, her olaya atfedilebilir ve bu, onların değişimi üretmeleriyle çelişir.

Bu durum kolayca açıklanabilirmiş gibi gözükebilir. Hatta bu zorluğu söz konusu zorluğu neredeyse açıklamadan ifade etmek imkansızdır çünkü dilimizde geçmiş, şimdi ve gelecek için fiil çekimlerimiz vardır ancak hiçbir çekim bunların hepsi için ortak değildir. M’nin geçmiş, şimdi ve gelecek zaman olduğu doğru değildir. Şimdidir, geçmiş olacaktır ve gelecekti. Veya geçmiştir, şimdi ve gelecek olmuştur veyahut gelecektir ve şimdi ve gelecek olacaktır. Bu karakteristikler yalnızca onlara aynı anda sahip olunduğu zaman uyumsuzdur. İlaveten, her terimin hepsini art arda barındırdığı gerçeğinde hiçbir çelişki yoktur. Bu karakteristiklere art arda sahip olmakta çelişki yoktur.

Fakat bu açıklama zamanın varlığını anların geçmiş, şimdi ve gelecekten oluştuklarını açıklamak için varsaydığından kısır bir döngü içermektedir. Bu durumda, A serisinin açıklanması için zaman önceden varsayılmış olmalıdır. Ancak zaten gördük ki A serisinin de zamana dair bir açıklama sahibi olabilmemiz için varsayılmış olması lazım. Bunun doğal sonucu, A serisinin A serisini açıklamak için önceden varsayılmış olmasının gerekli olduğudur. Ve bunun bir kısır döngü olduğu açıktır.

Şu ana kadar yapmış olduğumuz şey şudur: Bu makaleyi yazışımın geçmiş, şimdi ve gelecek karakteristiklerine sahip olduğu zorluğunu ortadan kaldırmak için bu eylemimin şimdi olduğunu, önceden gelecekte olduğunu, sonra da geçmişte olacağını söyledik. Ama “olmuş”, “olmakta olan”la sadece geçmişte var olmakla ve şimdi olmamakla ayırt edilebilir, ve “olacak olmak” da ikisinden ancak gelecekte var olmasıyla ayırt edilebilir. Dolayısıyla söylediğimi şey şuna tekabül ediyor: Bahsettiğimiz olay şimdinin içinde şimdi bulunmaktadır. Geçmişte gelecek olarak bulunmaktadır. Ve gelecekte de geçmiş olarak bulunmaktadır. Ve burada kısır bir döngünün olduğu, eğer geçmiş, şimdi ve gelecek karakteristiklerini geçmiş, gelecek ve şimdi kriterlerine göre atfedersek açıktır.

En ciddi metafizik sorulardan biri hala felsefe ve fiziğin gündeminde: Zaman tam olarak nedir?

Bu zorluk başka bir yolla da ortaya koyulabilir. Bu yolda yanlışlık, kendisini kısır döngüden çok sonsuz bir geriye gidiş olarak gösterecektir. Eğer M’nin şimdi olduğunu, gelecek olmuş olduğunu ve geçmiş olacağını varsayarak bu üç karakteristiğin uyuşmazlığını önlemeye çalışırsak, içinde birinci A serisinin bulunduğu ve aynı şekilde olayların da bulunduğu ikinci bir A serisi inşa eder oluruz. Zamanın, zamanın içinde olduğu varsayımına net bir anlam yüklenip yüklenmeyeceği sorgulanabilir. Fakat her koşulda ikinci A serisi de birincisinde olduğu gibi aynı zorluğa sahip olacaktır. Bu da ikinci A serisini ancak üçüncü bir A serisinin içine koymakla ortadan kaldırılabilir. Aynı prensip üçüncünün yerini dördüncünün almasıyla son bulmadan böyle devam edecektir. Açıklananı yerinden kaldırma hareketiyle sürekli olarak yenisini ürettiğinden bu çelişkiden asla kurtulamazsınız. Aksine söz konusu zorluk her açıklamada yeniden ortaya çıkmış olur. Bundan dolayı bu açıklama geçersizdir  İşte bu yüzden A serisi bir ilişkiler serisi şeklinde gerçek olarak alınırsa çelişki meydana gelir. Peki A serisi özellikler serisi olarak ele alınabilir mi ve bu bize daha iyi bir sonuç verir mi? Üç özellik – geleceklik, şimdilik, geçmişlik- var mıdır, olaylar devamlı bir şekilde birincinin yerine ikinci, ikincinin yerine üçüncü gelerek mi değişiyordur?

Bana öyle geliyor ki, A serisindeki değişimlerin, özelliklerin değişimi olduğu görüşü hakkında söylenecek çok az şey var. Şüphesiz bir M deneyiminin beklentisi, deneyimin kendisi ve deneyimin hafızada bulunması farklı özellikleri olan üç durumdur. Ancak bu üç özelliği de barındıran gelecek M, şimdiki M ve geçmiş M değildir. Özellikler üç farklı olay tarafından – M’nin beklentisi, M deneyiminin kendisi ve M’nin hafızada bulunması olaylarının her biri gelecek, şimdi ve geçmiştir. Bu yüzden bu A serisindeki değişimlerin, özelliklerin değişimleri olduğu görüşünü desteklemez.

Fakat bu sorunun üzerinde daha fazla durmaya gerek yok. Önceden de söylendiği gibi uyumlu olmadıklarından ve her olay hepsine sahip olduğundan A serisinin karakteristikleri özellik olsaydı, aynı zorluk bu sefer sanki ilişkilermiş gibi ortaya çıkacaktı. Yukarıda da söylendiği gibi bu ancak her olayın bunlara sırasıyla sahip olduğu söylenerek açıklanabilir. İşte bu yüzden aynı yanlışlık bir önceki seferde olduğu gibi burada da söz konusu olur[5].

O halde A serisinin gerçekliğe uygulanmasının çelişki içerdiğine ve sonuç olarak A serisinin gerçek olamadığı sonucuna varırız. Ve zaman A serisini içerdiğinden dolayı zamanın da gerçek olamadığı sonucuna varırız. Ne zaman bir şeyin zamanda var olduğu hükmüne varsak, hataya düşeriz. Ve ne zaman bir şeyin zamanda var olduğunu algılasak –ki şeyleri ancak zamanın içinde algılayabiliriz- onu az ya da çok gerçekte olmadığı gibi algılarız.

Bir olası itirazı da değerlendirmemiz gerek. Zamanı reddetmemizdeki asıl nedenin, onu zamanı varsaymadan açıklayamamızdandır. Ama bu, zamanın geçersiz olmasından ziyade zamanın nihai, diğer şeyler cinsinden analiz edilemeyen bir şey olduğunu kanıtlamaz mı? Mesela, iyiliği ya da doğruyu açıklamak, açıklanacak terimi açıklamanın bir parçası yapmadıkça imkansızdır, bundan dolayı açıklamanın geçersizliğini reddederiz. Fakat bu yüzden kavramı hatalı olduğunu söyleyerek reddetmeyiz; açıklamaya imkan vermezken nihai bir şey olarak kabul ederiz.

Lakin bu, burada uygulanamaz. Bir fikir bir açıklamayı kabul etmese de, gerçeklikte doğru olabilir. Ancak hakikate uyarlanış çelişki içeriyorsa geçerli olamaz. Zamanda böyle bir çelişkinin olduğuna dikkat çekerek, A serisinin karakteristiklerinin bağdaşmaz olduğunu ve buna rağmen A serisinin her bir elemanının bu özelliklere sahip olduğunu başlamıştık yazımıza. Bu çelişki ortadan kaldırılmadıkça, zaman fikri geçersiz olarak görülüp reddedilmeli. Bu çelişkiyi ortadan kaldırmak için söz konusu geçmiş, şimdi ve gelecek karakteristiklerine zamanların aynı anda değil, art arda sahip olduğu söylenmişti. Bu açıklama döngüsel olduğu için başarısız olmuştur. Dolayısıyla çelişki ortadan kalkmamıştır ve zaman fikri reddedilmelidir. Zaman açıklanamadığı için değil, çelişki ortadan kaldırılamadığı için reddedilmelidir.

Yukarıda söylenen, geçerliyse, zamanı reddetmek için uygun bir dayanaktır. Ama buna başka bir şeyi de göz önüne alabiliriz. Gördüğümüz üzere zamanın makuliyeti, A serisinin makuliyetine göbekten bağlıdır. Biri tutarsızsa diğeri de tutarsız olacaktır. Şimdi, A serisinin gerçekliğe uygulanışında keşfettiğimiz çelişkiyi göz ardı etsek bile, A serisini kabul etmemiz için pozitif bir gerekçemiz var mıdır? Neden olayların geçmiş, şimdi ve gelecek olarak ayırt edilmesi gerektiğine inanıyoruz? Bu inancın kendi deneyimizdeki ayrımlardan doğduğu kanısındayım.

Her anda belirli algılara sahibim, ayrıca belirli diğer algıların anısına ve diğerlerinin de beklentisine sahibim. Doğrudan algının kendisi nitelik bakımından algıların anısı ve beklentisinden farklı olan zihinsel bir durumdur. Algının kendisinin sahip olduğum zaman bir karakteristik olduğu, bu inanca dayanır. Bu inanç, algının/inancın anısına veya beklentisine sahip olduğumda başka karakteristikler tarafından değiştirilir – bu karakteristikler şimdilik, geçmişlik ve geleceklik olarak adlandırılır. Bu karakteristiklerin özünü anladığımıza göre, onları diğer olaylara uygulayabiliriz. Her şey, doğrudan algıyla, bunu artık şimdi olarak adlandıracağım, eşzamanlıdır ve şimdi dediğimiz şey, kimse doğrudan algıya sahip olmasaydı da var olurdu. Aynı şekilde, hatırlanan ya da beklenen algılarla eşzamanlı olan eylemler geçmiş ya da gelecek olurdu, bu da şu anda hatırladığım veya beklentisine girdiğim hiçbir algının eşzamanlı olmadığı olaylarına kadar uzar. Fakat ayrıma dair inancımızın kökeni tamamen algılarımız, beklentilerimiz, ve hafızamızda bulunan şeyler arasındaki ayrıma dayanır.

Bir doğrudan algı, ben ona sahipken şimdidir ve aynı şekilde onunla eş zamanlı olan her şey de şimdidir. İlk bakışta, ‘ben ona sahipken’ sözü ancak ‘şimdi olduğunda’ anlamına geldiğinden bu tanım bir döngü içerir. Ama bu sözcükleri çıkarırsak tanım da yanlış olur. Çünkü farklı zamanlarda olan birçok farklı zihinsel temsillere sahibim. Bu sebeple, bunların hepsi art arda olmaları dışında şimdi bulunamazlar. Fakat bu A serisinin değerlendirmiş olduğumuz temel çelişkisidir. Benim burada değerlendirmek istediğim nokta farklıdır.

Şu anda sahip olduğum doğrudan algılar, benim ‘aldatıcı şimdi’mdeki algılardır. Bunun ötesinde olanlarla ilgili olarak sadece hatıralarım ve beklentilerim olabilir. ‘Aldatıcı şimdi’, koşullara göre uzunluk açısından değişiklik gösterebilir ve aynı zaman diliminde iki kişi için farklı olabilir. M olayı, hem X’in algısı Q ile hem de Y’nin algısı R ile eş zamanlı olabilir. Belirli bir anda Q, X’in aldatıcı şimdisinin bir parçası olmaktan çıkmış olabilir. Bu yüzden, M o andan itibaren X için geçmiş olacaktır. Ama aynı anda R halen Y’nin aldatıcı şimdisinin bir parçası olabilir. Böylelikle M aynı anda belirli bir kişi için geçmişken, başka bir kişi için şimdi olacaktır.

Bu da imkansızdır. Eğer gerçekten A serisi tamamen subjektif bir şey olsaydı, hiçbir zorluk olmayacaktı. Tıpkı M’nin X için hoş ve Y için acı dolu olduğunu söyleyebileceğimiz gibi, X için geçmiş ve Y için şimdiki zamanda olduğunu söyleyebiliriz. Ancak biz sadece zamanla ilgili inançlarımızla ilgili girişimleri değil, zamanı gerçek olarak görmeye ve gerçekliğin bir parçası olarak almaya çalışan girişimleri değerlendiriyoruz. Bu da ancak A serisinin gerçekliğin bir parçası olmasıyla olabilir. Eğer zaman gerçekliğin bir parçası olursa, herhangi bir anda M şimdi ya da geçmiş olmak zorundadır. Her ikisi birden olamaz.

Dolayısıyla içinden olayların aktığı şimdiki zaman, aldatıcı şimdi ile eş zamanlı olarak görülemez. Şimdiki zamanın açıklaması olmayan belirli sabit bir uzunluğu olmalıdır. Her aldatıcı şimdi aynı uzunluğa sahip olamadığı için bu uzunluk her aldatıcı şimdinin uzunluğuyla aynı olamaz. Bu yüzden, bir olay ben onu şimdi olarak deneyimlerken geçmiş olabilir ya da geçmiş olarak deneyimlerken şimdi olabilir. Objektif şimdinin uzunluğu saniyenin binde biri kadar olabilir. Ya da bir yüzyıl olabilir ve IV. George’un tahta çıkmasıyla VII. Edward’ın tahta çıkması aynı şimdinin bir parçası olabilir. Kesinlikle şimdiki zaman olarak gözlemleyemediğimiz ve şimdiki zaman olarak gözlemlediğimizle hiçbir ilişkisi olmayan böyle bir şimdinin varlığına inanmak için elimizde ne sebep olabilir?

Eğer bu zorluklardan bazen kabul edilmiş olan A serisinin şimdisinin sonlu bir uzunlukta olmadığını ve sadece geçmiş ve geleceği ayıran bir nokta olduğu görüşünü kabul ederek kaçınmaya çalışırsak aynı derecede ciddi olan başka zorluklarla karşılaşırız. Zira bu durumda olayların gerçekleştiği objektif zamanla olayları algıladığımız zaman birbirinden tamamen farklı hale gelir. Olayları algıladığımız zaman, çok sayıda sonlu uzunluklara sahip şimdilere sahiptir ve bu yüzden gelecek ve geçmiş ile birlikte üç uzunluğa bölünür. Objektif zaman deneyimimizin şimdisiyle sadece ismen benzeşen bir şimdi noktası tarafından ayrılan iki uzunluğa sahiptir. Deneyimimizde bunun gibi bir zamana inanmak inanmak için en ufak bir sebep veren bir şey var mıdır?

Değişim olmaksızın zamanı elde etmek mümkün değil midir?

Böylece, artık zamanın gerçekliğinin inkarı çok da paradoksal gözükmeyebilir. Paradoksal diyorum, çünkü deneyimizle son derece çelişkili gözüküyordu – bizi hakikatin bilgisini ilk bakışta (prima facie) veriyor gözüken deneyimimizin çok büyük bir bölümüne illüzyon muamelesi yapmaya itiyordu. Ancak şimdi görüyoruz ki zaman tecrübemiz -aldatıcı şimdi ve gerçek şimdinin farklılığı göz önünde bulundurulursa- gerçekten zaman olsaydı da daha az aldatıcı olmazdı gibi görünüyor. Gözlemlerimizdeki aldatıcı şimdiki zaman – benden size çeşitlilik gösterdiği için – gözlemlenmiş olayların şimdisiyle bağdaşamaz . Her iki hipotezde de – yani zamanı gerçek  alsak da almasak da – her şey aldatıcı bir şimdiki zamanda gözlemlenir, ancak hiçbir şey, gözlemlerin kendisi bile, aldatıcı bir şimdiki zamanda olamaz. Bu durumda hiçbir şeyin şimdiki zamanda olmadığını söylediğimide, zamanın gerçek olması durumuna kıyasla, tecrübemize çok daha fazla yanıltıcıymış muamelesi yapmış olduğumuzu düşünmüyorum. İki durum da yakın derece yanıltıcı görünüyor.

O halde sonucumuz tamamıyla zamanın, ne de A ve B serilerinin var olduğudur. Ama bu C serisinin gerçekte var olduğuna dair bir ihtimal bırakır. A serisi çelişkisi yüzünden reddedilmişti. Onun reddedilişi B serisinin de reddedilişini de gerektiriyordu. Fakat bu tarz bir çelişkiyi C serisinde bulmadık ve A serisinin geçersizliği C serisinin geçersiz olduğu sonucunu vermez.

Dolayısıyla, bir zaman serisindeki olaylar olarak algıladığımız şeylerin gerçekte zamansal olmayan bir seri oluşturması mümkündür. İlaveten, şu ana kadar gördüğümüz kadarıyla, böyle bir seri oluşturmamaları da mümkündür ve gerçeklikte zamansal olmadıkları gibi bir seri oluşturmuyor olmaları da söz konusu olabilir. Fakat – bu soruya değinecek yerim olmasa da – bir önceki görüşün, şeylerin gerçekten bir C serisi oluşturabilir olduğu görüşünün, daha muhtemel olduğunu düşünüyorum.

Eğer bu doğruysa, buradan bu gerçeklikleri zaman içindeki olaylar olarak algılamamızda hem bir miktar doğruluk hem de bir miktar yanlışlık olacağı çıkıyor. Aldatıcı olan zaman formundan yola çıkarak, bu gerçekliklere dair birtakım doğru ilişkileri kavramış olacağız. M ve N olaylarının eş zamanlı olduklarını söylersek, zaman serilerinde aynı konumda olacaklarını da söyleriz.  M ve N olayları olarak algıladığımız hakikatler gerçekten de bir seride, bu zamansal bir seri olmasa da, aynı mevkide bulunduklarından bunda doğruluk payı vardır.

Yine M, N, O olaylarının farklı zamanlarda ve bu sırada olduklarını iddia edersek, zaman serilerinde farklı konumlarda yer aldıklarını ve N’nin konumunun M ve O’nun konumları arasında olduğunu da iddia ederiz. Ve zamansal bir seride olmasa da bu olaylar olarak gördüğümüz hakikatlerin bir seride olacağı ve bu serideki konumlarının farklı olacağı ve N olayı olarak algıladığımız gerçekliğin konumunun M ve O olayları olarak algıladığımız gerçeklerin konumları arasında olacağı doğru olacaktır.

Şayet bu görüş sahiplenirse, sonuç Kant’ınkilerden ziyade, Hegel’in ulaştığı sonuçlara daha çok benzeyecektir. Zira Kant numen doğadaki herhangi bir şeyin, fenomen (olarak) görünen zaman sırasıyla uyumlu olabileceği olasılığı üzerinde kafa yormuş görünmezken, Hegel zaman serilerinin sırasını, her ne kadar bozuk bir yansıma olsa da, zamansız hakikatin gerçek doğasında olan bir şeyin yansıması olarak görmüştür.

 Ancak objektif bir C serisinin var olup olmadığı sorusu gelecek tartışmalara bırakılmalı. İlaveten, zamanın gerçekliği reddedilirse kaçınılmaz şekilde ortaya bir sürü başka soru başımıza üşüşecektir. Böyle bir C serisi varsa, içinde bulunan konumlar basitçe nihai, açıklamasız doğrular mıdır yoksa belli bir oranda bu konumlarda bulunan nesnelerdeki ortak bir özellik tarafından mı belirlenirler? Eğer böyleyse, bu özellik nedir ve şeylerin sonradan görünmelerini sağlayan bunun büyük bir oranda bulunması ve önceden görünmelerine karar veren de küçük bir oranda bulunması mıdır? Ya da tam tersi midir? Evrene dair umutlarımız ve korkularımızın doğruluğu ya da yanlışlığı bu sorunun çözümüne dayanıyor olabilir.

Ve yine zamandaki görünüşler serisi uzunluk olarak sonsuz mudur yoksa sonlu mudur? Ve bu görünüşle nasıl başa çıkmalıyız? Eğer zaman ve değişimi görünüşlere indirgersek, bir görünüşün bizatihi kendisinin değişmesi ve zamanın içinde olması gerekmez mi ve dolayısıyla zamanın aslında gerçek olduğu gösterilmiş olmaz mı? Bu kuşkusuz ciddi bir sorudur ve bu sorunun tatmin edici bir şekilde cevaplanabileceğini umut ediyorum.


[1] Şu an üstünde durduğumuz hipotez bizi ilgilendirmese de bir zamanlar A serisinde olanın her zaman bir A serisinde olduğu da eşit derecede doğrudur. Geçmiş şimdi ve gelecek ayrımlarından biri N’ye uyarlanabilirse, her seferinde aynı ayrım olmasa da, aralarından biri her zaman uygulanabilirdir ve uygulanabilir olacaktır.

[2] Lotze’un yaptığı gibi X ve Y arasındaki bir ilişkinin X ve Y’deki bir özellikten oluştuğunu iddia etmiyorum –böyle bir görüşü oldukça savunulmaz buluyorum. İddia ettiğim şey, X ve Y arasındaki bir Z ilişkisinin “Y ile arasında Z ilişkisi olmak” özelliğini X’de içermesidir, böylece ilişkilerin farklılaşması daima özelliklerde de farklılaşmayı gerektirir ve ilişkilerin değişimi daima özelliklerin değişimini gerektirir.

[3] A serisinin doğasının bu açıklaması, geçmiş ve geleceği açıklamak için ‘olan’ ve ‘olacak olan’ terimlerini kullandığından dolayı kısır bir döngü içerdiğinden geçerli değildir. Ama A serisinden bahsettiğimizde bu kısır döngünün kaçınılmaz olduğunu ve A serisini reddetmemiz için bir dayanak oluşturduğunu ileride göstermeye çalışacağım.

[4] Şimdinin şimdiliğin belirtilmesiyle eşzamanlı olan şey olduğu, geleceğin gelecek olmanın belirtildiği zamandan sonra olan şey olduğu ve geçmişin geçmiş olmanın belirtildiği zamandan önce olan şey olduğu şeklinde bir görüş savunulmuştur. Ama bu görüş zamanın A serisi olmaksızın, ondan bağımsız bir şekilde var olduğunu varsaymaktadır ve bizim hali hazırda ulaştığımız sonuçlarla bağdaşmazdır.

[5] Zamanı uzayda hareket metaforuyla takdim etmek oldukça yaygındır. Ama bu geçmişten geleceğe doğru bir hareket midir yoksa gelecekten geçmişe doğru bir hareket mi? Eğer A serisi zamanın özelliklerinden biri olarak alınırsa, doğal olarak bu geçmişten geleceğe doğru bir hareket olarak ele alınacaktır çünkü şimdilik özelliği geçmiş durumların daha önce sahip olduğu bir özelliktir ve gelecek durumlara da gelecekte ait olacaktır. Eğer ki A serisi bir ilişki  olarak ele alınırsa, hareketin her iki şekilde de görülebilmesi mümkündür zira ilişkiye girenlerin ikisi de hareket eden olarak alınabilir. Eğer olayların sabitlenmiş bir “şimdi” noktasından hareket ettiği düşünülürse hareket gelecekten geçmişe doğrudur çünkü gelecek olaylar şimdi noktasını geçmemiş olaylardan, geçmişse bu noktayı geçmiş olaylardan oluşur.  Eğer şu an, olaylar serisinin her biriyle ilgili olarak art arda hareket eden bir nokta olarak alınırsa, hareket geçmişten geleceğe doğrudur. Bu yüzden, olayların gelecekten çıktığını söyleriz ama kendimizin geleceğe doğru hareket ettiğini söyleriz. Zira, şimdi insanın tek doğrudan deneyimi olduğundan, her insanın kendisini özellikle, geleceği ya da geçmişinin aksine, şu anki durumu ile özdeşleştirir. Bu sebeple, benlik, hareket eden bir şey olarak betimleniyorsa, geçmişten geleceğe olay akışlarıyla birlikte şimdiki zaman noktası ile hareket ediyor olarak resmedilir.

Yayınlandığı yer: Mind: A Quarterly Review of Psychology and Philosophy 17 (1908): 456-473.


Not: Bu metin Nisan 2018’deki Öncül Analitik Felsefe Dergisi’nin başlangıç sayısında yayınlanmış olup dergimiz çevirmenlerinden Zeynep Hayal Erdoğan tarafından Türkçeleştirilmiştir.

İleri Okuma:

Taner Beyter – Zaman Felsefesi: Zamanın A ve B Teorilerini Anlamak: https://onculanalitikfelsefe.com/zaman-felsefesi-zamanin-a-ve-b-teorilerini-anlamak/

Craig Callender – Zaman Gerçek Mi?: https://www.youtube.com/watch?v=OhujKUeduXg

William Lane Craig – Zamanı Tanrı Mı Yarattı?: https://www.youtube.com/watch?v=fjV-IFZqvpQ

Michael Strevens & Tim Maudlin – Zamanın Gizemi: https://www.youtube.com/watch?v=k6DHeYeS9fA

Taner Beyter- Zaman Felsefesi: https://www.youtube.com/watch?v=W-dkQp0ZAcg

Bilkent Üniversitesi İngilizce - Fransızca Mütercim Tercümanlık okuyor. Olabildiğince çok sayıda dil öğrenmek istiyor. Bunun dışında sinema, siyaset, felsefe ve resimle ilgileniyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Platon’un Felsefi Dini - Max Charlesworth

Sonraki Gönderi

Craig’in Metaetik Ahlak Argümanı’nın ve Teistik Metaetik Teorilerinin Eleştirel Bir Değerlendirmesi – Berat Mutluhan Seferoğlu

En Güncel Haberler Analitik Felsefe