Aristotelesçilik (Felsefe Sözlüğü)

/////
113 Okunma
Okunma süresi: 3 Dakika

Aristotelesçilik, Antik Yunan’ın Sokratik (veya Klasik) dönemine ait ve esin kaynağını M.Ö. 4. yüzyıldaki Aristoteles’in çalışmalarından alan bir felsefe okulu veya geleneğidir. Aristoteles’in yakın takipçileri aynı zamanda Peripatetik  Ekolü’nün  (Yunanca ‘yürüyen, gezgin’ anlamındaki peripatikos kelimesinden türetilmiştir) takipçileri olarak da biliniyordu ve Aristoteles dışındaki önde gelen üyeleri arasında Theophrastus (M.Ö. 322-288), Rodoslu Eudemus (M.Ö. 370 – 300), Dikearhos (M.Ö. 350 – 285), Straton (M.Ö. 288 – 269), Troas Lyco (M.Ö. 269 – 225), Ceos Aristo (c. M.Ö. 225 – 190), Critolaus (M.Ö. 190- 155), Tire Diodorus (MÖ 140), Erymneus (MÖ 110) ve Afrodisiaslı İskender (yaklaşık M.S. 200) isimleri bulunuyordu.

Aristoteles, Sokrates ve Platon’un erken dönem felsefi çalışmalarını daha pratik ve gerçekçi bir şekilde geliştirdi ve Etik, Metafizik, Estetik, Mantık, Epistemoloji, Politika ve Bilimi kapsayan kapsamlı bir felsefe sistemi geliştiren ilk kişi oldu. Platonizm tarafından benimsenen Rasyonalizmi ve İdealizmi reddetti ve karakteristik Aristotelesçi “phronesis” (pratik erdem veya ihtiyat/akıl) erdemini savundu. Aristotelesçiğe özgü olan bir başka temelse, barındırdığı teoloji (her şeyin nihai bir sonuç veya amaç için tasarlandığı veya bu amaca yönelik olduğu) fikridir.

Aristoteles Mantığı, 19. Yüzyıl matematiksel mantıkta birtakım gelişmeler yaşanana kadar Mantığın baskın biçimiydi ve 18. Yüzyılda Kant, Aristoteles’in mantık teorisinin tümdengelimli çıkarımın özünü tamamen açıkladığını belirtti. 1. Yüzyılda yazdığı ve “Organon” olarak da bilinen Aristoteles’in 6 ciltlik klasik mantık üzerine olan kitap serisi, bugün bile standart metinler arasında kalmaya devam ediyor.

Aristoteles’in Etik üzerine çalışmaları (özellikle “Nikomakhos Etiği” ve “Eudemian Etik”),sadece erdemin ne olduğunu incelemekle kalmaz, aynı zamanda ahlakın teorik değil pratik bir alan olduğu ve eğer bir kişi erdemli olacaksa, erdemli faaliyetler gerçekleştirmesi gerektiği fikri etrafında döner. Erdem Etiği ve Eudaimonia kavramları, Aristoteles’in etik yazılarında ön plana çıkıyordu. İnsanın rasyonel bir hayvan olduğunu ve Erdemin aklın kullanımının uygun bir egzersizinin uygulanmasıyla birlikte geldiğini vurguladı. Ayrıca, iki istenmeyen uç nokta arasında arzu edilen orta yol olan “ölçülülük” fikrini de destekledi (örneğin, cesaret erdemi, ahlaksız özellikler olan korkaklık ve çılgınlığın ortasında bulunuyordu ).

Aristotelesçi Metafizik ve Epistemoloji, bazı konularda daha farklı olmasına rağmen, Aristoteles’in öğretmeni olan Platon’un bu alandaki çalışmalarını büyük ölçüde takip eder.  Aristoteles, bilginin doğru olması için, o bilginin nesnesi gibi, bilginin doğruluk değerinin değiştirilemez olması gerektiğini varsaydı. Bu nedenle evren iki fenomene, Form ( ruhlar veya bilgi gibi soyut ve gözlemlenemeyen) ve Madde (algılanabilen ve ölçülebilen gözlemlenebilir şeyler) olarak ikiye ayrılır ve bu iki fenomen birbirinden farklı olsa bile birbirleri için gereklidir. Aristoteles’in Hilomorfizm anlayışı (tözlerin maddenin özünde bulunan formlar olduğu fikri), Platon’un anlayışından, yani Form ve Maddenin birbirine bağlı olduğu ve madde ile formun birbirinden ayrı olarak var olamayacağı ve sadece birliktelerken var olabileceği anlayışından farklıydı.

Aristoteles’in Politikası, insanların doğaları gereği siyasal varlıklar olduğu ve kendi kendini yöneten bir devletteki veya ‘küçük bir devletteki’  (liderlik, aristokrasi ve vatandaş katılımının bir karışımı olan bir anayasa ile) özgür bir vatandaşın siyasal yaşamı, insan mutluluğunu gerçekleştirme sanatının en yüksek formu olduğu inancını vurgular. Aristotelesçi idealler, siyaset, oy ve vatandaşlık hakkındaki pek çok modern liberal düşüncenin temelini oluşturur.

Aristoteles’in çalışmalarının çoğu, Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra Batı Felsefesi tarafından kaybedilmiş olsa da, metinler İbn Rüşd ve Musa bin Meymun gibi ortaçağ İslam âlimleri tarafından Batı’ya yeniden kazandırılmıştır. Tıpkı bu Müslüman filozofların Aristotelesçiliği İslami inançlarla uzlaştırması gibi, Aziz Thomas Aquinas, Aristotelesçiliğin Hıristiyan geleneğinde ortaya çıkan gerçeği tamamladığını ve eksiksiz bir biçime getirdiğini düşündüğü için Aristotelesçiliği Hıristiyanlıkla bir araya getiren isim oldu.  Avrupa’da Erken Orta Çağ döneminde, felsefi ekoller olan Skolastik felsefe ve Thomizm üzerinde baskın olan felsefi etki haline geldi.

Ayırt edici bir yapıya sahip olan Aristotelesçi teoloji fikri, Alman filozofları Christian Wolf (1679 – 1754) ve Immanuel Kant aracılığıyla, onu bir bütün olarak tarihe uygulayan ve Karl Marx üzerinde önemli bir Aristoteles etkisine yol açan Georg Hegel’e aktarıldı.

Aristotelesçiliğin kalıcı mirası, John McDowell (1942 -), Hans-Georg Gadamer (1900 – 2002) ve Alasdair MacIntyre (1929 -) gibi çağdaş filozofların eserlerinde hâlâ görülebilir.


Kaynak (Erişim Tarihi:18.04.2021)

Çevirmen: Alparslan Bayrak

Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimine devam etmektedir. Zihin felsefesi, genel bilim felsefesi ve etik ağırlıklı olmakla birlikte felsefenin çoğu alanıyla ilgilenir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Platonculuk (Felsefe Sözlüğü)

Sonraki Gönderi

Yapısalcılık (Felsefe Sözlüğü)

En Güncel Haberler Analitik Felsefe