Tutsak İkilemi – Jason Wyckoff

/
222 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

Rasyonel olmak ve iyi sonuçlar üretmek arasındaki ilişki nedir? Rasyonel insanların, yani iyi bilgiler üzerine rasyonelce hareket edenlerin, kendileri ve belki de diğerleri için daima iyi çıktılar üreteceği düşünülebilir. Yine de William Poundstone’un geniş çapta tartışılan bir vakayla ilgili tasvirini dikkatle değerlendirelim:

Bir suçlu çetesinin iki üyesi tutuklanır ve bu tutsaklar, birbirleriyle konuşma veya mesaj alışverişi yapma imkânı olmaksızın hücre hapsine alınır. Polis, ikiliyi asıl suçlamadan suçlu bulmak için yeterli kanıtları olmadığını kabul eder. Her ikisine de daha küçük bir suçlama üzerinden 1 yıllık bir hapis vermeyi cezası vermeyi planlar. Aynı zamanda polis, bu tutsaklara Faustvari bir pazarlık sunar: partneri aleyhine tanıklık eden kişi, partneri asıl suçlamadan 3 yıl hapis cezası alırken serbest bırakılacaktır. Ancak bu pazarlıkta bir bityeniği de var… Eğer iki tutuklu da bir diğeri aleyhine tanıklık ederse, ikisine de 2 yıllık bir hapis cezası verilecektir.[1]

Tutsaklularımızı Turuncu (Orange) ve Siyah (Black) olarak adlandıralım. Aşağıdaki, Turuncunun alacağı cezanın ilk ve Siyahın alacağı cezanın ikinci sıralandığı matris, bu pazarlığın olası sonuçlarını resmetmektedir:

Her tutsağın umursadığı tek şeyin kendi ceza hükmünü en aza indirmek olduğunu varsayar ve iki tutsağın birbirleriyle iletişim kuramadıklarını dikkate alırsak, iki tutsak için de en kötü ikinci sonucu üretse dahi bu tutsakların birbirleri aleyhine tanıklık etmesi rasyonel olandır. Turuncu, Siyah’ın ne yaptığından bağımsız biçimde tanıklıkta bulunarak daha hafif bir cezaya çarptırılır. Bunun tersi siyah için de geçerlidir. Bu nedenle tanıklık etmek her iki oyuncu için de izlenecek ilk yoldur ve Tanıklık Et/Tanıklık Et, (herkesin kendi baskın stratejisini benimsemesinin ürettiği bir sonuç olarak) baskın bir strateji dengesidir.

1. Ehemmiyet

Karar verme çalışmalarının bir alanı olan oyun teorisinin dilini kullanarak bu senaryoya tek oyunculu oyun diyeceğiz. İlk olarak bazı genel terimlerden söz edelim ve sessiz kalma gibi seçimlere (diğer oyuncuyla kurulan bir) “iş birliği” derken aleyhte tanıklık gibi seçimlere ise (diğer oyuncuya yönelik bir) “ihanet” diyelim. Tutsak İkilemi’nde (Tİ) karşılıklı iş birliği (bu örnekte iki oyuncu açısından en iyi ikinci, genel bir tercih-memnuniyet düzeyi açısından da en iyi toplamı veriyor olması gibi) oldukça iyi çıktılar üretir. Ancak karşılıklı iş birliği rasyonel olarak imkansız kılınmıştır çünkü her oyuncu, diğer oyuncunun ne yaptığından bağımsız olarak ihanetin kendisi için daha iyi bir seçenek olduğunu görebilir. Bu nedenle oyun, karşılıklı işbirliğinin çıktısı herkes için ikinci en iyi konumdayken oyuncuların, kendileri için en iyi sonuçları alma girişiminin en kötü ikinci olarak değerlendirilen sonucu üretmesiyle sonlandığında bir Tİ yapısına sahiptir. Uzun lafın kısası, rasyonel insanlar rasyonel davranarak çok kötü sonuçlar meydana getirebilir.

2. Yinelemeler (İterasyonlar)

Şimdiye kadar, Tİ bir kez oynatıldığında ne olduğunu gördük. Peki bu oyun aynı oyuncular tarafından birden çok kez oynanırsa ne olur? Oyuncular oyunun kaç kez oynanacağını biliyorsa, birtakım teorik nedenlerden dolayı karşılıklı iş birliğinin sağlanmasında düzensizlikler görülebilir.[2] Ancak, son turun ne zaman oynanacağı bilinmiyorsa (yani belirsiz bir süre boyunca yinelenen bir oyunda) işler farklıdır. Bu koşullar altında işbirlikçi stratejiler, ilginç bir şekilde iyi sonuçlar meydana getirir.

Özellikle etkili (ve basit) bir strateji, oyuncunun ilk turda iş birliği yaptığı ve o andan itibaren oyuncunun diğer oyuncunun önceki turda yaptığını yaptığı kısasa kısastır. Bu tutum, ihaneti ani ama kısa süreli sonuçlarla cezalandırır- “Az önce bana ihanet ettin, bu yüzden şimdi ben de iş birliğinin sağlayacağı faydalardan seni mahrum ediyorum. Fakat, benimle iş birliği yaparsan ben de seninle iş birliği yapacağım.” Robert Axelrod, The Evolution of Cooperation’da kısasa kısas için şöyle diyor: “[kısasa kısasın] Dikkate değer başarısının nedeni incelikli, misillemeci, bağışlayıcı ve açık olmasının bir aradalığıdır.”[3] İnceliklidir çünkü temelde işbirlikçidir ve beladan kaçınır. İhaneti cezalandırsa da işbirlikçi davranışa dönüşü ödüllendirerek affeder. Ayrıca bu stratejinin ayırdına varmak ve onu anlamak kolaydır.

Kısasa kısas, pek çok olası “güzel stratejiden” yalnız birisidir. Yinelenen Tİ’lerde, incelikli stratejiler, kaba stratejilerden çok daha iyi sonuçlar verme eğilimindedir.[4] Bundan çıkaracağımız dersse şudur: Diğer oyuncu size ihanet edene kadar işbirlikçi olun; size ihanet edildiğindeyse bir karşılık verin ancak nihayetinde karşı tarafı affedin. Uzun vadeli düşünün ve karşınızdakinin güven kazanın.

3. Uygulamalar

Peki, felsefeyi nereye konumlandırıyoruz? Tutsak İkileminin üzerinde etki sahibi olduğu bir alanı düşünelim: Etik. Bazı filozoflar (tartışmalı da olsa) bir Tİ’deki katılımcıların kişisel çıkarlarına dayalı akıl yürütmelerinden ahlaki ilkeler geliştirebileceğimizi tartışmışlardır. Davranışlar üzerindeki etik kısıtlamaları kabul ederek, hepimizin uzun vadede daha iyi sonuçlar elde edeceğimizi savunurlar:[5] basit bir şekilde refahımızı maksimize etmeyi denemektense, “kısıtlanmış maksimize ediciler” olmamız gerekir. Burada Tİ modelinin nasıl uygulanacağını tatbik edebiliriz. Etik, bir Tutsak İkilemi oyunu içinde güçlülerin eşit düzeyde etkileşime girmediği dezavantajlı ve daha az güce sahip olan oyunculara yönelik davranışlara sınırlama getirmek için ahlaki nedenler sağlayabilir mi? Sağlayabiliyorsa nasıl?

Tİ aynı zamanda siyaset felsefesini de etkilemiştir. Herkes tarafından bilindiği üzere Thomas Hobbes, devletin olmadığı bir doğa durumunda insanların kendi kazançlarını en üst düzeye çıkarma girişimlerinin şiddeti, daimi bir korkuyu, “yalnız, fakir, nahoş, vahşi ve kısa” yaşantıları ortaya çıkardığını öne sürdü. Bazı çağdaş toplum sözleşmesi teorisyenleriyse Hobbes’un doğa durumunu bir Tutsak İkilemi, yani insanların işbirliği yapmamak için belirleyici nedenleri olduğundan dolayı evrensel iş birliğinin güvence altına alınamadığı, nihayetindeyse birbiri ardına ihanetlerin yaşandığı bir savaş hali olarak düşündüğünü öne sürdüler. Buna göre bir devlet kurarak bedel yapısını değiştirip ihaneti daha maliyetli hale getirirken, Tİ’den kaçınılıyordu.

Ayrıca anarşistler de buradan çıkardığımız derslerden kendilerine pay çıkarabilir. Nitekim devletsizlik halinin daha çok yinelenen bir Tİ gibi olduğunu öne sürebilirler çünkü insanlar yalnızca anlık değil, uzun vadede de iyi kazanımlar elde etmeye çalışmaktadır. Bu gibi şartlar altında işbirliği, devlet olmaksızın ortaya çıkar.

Bu, devletsiz bir dünyanın en iyi olacağını düşünenlerle hükümetin gerekli olduğunu düşünenler arasındaki tartışmanın çerçevesini çizmek için verimli bir yol olabileceği gibi, daha fazla soruya davetiye çıkarıyor da olabilir: Doğa durumu gerçekten bir Tutsak İkilemi midir? “Doğa durumu” diye bir şey var mıdır? Devlet – özellikle de demokrasi – çatışan çıkarlara hakemlik etmekle mi, yoksa ortak sorunlara toplu çözümler getirmekle mi ilgilidir? Bunlar zor sorular olsa da Tutsak İkilemi, felsefedeki önemli sorunlar üzerine yürütülen güncel tartışmaların şekillenmesinde, şüpheye yer bırakmayan önemli bir rol üstlenmektedir.

Dipnotlar

  • [1] Poundstone, 1993, 118.
  • [2] Sorenson (2004) konuyu oldukça iyi açıklıyor.
  • [3] Axelrod, 1984, 54.
  • [4] Bakınız Davis, 1997, 147. Jean Hampton (1997, 46), yinelenen bir PD’de işbirliğinin, ancak kişinin rakibinin de işbirliği yapacağına dair güvenceye sahip olması durumunda rasyonel olduğunu iddia eder, ancak bu, yukarıda tartışılan bilgisayar programları turnuvası gibi, doğru değildir. Axelrod (1984) göstermektedir.
  • [5] Örnek olarak bkz.: Gauthier, 1986.

Referanslar


Jason Wyckoff – “The Prisoner’s Dilemma“, (Erişim Tarihi:16.08.2021)

Çevirmen: Emre Can Esgiyusufo

Çeviri Editörü: Semih Gözen Esmer

İstanbul Teknik Üniversitesi'nde inşaat mühendisliği lisans öğrencisi. Siyaset, din ve dil felsefeleri ile alakadar olur. Bunların yanında iyi bir basketbol ve edebiyat sever olduğunu düşünür.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

R. Maydole ve A. Kirschner’in Modal Ontolojik Argümanları - Musa Yanık

Sonraki Gönderi

Örtük Önyargı – Michael Brownstein (Stanford Encyclopedia of Philosophy) - Michael Brownstein

En Güncel Haberler Analitik Felsefe