Unutulmuş Soykırım: 1965-1966, Endonezya Komünistlerinin Katli – Nikos Mottas

470 Okunma
Okunma süresi: 4 Dakika

Hiç şüphesiz ki, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Yahudi soykırımı ve 1915 Ermeni soykırımı, yirminci yüzyılın en geniş çaplı toplu katliamlarıdır. Bunlar, aradan kaç yıl geçerse geçsin, halkların toplumsal hafızalarından silinmemesi gereken suçlardır.

Ancak burjuvazinin  “dünya tarihinin önemsiz detayları” olarak görüp değersizleştirerek veya gerçek boyutlarını çarpıtarak daha az önem verdiği “unutulmuş” soykırımlar gibi, tarihin nispeten fazla bilinmeyen tarafları da var.

Bu gibi “unutulmuş” soykırımların en büyük örneği, Suharto diktatörlüğü tarafından 1965-1966 yıllarında tertiplenen, Endonezya komünistlerinin toplu katliamıdır.

General Suharto isimli, Amerikan ve İngiliz hükümetleri karşısında hoşgörü ve sükunet sahibi bu cani, geçtiğimiz yüzyılın en vahşi katliamlarından birinin sorumlusudur: Endonezya Komünist Partisi üyesi ve destekçisi, çoğu komünist bir milyondan fazla insanın toplu katliamı [1].

Eğer 1965-1966 katliamına yol açan toplumsal ve siyasi koşulların kapsamlı bir çerçevesini oluşturmak istiyorsak, İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra Endonezya’daki gelişmelerin tarihi arka planına değinmeliyiz. Bu gelişmeler; İngiliz ve Hollandalı emperyalistlerin rolüyle, altında Endonezya Cumhuriyetinin bağımsızlığının yer aldığı koşullarla, sınıf çatışmasının ülkedeki şekillenişiyle ve elbette ABD’nin yerel siyasi sürece müdahalesine yol açan, İkinci Dünya Savaşı sonrası emperyalist planlarda Endonezya’nın aldığı pozisyonla ilişkilidir.

1960 yılının ortalarında burjuvazi içi çelişkilerin keskinleşmesi, (Amerikan-İngiliz hükümetlerinin sürekli müdahalesiyle) seçilmiş başkan Sukarno’nun önünde sonunda devrilmesine yol açan bir dizi karşı darbeye sebep olmuştur. 2 Ekim  1965 sabahında, isyancıları zaptedip hapse atmak amacıyla birçok askeri araç Jakarta sokaklarında devriye geziyordu. Bir gün öncesinde, başkanlık muhafızı komutanı Colonel Untung tarafından başarısız bir darbe girişimi düzenlenmişti. Onun tarafından radyo aracılığıyla iletilen bir mesajda  Colonel, darbe girişiminin rolünün, CIA ve ordu mensuplarının başkan Sukarno’yu devirmek için kurduğu bir komployu önlemek olduğunu öne sürerek bu girişimi gerekçelendirdi.

Ordu, Suharto isimli bir generalin belirleyici rolüyle, başarısız girişimin isyancılarını ezdi. Bu adam daha sonra Sukarno’nun liderliğini hükümsüz kıldı ve böylece ülkenin yeni “güçlü siyasi lideri” oldu. Suharto ve onun emperyalist müttefikleri, başarısız girişimin kaynağı olarak Endonezya Komünist Partisini hedef aldılar-Buna karşın, iyi örgütlenmiş ve halk tarafından sevilen Komünist Parti, sömürge karşıtı mücadelede öncü rol oynamış ve Sukarno’nun politikalarında önemli bir etki sahibi olmuştur.

Amerikan emperyalistlerinin desteğini arkasına alan General Suharto’nun Endonezya liderliğine yükselişi; toplu cinayetler, infazlar, işkenceler ve her türlü vahşi eylem dâhil olmak üzere eşi benzeri görülmemiş şiddetli eziyetlere yol açtı. CIA bile, sonraki bir raporda 1965-1966 olaylarının “yirminci yüzyılın en fena toplu cinayetlerinden biri”[2] olduğunu itiraf etmiştir. Elbette, hem CIA hem de İngiliz istihbarat servisleri, Suharto rejimini destekleyerek, katliamda etkin bir rol oynamışlardır. ABD, Britanya ve Avustralya hükümetlerinin Endonezya’daki antikomünist soykırımdaki rolü, yıllar sonra ortaya çıkmıştır.

17 Mayıs 1990’da “States News Service of Washington DC” tarafından yayınlanan bir metinde; 1960’larda Jakarta’daki Amerikan elçiliğinde çalışmış bir personelin ifadelerine dayanarak, Amerikan elçiliğinin Suharto rejimine içinde beş binden fazla komünistin ve Komünist Parti destekçisinin isminin bulunduğu listeleri sunduğu belirtilmiştir [3].

Emperyalistlerin Endonezya katliamındaki rolü, profesörler ve araştırmacılar tarafından onaylanmıştır. Örneğin, Princeton Üniversitesi profesörü ve “Economists with Guns: Authoritarian Development and US- Indonesian Relations” kitabının yazarı Brad Simpson, Endonezya ordusunun toplu cinayetleri gerçekleştirmesi için İngiliz ve Amerikan hükümetlerinin “ellerinden her şeyi” yaptıklarını söylemiştir [4]. Endonezya komünistlerinin katlini, yabancı tekel sermayenin ülkeye girişi için düzenlenmiş bir plan izlemiştir. Avustralyalı gazeteci ve araştırmacı John Pilger’ın “The New Rulers of the World” (2001) isimli belgeseline göre, Suharto’nun dikta yönetimi; General Motors, Daimler-Benz, Chase Manhattan Bank, Siemens, Standard Oil gibi bilinen tekel ve banka gruplarıyla iş anlaşmaları yapmıştır.

Emperyalizm, geleceğini korumak için kanlı geçmişini silmeye önem verir

Endonezya komünistlerinin Amerikan-İngiliz emperyalistlerinin desteğiyle otoriter Suharto rejimi tarafından katledilmesi, yirminci yüzyılın en karanlık sayfalarından birini meydana getirmiştir. Bu, burjuva propagandasının Soğuk Savaş’ın “ikincil zararı” olarak değersizleştirmeye çalıştığı, kasten “unutulmuş” bir soykırımdan ibarettir. 1965-1966 Endonezya komünistlerinin katlinin tarihsel önemini değersizleştirmeye çalışıyorlar çünkü bu, emperyalist vahşeti gözler önüne seren örneklerden biridir.

Emperyalizm, geleceğini korumak için kanlı geçmişini silmeye önem verir. Bu yüzden emperyalistler, tarihi mümkün olduğunca çarpıtırlar. Çünkü her ülkenin sahip olduğu esas gücün, işçi sınıfı, proletarya olduğunu bilirler. Bu yüzdendir ki, vahşeti, sefaleti ve savaşları yaratan, çürümüş, sömüren sisteme, insanlığın baş düşmanına karşı mücadelede güçlü bir silaha sahip olmak için işçi sınıfı, halk, kendi tarihini bilmelidir ve çarpıtmaya, kayıtsızlığa karşı savaşmalıdır.

Notlar:

  • [1] Endonezya Komünist Partisi, ilki Asya’da kuruldu (1920), 1960’larda yaklaşık üç milyon üye ile, özellikle Java bölgesinde önemli ölçüde güç sahibiydi. Ancak liderliğinin oportünist politik tercihleri daha sonra partinin geniş kitlelerle bağlarının zayıflamasına yol açtı. Örgütsel gücüne ve aşırı fazla üye sayısına rağmen Endonezya Komünist Partisi yerli düşmanlarının ve onların emperyalist müttefiklerinin kurmuş olduğu tuzaktan kaçamadı.
  • [2] Blumenthal, T.L.H. McCormack (Ed.), The Legacy of Nuremberg: Civilising Infuence or Institutionalised Vengeance?. International Humanitarian Law Services, Martinus Nijhoff.
  • [3] I.A. Tie Asserted in Indonesia Purge, The New York Times, July 12, 1990.
  • [4] The 1965-1966 Indonesian Killings Revisited, Conference at the National University of Singapore, 17-19 June 2009.

Nikos Mottas – “The forgotten holocaust: The 1965-66 massacre against Indonesia’s communists“, (Erişim Tarihi: 07.11.2020)

Çevirmen: Ilgın Baran Öcal

Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

 

Öncül Analitik Felsefe Dergisi, 19 Ocak 2018 tarihinde kuruldu. Sunum, söyleşi, makale, çeviri, canlı yayın gibi içerikler üreterek Analitik Felsefe’ye dair Türkçe veritabanını genişletmeye devam ediyor.

1 Yorum

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

John Rawls Berbat Akıl Yürütüyordu: Bölüm 2 - Michael Huemer

Sonraki Gönderi

Viyana Çevresi - Mauro Murzi (Internet Encyclopedia of Philosophy)

En Güncel Haberler Sosyal Bilimler