Uzmanlara Meydan Okumak Üzerine – Michael Huemer

199 Okunma
Okunma süresi: 9 Dakika

I. Epistemik Bir Bilmece

Uygulamalı epistemoloji hakkında bir soru. Diyelim ki bir çalışma alanı var ve bu alanda ilgilendiğin bir konu hakkındaki yerleşmiş görüş P. (Örneğin: biyolojide türlerin kökeni hakkındaki yerleşmiş görüş evrim teorisidir.) Genel olarak kabul gören uzmanların dışında kalan birini düşünün. Bu kişi siz ya da yalnızca internette vs. duyduğunuz biri olabilir. Bu kişi P’ye karşı alternatif bir görüş lehinde ikna edici argümanları olduğunu düşünüyor.

Soru: Bu yerleşik-olmayan araştırmacıya karşı tavrınız ne olmalı? Genel kabul gören uzmanlara bağlı kalarak onun görüşlerini reddetmeniz mi gerekir? Önce argümanlarını okuyup kendi başınıza değerlendirmeli misiniz (ya da eğer bu kişi sizseniz, zaten size ikna edici geldiğini varsaydığımız argümanları mı kabul etmelisiniz)? Yargıya varmaktan sakınmalı mısınız? 

Birkaç örnek:

1. Biyolojide, yerleşik görüş evrim teorisidir. Ancak kampüste evrimi reddeden bir din adamıyla karşılaştınız. Size evrimin absürtlüğünü ve tutarsızlığını göstereceğini iddia ettiği birtakım argümanları var. İlk bakışta bu argümanlar hiç de aptalca değil; bazıları siz de dahil olmak üzere normal insanlara ilk bakışta makul geliyor.

2. Fizik dersinde daimî hareket makinelerinin imkânsız olduğunu öğrenmiştiniz. Buna karşın, size göre çalışması gereken bir daimi hareket makinesi tasarımı ürettiniz. Ne kadar denerseniz deneyin, bunda yanlış bir şey göremiyorsunuz.

3. Fizik dersinde öğrendiğin, genel kültür olarak da bildiğiniz kadarıyla, Einstein görecelilik teorisi olarak bilinen muazzam bir keşifte bulundu. Fizik hocası bunu size açıklamaya çalıştığında teori kulağınıza çelişkili geliyor. Görecelilik teorisinin yanlış olduğunu söyleyen bir felsefe profesörüyle tanıştınız. Teorinin aslında birtakım yanlış felsefi görüşleri benimsemekten kaynaklı olarak kabul gördüğü hakkında garip bir hikayesi var.

4. Göçmenliğin yerel işçiye zarar verdiğini ve bu yüzden sıkı bir şekilde denetlenmesi gerektiği size epey açık geliyor. Ancak internetteki bazı liberteryen ideologlar ısrarla göçmenliğin ekonomiye faydalı olduğunu iddia ediyorlar. Üstüne, neredeyse tüm ekonomistlerin bu konuda kendileriyle hemfikir olduğunu söylüyorlar.

5. Ayn Rand okuduktan sonra bencilliğin iyi, rasyonel davranışın temeli olduğuna ikna oldunuz. Fakat neredeyse tüm etikçiler (Rand’ın bile kabul ettiği üzere) egoizmin bariz şekilde yanlış olduğunu düşünüyorlar.

Building TensorFlow systems from components Aaron Schumacher (Deep Learning Analytics)

Bunların tamamı gayet gerçekçi örneklerdir. Bütün bunlar gerçek insanların başına yeterince sık geliyor. Üstüne çok daha fazlası var. Aslına bakılırsa, uzman olmayan bir kişinin herhangi bir konudaki yerleşik görüş hakkında düşünüp bu yerleşik görüşü reddetmek için güçlü gelen sebepler bulup yerleşik görüşten oldukça farklı bir görüşü benimsemeye varması aşırı yaygın bir durum.

Bu tür problemleri çözmek için takınmamız gereken rasyonel tutum nedir?

II. Uzmanları Görmezden mi Gelelim?

Sanırım bu durum karşısında insanlarda iki aptalca tutum gördüm:

(1) Daima uzmanları görmezden gelmek.

(2) Daima uzmanlara inanmak.

İlk aptalca tutum: ”Diğer insanların söyledikleri tamamen önemsizdir. Önemli olan tek şey olay hakkındaki sizin değerlendirmeniz gereken gerçek kanıtlardır. Koyun olmayın; kendin düşün! Sadece argümanlara bak. Eğer uzmanların argümanlarının işe yaramaz olduğunu gördüysen, ne kadar insanın bunları desteklediğinin bir önemi yoktur. Uzmanların bir konu hakkında P demesi hiçbir şeyi kanıtlamaz. İnsanlar Kolomb dünya yuvarlak dediğinde ona gülmüşlerdi! Bu sözde ‘uzmanlar’ her zaman yanılıyorlar!”

Bana öyle geliyor ki birçok insan bu görüşü benimsiyor (üzgünüm ama özellikle liberteryenler). Sanırım bu tarz bir görüş ”eleştirel düşünme” derslerinde de destekleniyor. Ancak bu oldukça aptalca ve naifçe bir tutum. Eğer 0 ila 30 saniye arasında bir zaman harcadıysanız bunu düşünebilirdiniz. Otuz saniyeden sonraysa aşağıdaki türde gerçekler aklınıza gelmeliydi:

a. Uzmanlar belli başlı bilişsel avantajlara sahiptirler. Genelde IQ testlerinde yüksek skorlar alırlar örneğin. Genel olarak çalışmaya ve konu hakkında öğrenmeye ciddi zaman ayırmışlardır. Yıllar hatta on yıllar. Sonuç olarak söz konusu mesele hakkında ciddi bir bilgi birikimine sahip oldukları kadar genel olarak da konuyla ilgili yoğun bir arka plan bilgisine da sahiptirler. Birbirleriyle iletişim halinde olma avantajına da sahiptirler. Diğer insanların çalışmalarındaki kusurları ortaya dökmenin mesleki getirileri vardır. Bu sayede bir alanda öne sürülen fikirlerin birçok akıllı, bilgili eleştirmenlerin dikkatli incelemesine maruz kaldığı ve araştırmacıların çok dikkatli olduğu bir ortam sağlanır. Bu uzmanlar aynı zamanda çatışmaya ve alternatif olasılıklar hakkında düşünmeye zorlanırlar; sürekli sırf kendi düşünceleri üzerinde duramaz ya da yalnızca kendileriyle aynı fikirde olan insanları dinleyemezler.

b. Uzman olmayan kişiler tipik olarak bu avantajların bir veya birden fazlasından yoksundurlar. Kimi zaman neredeyse tamamından yoksundurlar. Uzman olmayan biri zeki olabilir ancak konu hakkında uzmanın harcadığı zamanının 1/100’ünü harcamıştır, uzmanın bildiğinin 1/10.000’ini bilmektedir, düşünceleri asla birçok zeki ve bilgili eleştirmenler tarafından incelenmemiştir ve hiçbir zaman konuyla birçok farklı perspektife maruz bırakılmamıştır.

c. Bunlar gibi bilişsel avantajlar birinin doğruya ulaşma olasılığını olumlu etkiler. Bu etki ”yalnızca argümanlara bakarak” ya da ”yalnızca kanıtlara bakarak” ortadan kalkmaz.

  • İnsanların yüzyıllar boyu çalıştığı konular genellikle önemsenmeyecek kadar basit değildir. Bu konular yaygın olarak kompleks, hakkında öğrenilmesi gereken çok şey olan ve hakkında öğretilen birçok fikir bulunan konulardır.
  • Eğer insanlar X alanında bilinen bir uzman olmak için yıllarını harcıyorlarsa bu uzmanların öğrendikleri her şeyi bir öğleden sonra, bir hafta, hatta bir ay içinde öğrenmek muhtemel imkansızdır.
  • Genel olarak insanların bir şeylerin akla yatkınlığına dair yargılarını güçlendiren tüm arka plan bilgilerini ve deneyimlerini hızlıca özetlemeleri mümkün değildir. Doğaçlama bir konuşmada ya da resmi olmayan bir blog yorumunda birkaç dakika içinde tüm alakalı bilgiyi bulmayı bırakın, sıklıkla insanlar hangi bilginin konuyla alakalı olduğunu uğraşsalar bile tespit edemezler.  
  • İnsanlar ”kanıtlara baktıklarında” veya ”argümanlara baktıklarında” büyük oranda yanlış sonuçlara varırlar. Bunlardaki hataları tespit etmek özellikle de uzman olmayan kişiler için genellikle. Yani ”Ben argümanları kendi kendime değerlendirdim” demek argümanlar hakkında tamamen yanlış sonuçlara varmış olma ihtimalinizi ortadan kaldırmaz.

d. Sonuçta, bariz olarak, uzmanların haklı olması uzman olmayanlara kıyasla daha muhtemeldir. (a, b, + c’den çıktığı üzere.)

e. Yine bariz olarak, uzmanların doğruluğu da garantilenmiş değildir. Kimse böyle bir şey iddia etmiyor. Ancak uzmanların kesinlikle haklı olmadığı gerçeği uzmanların görüşleri yerine uzman olmayanların görüşlerine inanmayı rasyonel kılmıyor; bu aptalca. Eğer uzmanlar yanılabiliyorsa bundan uzman olmayanların yanılmaz olduğu sonucu çıkmaz.

f. Tek bir insanın belli bir hata yapma ihtimali vardır, ne kadar zeki ve bilgili olursa olsun. Eğer aynı mesele ikinci bir insan tarafından değerlendirilirse her ikisinin de o hatayı yapma ihtimali genel olarak ilkinin hata yapma ihtimalinden kesin olarak daha düşük olacaktır. Ve kişi sayısı arttıkça bu böyle ilerler. Yani, açık bir şekilde, birçok insanın yanlış düşünme ihtimali diğer her şey sabit tutulduğunda bir kişinin ya da daha küçük bir grubun yanlış düşünme ihtimalinden daha düşüktür. Elbette diğer her şeyin sabit olması koşulu bir kişinin tüm bir gruptan daha zeki olması, özel bir bilgiye sahip olması vs. durumları halinde karşılanmamış olur. Ancak yukarıdaki (a) ve (b) maddelerine tekrar bakalım. Eğer büyük olan grup büyük olmasının yanına bilişsel avantajlarını da ekliyorsa bu grubun haklı olma ihtimalinin çok daha muhtemel olduğu tamamen bariz hale gelir.

g. Bu söylenenlerin hiçbiri söz konusu ”uzman olmayan” kişi siz olduğunuzda değişmez. Sonuç olarak ”kendi başına düşünmek” adına uzmanların görüşlerini yok sayma tavsiyesi ilk bakışta açıkça irrasyoneldir.

Çoğu insan yukarıdaki gerçeklerden hoşlanmaz. Ancak bunları aşmak ve gerçekliği kabul etmek durumundadırlar. Yukarıdaki iddialardan hangileri kanıtlanabilir bir şekilde doğru değildir?

En yaygın saçmalık uzmanların da bazen yanıldığını tekrarlamaktır. Eğer bunu yapacaksınız gidip (e) maddesini tekrar okuyun. Uzman olmayanlar kaç defa yanılmışlardır? Sizi temin ederim ki uzmanlardan çok daha fazla.

III. Uzmanlara Her Zaman İnanalım mı?

Bütün bunlar bir yana her durumda genel kabul gören bilgeliği kabul edip buna gelen meydan okumaları görmezden gelme sonucuna varmak da doğru değil. Bu görüş ”uzmanları tamamen boş verin” görüşü kadar saçma olmasa da yine haddinden faza basitleştirilmiştir. Bana kalırsa revizyonist bir görüşün yerleşmiş görüşe rasyonel olarak tercih edilebileceği bazı vakalar vardır. O yüzden size bu konuda bazı temel kurallardan bahsetmek istiyorum. İşte göz önüne alınması gereken bazı şeyler

a. Revizyonist görüşü ortaya atan kişi yerleşmiş görüşleri biliyor mu? Demek istediğim bu görüşleri tam anlamıyla, bu görüşleri benimseyen uzmanların bildiğine eşit seviyede biliyor mu? Bu önemli bir nokta çünkü bir alanda kabul edilen görüşün hatasını ortaya çıkarmak genel olarak zaten zorken bu görüşü tam anlamıyla bilmeden bu hatayı ortaya çıkarmak hemen hemen imkansızdır.

  • Örneğin Einstein fiziği radikal bir şekilde yenilediğinde bunu ancak önce zamanının yerleşmiş görüşlerini ve insanların neden bu görüşleri benimsediğini derinlemesine anladıktan sonra yaptı.
  • Benzer bir şekilde, kabul görmüş ekonomistlerin neden serbest ticareti savunduğunu açıklayamıyorsanız onları bu konuda düzeltme şansınız neredeyse sıfırdır.

b. Göz önüne almaya değer başka bir nokta: uzmanlar revizyonist görüşü anlıyorlar mı? Bu görüşü destekleyen (iddiaya göre) sebepler uzmanların farkında oldukları ve yerleşmiş görüşlerini ortaya koyarken dikkate aldıkları sebepler miydi?

c. Bazen uzmanlar tarafgirlerdir. Ancak şunu da göz önüne alın ki bu hipotezi öne sürmek (a) noktasını ortadan kaldırmaz. (Tarafgir olsalar dahi onların görüşlerini anlamadan daha iyisini yapmanız neredeyse imkansızdır.) Ayrıca şunu da hatırlayın ki sırf uzmanlar sizle aynı fikirde değil diye tarafgir olduklarını öne süremezsiniz. Örnekler:

  • Ekonomistlerin göçmenliğin kötü olduğu varsayımından bağımsız olarak (ki bu varsayılamaz) göçmen yanlısı bir önyargıya sahip olduklarını düşünmek için objektif bir dayanak yoktur.
  • Eğitimcilerin eğitim yanlısı bir önyargıya sahip olduklarını düşünmek için sebebimiz vardır. Mesela üniversite profesörleri üniversitenin faydalarını abartmaya meyilli bir önyargıya sahiptirler. Bunu düşünmek için sebebimiz insanların genel olarak kendi çıkarlarını düşündüklerini ve kendilerini yücelttiklerini bilmemizdir.

d. Bazı çalışma alanları diğerlerine kıyasla genel olarak daha iyi bilişsel referanslara sahiptir. Örneğin, bir kimse makul bir şekilde edebiyat teorisinin fizikten daha az gerçek bilgiye sahip olduğunu öne sürebilir. Dolayısıyla edebiyat kuramcılarının genel kabul gören görüşlerini reddetmek daha makuldür.

e. Bazen bir konudaki kabul edilmiş o alandaki uzmanlıktan fazlasına dayanır. Bu gibi durumlarda kişi bu görüş hakkında daha kuşkucu olmalıdır.

  • Örn.: kültürel görelilik antropolojide yaygın olarak kabul edilir. Ancak bu görüş safi antropolojik bir görüş değildir; felsefi (meta-etik) bir görüştür. Dolayısıyla kişinin bu konuda antropoloji uzmanlarına güvenmesi gerektiği pek de açık değildir.
  • Bu tür şeyler genelde felsefede meydana gelir—felsefeyle ilgisi olmayan alanlardaki insanlara bazen belli felsefi görüşlerin doğruluğunu açık bir sebep olmadan varsayar ve bu görüşü kendi alanlarındaki teorilerine yedirirler. İnsanlar ayrıca sebepsiz yere doğruluğunu varsaydıkları bu felsefi görüşlere oldukça dogmatik bir şekilde bağlanmaya meyillilerdir.
  • Yukarıdaki bölüm I’in üçüncü örneğini kıyaslayın. Bu gerçekten doğru. Einstein Relativity kitabında mantıksal pozitivizmi kendi görelilik teorisini desteklemek için kullanmıştır. Diğer fizikçiler de bunu yaparlar. Çoğunlukla felsefi varsayımlarda bulunduklarını ihmal ediyorlar (ve muhtemelen bunun farkına bile varmıyorlar). Bunu doğrulamak için büyük bir uzman olmanıza gerek yok; yalnızca Einstein’ın kitabına göz atın. Daha sonra, Bohr Einstein’la kuantum mekaniği üzerine girdiği bir tartışmada pozitivizmi kullanmıştır.

f. Kabul görmüş ve revizyonist görüş arasındaki anlaşmazlığın tam olarak ne üzerine olduğunu fark etmek önemlidir. Kabul gören görüşle revizyonist görüş arasındaki kilit anlaşmazlık noktasının ampirik bir tahmin mi, matematiksel bir hesaplama mı, yoksa felsefi bir varsayım mı olduğunu tespit edin.    

g. Revizyonist görüşün içeriğine bakın ve şunu sorun: bu söylenenler yanlış olsa bile bazı insanların savunabileceği cinsten bir şey mi? Bu bir komplo teorisi mi? Herhangi bir yerleşmiş politik ideolojiye mi hizmet ediyor? Piramitleri uzaylıların inşa etmesi ya da Holokost’un bir düzmece olduğu vs. fikirler gibi ilk bakışta çılgınca ya da kuruntu seviyesinde iddialar gibi mi duruyor?

  • Ortalıkta kulağa çılgınca gelen birçok fikir var. Bunların hemen hemen tamamının yanlış olduğunu varsaymak şu an için makul görünüyor.
  • Bu tür görüşleri dinlemek için herhangi bir yükümlülüğünüz yok. Sırf biri bir iddiada bulundu diye zamanınızı onların sebeplerini değerlendirmekle harcamak zorunda değilsiniz. İnsanlar kuruntulara adanmış binlerce sayfa yazı yazabilir. Ayrıca hükmünüzü bu yazıları okuyana kadar ertelemek zorunda da değilsiniz; bu fikirleri reddedebilirsiniz. Örneğin, Holokost inkarcılarının yazdıklarını okumak zorunda değilsiniz. Onları doğrudan reddedip geçebilirsiniz.
  • *Ancak katılmadığınız her şeyin ”kulağa çılgınca geldiğini” söyleyemezsiniz. Özellikle ideolojik bir iddianızı baz alarak bununla çatışmaya düşen fikirleri ”çılgınlık” olarak adlandırmamalısınız. İpucu: eğer politik spektrumun öbür tarafındaki insanların büyük çoğunluğu P’ye olumlu bakıyorlarsa muhtemelen P çılgınca bir görüş değildir.
  • Bazen bir şeyleri dinlemeyi reddettiğinizde yanılmış olacaksınız. Bu yine de her şeyi dinlemeniz gerektiği anlamına gelmez.

Michael Huemer- “On Challenging the Experts”, (Erişim Tarihi: 12.05.2020), Kaynak Linki: https://fakenous.net/?p=550

Çevirmen: Yiğit Aras Tarım

Çeviri Editörü: Zafer Kılıç

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Bilgi Bağlamsal Değildir - Nebi Mehdiyev

Sonraki Gönderi

Panpisişizm Çılgınca, Ancak Büyük İhtimalle Doğru - Philip Goff

En Güncel Haberler Analitik Felsefe