Büyük Mitler 2: Noel, Mithras ve Paganlık – Tim O’Neill

2 Okunma
Okunma süresi: 15 Dakika

Yul[i] zamanı şen şakrak olmanın, hediyeler almanın, havaalanlarında ağaç gibi dikilmenin ve bol bol yemenin zamanı. Bu zaman ayrıca Yeni Ateistlerin sosyal medya akışlarını aşağıdaki gibi çok bilmiş miğmlerle doldurma zamanı:

Mithras ve 25 Aralık’la alakalı bunca şeyi nereden biliyorlar? Onlar da diğer Yeni Ateistlerin Facebook paylaşımlarından görüyorlar işte. Gerçi bu bilgilerin birkaç yıl önce yüzlerde tuhaf bir gülümseme bırakan Stephen Fry’ın BBC’deki komedi yüklü bilgi yarışması QI tarafından da pazarlandığı gerçeğini unutmamak gerek:

Bir miğm veya nağmeli sesli bir komedyen sizin duymak istediklerinizi söylerken kim gidip de bu bilgileri teyit etmek gibi meşakkatli bir işe girişme ihtiyacı duyar ki? Hakiki bir akılcı duyar belki de.

Mithraik Mitiniz Kutlu Ola

Yıllar önce üniversitede tezimi yazmam gerektiği zamanlarda bir grup arkadaşım ve ben “Mithrasçı Öğrenciler” topluluğunu açarak “Mesihçi Öğrenciler” topluluğuyla dalga geçmeye karar verdik. Hristiyanların daha çok acemi reklamcılık girişimlerini tiye alarak bazı posterler asmaktan başka pek bir şey yapmamıştık ama şaşkın ve zavallı fundamentalistlerden gelen tahmin edilebilir tepkiyi görünce tekrar hayata getirdiğimiz Mithraizm için broşür ve evanjelik materyaller üretmek adına sinsi planlar kurmaya başladık. Tüm bunların amacı Mithras kültü ile Hristiyanlık arasındaki birçok benzerliğe dikkat çekmekti. Ne yazık ki işler plana göre gitmedi. Mithraizm üzerine okumaya başlayınca fark ettik ki meğerse dikkate değer çok az benzerlik varmış. Antik Mithraizm üzerine yapılan akademik çalışmalar iki kültün birçok ortak özelliğinin olmasını yaygın bir yanlış kanı olarak görüyordu ve dikkate almama eğilimindeydi; Mithraizm hakkında toplayabildiğimiz az miktardaki bilginin de malzeme çıkaracak kadar yeterli olmadığının farkına varmıştık. Sonuç olarak planlarımız suya düştü ve biz de asıl çalışmamız gereken şeylerden kaçmak için başka şeyler bulduk. Bara gitmek gibi.

Mithraizm ve Hristiyanlık arasında kayda değer birçok benzerlik olduğu ve Hristiyanlığın, en azından kısmen, Mithraizm’den türediği fikri, bunları teyit etme zahmetine girmeyen kişilerin hayal dünyalarında yerini korumaya devam ediyor. Bu iddiaları devamlı öne sürmelerine rağmen eleştirel bir incelemeye tabi tutulduklarında bu benzerliklerin neredeyse hiçbiri ayakta kalamıyor. Stephen Fry’ın yukarıdaki videoda listelediği veya Yeni Ateist miğmlerinde sık sık tekrarlanan iddiaların çoğu kendisine “Acharya S” diyen, adı çıkmış New Age delisinin direkt olarak, öhm, “araştırmalarından” geliyor.  Gerçek adı D.M. Murdock olan bu kaçık, Hristiyanlığın tamamen astroloji temelli pagan dinlerinden türetildiği fikrini tekrarlayan bir dizi kitap yazdı. Mesnetsiz, hatta tamamen gerçek dışı benzerliklerin Hristiyanlığın kaynağına kanıt olarak sunulması ve iddialarının sözde dayanağı olarak lisans öğrencilerinin online makalelerine yapılan atıflardan “görülere” dayanan on dokuzuncu yüzyıl Teosofi metinlerine kadar her şeyiyle New Age saçmalığı adına emsal bir iş Acharya’nın eserleri. Akılcılık iddiasında bulunan ateistlerin bu New Age atığı sahte tarihçiliği neden teyit etmeden aval aval benimsedikleri ise buradaki asıl “Mithraik gizem” olsa gerek. Stephen Fry’ın keyifle listelediği deli curcunası iddialar QI’ın o bölümü yayınlandığından beri birçok kez çürütüldü (burada ve burada olduğu gibi) ama yılın malum zamanından dolayı ve Mithras ve Noel hakkındaki bu saçmalamalara sıkça devam edildiği için yazıda bu konuya odaklanacağım.

Mithras mı Mithra mı Mitra mı?

Karşımıza çıkan ilk problem sözüm ona hangi tanrı hakkında konuştuğumuz problemi. Şu Tanrı ve Hristiyanlık vs. şeklinde giden iddialar genelde “bir Roma tanrısına” işaret ediyor. Bu da Mithras hakkında konuşmamız gerektiği anlamına geliyor. Fakat bazen de ona “Mithra” diyorlar ve bu da bir Pers tanrısının adı. Konuyu daha da bulanıklaştırırsak, Hint panteonunda da “Mitra” diye ikincil bir tanrı var. O halde 25 Aralık’ta bir mağarada çobanların refakatçiliğiyle bir bakireden doğduğu varsayılan bu tanrı hangisi? Bu iddiaları öne süren insanlar bu konuyu ya bilmeme eğilimindeler ya da, daha da önemlisi, umursamıyor gibi gözüküyorlar.

Gerçek şu ki üç ayrı dini gelenekte kendine yer edinmiş benzer isimli farklı ilahlar vardı. Hint tanrısı Mitra, Rig Veda’da Varuna’nın ikiz tanrısı olarak gözükür ve bu ikisi sık sık Mitra-Varuna şeklinde beraber zikredilir. Diğer vasıfları bir yana, iki tanrı da antlaşma ve sözleşme tanrılarıydı. Görünüşe bakılırsa Mitra ismi de “bağlanmaya sebep olan şey” anlamına geliyor ve Sanskritçe kelime “mitram” (mukavele, ant, sözleşme) ile de bağlantılı. Hint Mitra’nın birtakım kozmolojik çağrışımları da vardı ama şafağın getiricisi olarak görülmüş gibi gözüküyor. Fakat bütününe bakıldığında onun Varuna’nın astı ve ikincil bir tanrı olduğu anlaşılıyor.

Hint tanrısı Mitra’nın Hindistan üzerinden batıdaki Perslere karışıp doğrudan Hint-İran tanrısı Mithra’ya dönüşmüş olması muhtemel (kesin olmaktan uzak olsa da). Bu tanrının Pers versiyonu antlaşma ve sözleşmelerle olan alakasını bir miktar korumuştu ama oldukça yüce bir konumdaymış gibi gözüküyor olmasına rağmen Zerdüşt literatüründe kendisinden düzenli olarak söz edilmez. Avestaca bir ilahide kendisinden çeşit çeşit unvanlarla söz edilir: “Geniş Otlakların Mithra’sı, Bin Kulağın Mithra’sı, Çok Gözlü Mithra, Ulvi ve Ebedi Olan, Şehrin Hâkimi, Konuşulan İsmin Tanrı’sı, Kutsal Olan”. Mithra zamanla erken Hint-İran tanrılarından şemsî tanrı statüsünü üstlendi. İsmine de Part, Ermenistan ve Pontus hanedanlarının bazı soylu isimlerinde ortak bir unsur olarak rastlanılabilir (ör. “Mithradates” isimli bazı Pontus kralları).

O halde Mitra ve Mithra, Roma Tanrısı Mithras ile aynı mı? Eskiden öyle varsayılırdı. 19’uncu yüzyılın sonlarında Mithraizm uzmanı adeta tek kişi olan Franz Cumont, Romalıların Pers tanrısı Mithra’yı tamamıyla benimsediğini ve Mithraizm’in tıpkı Hristiyanlığın sonradan yapacağı üzere doğudan Roma İmparatorluğu boyunca yayıldığı fikrini yaymıştı. Yani Cumont Mithra ya da Mitra hakkında söylenebilecek her şeyin hem Mithras hakkında hem de tam tersi şekilde söylenebileceğini düşünüyordu.

Noel ile olan sözde benzerlikleri açığa çıkaran Yeni Ateistlerin tanrı dedikleri şey konusunda bu kadar umursamaz olmalarının nedeni de bu. Mithra, Mithras’tır; Mithras da Mithra’dır. Ne gerek var uzatmaya, değil mi? Cumont’un Pers ve Roma kültlerini aynılaştırması da biri hakkında söylenenin diğeri hakkında da geçerli olduğu sonucuna çıkıyordu. Ne yazık ki Cumont’un fikirleri yeni nesil Mithraizm uzmanları tarafından tenkite tabi tutularak altüst edildi. Şu anda ise Roma kültünün Pers ya da Hint kültleriyle çok az bağlantısının olduğu ve Romalı Mithras’ın Pers versiyonu ile isim benzerliği, şapka ve pantolon dışında pek de ortak noktasının olmadığı konusunda görüş birliği var.

Günümüzde doğudan kopyalanıp batıya doğru yayıldığı düşüncesinin aksine Roma kültünün aslında bizzat Roma’da ortaya çıktığı ve Roma’dan hem doğuya hem kuzeye doğru yayıldığı düşünülüyor. Tamamen yeni bir tarikat olan Mithraizm, Masonluk gibi modern erkek cemiyetlerine benziyordu ama kendilerini kadimlik maskesine büründürüp saygınlık kazanmak için bir Pers tanrısının ismini ve kılığını almışlardı. Romalılar antik inanç ve ibadetlerin haysiyetinden yoksun yeni dini tarikatları hurafe olarak görüyordu ve bu hurafelere karşı oldukça katılardı. Hristiyanlık ve sonrasında Manihaizm de kısmen “yeni hurafeler” olarak görüldükleri için baskıya uğradılar. Bu durum tam da Mithraizm’in kurucularının kaçınmak isteyeceği bir şeydi.

Bu yeni tarikatın doğumunu tam olarak neyin etkilediği belirsiz ama Mithraizm uzmanı David Ulansey yörüngesel salınımın keşfinin etkili olduğuna inanıyor. M.Ö. 125’te Hipparkos tarafından keşfedilen yörüngesel salınım, astrolojiyle kafayı bozmuş mistikleri bu göksel güçten kimin sorumlu olduğu konusunda düşünmeye itmişti. Onlara göre bu güç kozmosu adeta kendi ekseninde döndürüyordu. Ulansey’nin kitabı The Origins of the Mithraic Mysteries: Cosmology and Salvation in the Ancient World (OUP: 1989) güçlü bir sav öne sürse de bu doğru olduğu kadar yanlış da olabilir ama şurası kesin ki bu Roma kültü astrolojiyle kafayı bozmuştu. Mithraizm’e dair hiçbir metin kalmadığı için yazıtlarla beraber elimizdeki tek birincil bilgi kaynağı olan Romalı Mithras kültü ikonografisindeki bazı temel unsurların Pers ya da Hint sitlerinde değil de yalnızca Romalı Mithras sitlerinde bulunduğunu da belirtmek gerek. Tüm bunların içinde en yaygını ise tauroktoni, yani Mithras’ın kozmik boğayı katledişinin tasviri.

Velhasıl arkeolojik çalışmalara bakılırsa Romalı Mithras kültü Roma’da başlayıp başlıca Roma askeriyesi ve tüccarlarının bir dizi özel faaliyetleriyle Tuna sınırları boyunca yayılmış gibi gözüküyor. Dışarıdan Perslerin kökenine ve kadimliğine galebe çalıyor gibi gözükse de kendine has bir Roma ikonografisine, teolojiye ve ritüellere sahip gibi gözüküyor; seçkin, sadece erkeklerin girebildiği, gizli kapaklı, dini bir dernekmiş gibi.

Bakireden Doğma? Çobanların Refakati?

Bu çıkış noktası Roma Mithraizm’inin Hristiyanlık ve özelde Noel üzerindeki sözde etkisiyle alakalı bazı iddiaların eleştirel analize tabi tutulduğunda parçalanmaya başladığı anlamına geliyor. Örneğin, Mithras’ın bakireden doğma olduğu iddiası Roma tanrısı nezdinde mesnetsizmiş gibi gözüküyor. Tauroktoni’den sonraki en bilinen Mithras tasviri onun doğumunu gösteriyor. Maalesef bu tasvirde herhangi bir “bakire” görülmüyor, İsa’nın doğumuyla alakalı benzerlikler de ortada gözükmüyor. Zira, Roma tanrısının gelişmiş bir vücutla tamamen yetişkin bir halde bir kayadan doğduğuna inanılıyordu, başka bir deyişle petra genetrix:

Bu ikonografinin varyantları ise Mithras’ın kayadan çıkarken bir yılan tarafından sarıldığını veya astrolojik burçları temsil eden şekillerle çevrelendiğini gösteriyor. Kimi zaman tauroktoni tasvirinde de sıklıkla gözüken iki meşale taşıyıcısı da ona eşlik ediyor. Yazıtlara göre bu iki kişinin adları Cautes ve Cautopates. Bu meşale taşıyıcılarını petra genetrix tasvirlerinde ya müşahede ederken ya da bazen Mithras’ın kayadan çıkmasına yardım ederken görüyoruz. Cautes genelde bu eserlerde meşalesini yukarı doğru tutarken, Cautopates de aşağı doğru tutar halde tasvir ediliyor. Buradan hareketle bu iki kişinin sırasıyla gün doğumu ve gün batımını (Mithraizm uzmanı M. J. Vermasaren’e göre) ya da ilkbahar ve sonbahar ekinokslarını (David Ulansey) temsil ediyor olabilecekleri düşünülüyor. Kesin olan şey bu kişilerin “çoban” olmadıkları. Manfred Clauss, petra genetrix ikonografisindeki rolleri tartışmasında bunu vurgulayarak belirtiyor:

Hristiyanlıktaki doğum hikâyesine binaen bu iki figüre ‘çoban’ demenin elle tutulur hiçbir yanı yok. (Clauss, The Roman Cult of Mithras: The God and His Mysteries, s. 69 ve n. 81)

Keza Mithraizm’in doğum tasvirlerinde bunun mağarada gerçekleştiğini ima eden herhangi bir şey yok. İncillerdeki İsa’nın doğum hikâyesinde herhangi bir mağaradan bahsedilmiyor bile zaten. Benzerlik iddiaları çok daha sonraki sanatsal tasvirlerle karışıyor burada. Bakireleri, çobanları ve mağaraları Roma tanrısıyla ilişkilendiren iddiaların tamamen dayanaksız olduğu şimdiye kadar oldukça netleşmiş olmalı. Gelişmiş vücutlu İsa’yı elinde hançer ve meşaleyle kayadan fırlarken resmeden erken döneme ait bir doğuş hikâyesi bulunmadığı sürece de Mithras’ın doğumuyla arasında hiçbir benzerlik olmayacak. Peki tüm bu boş lafların kaynağı ne?

İddiaların kaynağı, Cumont’un Roma Mithras’ı ve Pers Mithra’sının tamamen aynı olup birisi hakkındaki fikirlerin aynı şekilde diğeri hakkında da geçerli olduğu yönündeki eskimiş görüşüne dayanıyor gibi gözüküyor. Sonraki bazı Ermeni metinleri “sütlü ölümsüzlük çeşmelerinin” sularıyla hamile kalmış bir bakireden doğan “Ulu Mher”den (Mithra isminin sonradan değişmiş bir şekli) bahsediyor. Bir Ermeni-Hristiyan metni bir Hristiyan’ın bir Zerdüştlük görevlisine bakireden doğduğu varsayılan İsa’nın doğumuyla alakalı cevap verirken “Kendi annesiyle ensest ilişkiden doğan tanrınız Mihr” (bu da Mithra yine) diye not düştüğünden bahsediyor. Bu ifadede bazı rivayetlerde Mithra’nın hem annesi hem de eşi olarak çizilen Hint-İran su tanrıçası Anahita’ya atıf varmış gibi gözüküyor. Bir de Zerdüşt tanrısı Ahura Mazda’nın İran’daki Hamun gölüne spermini bıraktığı ve bir bakirenin o gölde yüzdükten sonra bir oğlan doğurduğu ya da gelecekte doğuracağına dair bağlantılı olabilecek bazı karışık rivayetler var. Fakat bu rivayetler direkt olarak Mithra ile bağlantılı değil.

Tüm bu unsurların allak bullak edilip aynılaştırılmasıyla mezkûr “Acharya S” gibi New Age teorisyenleri “Mithras”ın bakire annesi/eşi Anahita’dan doğduğu rivayeti, Roma kültü tarafından buna inanıldığı ve Hristiyanlığın da bunu benimsediği gibi melez bir fikirle çıkagelmeyi başarıyorlar. Bunları hangi mantıkla birleştirdiklerini bilmek zor (“Acharya S”in son dönem üslubu “kafayı fena bulmuş birisinin boşları” şeklinde tarif edilir) ama bu iddialar sonraki İran ve Ermeni inanışlarının daha önceki Roma kültünde ifade edildiği varsayımına dayanıyor. Bunu destekleyecek hiçbir kanıt yok ve Roma Mithraizm’i ile alakalı asıl tarihçiler tarafından da reddedilen bir şey bu. Peki bu sözde “akılcılar” neden bu New Age sahte tarihçiliğini sorgusuz sualsiz yutuyor? İşte asıl muamma burada.

Mithras ve 25 Aralık?

Mithras ve Noel etrafındaki mitlerle alakalı en sık yinelenen ana unsur, Mithrasçıların tanrılarının doğum gününü 25 Aralık’ta kutladıkları için bizim de bugün aynı tarihte Noel’i kutladığımız iddiası. Bu iddia Hristiyanlığın pagan kökenleri üzerine yazılan çok bilmiş yazılarda durmadan tekrar ediliyor. Örneğin:

Mithra ile alakalı çok fazla hikâye var. Güneşle olan ilişkisi bilinir, özellikle de antik paganlar tarafından…. Mithraik ritüelleri yerine getirenler için önemli günlerden birisi de 25 Aralık’tı. Dies natalis solis invicti, yani ‘yenilmez güneşin doğum günü.’  Halihazırdaki pagan bayramından ve Kilise’nin paganları Hristiyan cemaatine çekme hevesinden dolayı 4’üncü yüzyılda İsa’nın doğum günü bu tarihle ilişkilendirilmiştir. (“Merry Christmas Pagans!” – Atheist Polyamorous Skeptics)

Gördüğümüz üzere paragraftaki birkaç iddia yanlış. Her şeyden önce Roma tanrısı Mithras hakkında konuşuyor gibi gözükmelerine rağmen “Mithra” diyorlar ve “alakalı çok fazla hikâye var” iddiası da saçmalık; çünkü Roma tanrısı hakkında elimizde hiçbir hikâye yok. Bunları bir kenara bırakırsak 25 Aralık’ta Mithras’ın doğum şenliği olduğu iddiası da boş laftan ibaret. Mithraizm uzmanı Roger Beck, Mithras’ın doğumunun 25 Aralık’la ilişkilendirmesini “gerçeklerin en bayatı” şeklinde tanımlıyor ama hiçbir dayanağı olmamasına rağmen bu iddia tekrarlanıp duruyor.

Yenilmez Güneş’in (Sol Invictus) doğum bayramının o tarihte olmasının, elimizdeki Mithraik yazıtlarda Mithras’ın unvanlarından birisinin Mithras Sol Invictus olmasıyla karıştırılmasından dolayı bu iddia ortaya çıktı. Yani birileri bu ikisini aynı görüp “Sol Invictus”un daima Mithras olduğuna ve 25 Aralık’ın da Mithras’ın doğum bayramı olduğuna karar verdi. Öncelikle, herhangi bir Sol Invictus şenliğinin 25 Aralık’ta olduğuna dair elimizdeki kanıtlar aslında oldukça zayıf. Bu görüş, M.S. 354’e kadarki önemli tarih ve olayları listeleyen bir almanak olan “Philocalus Takvimi”ndeki kısmen muğlak bir kayda dayanıyor daha çok. Bu dokümanın takvime ilişkin kısmında 25 Aralık için “N.INVICTI.CM.XXX.” yazılmış. Bu kısaltma genelde şöyle açıklanır: “N = Natalis (“doğum günü/doğuş”) INVICTI = “Yenilmemiş olanın” CM = circenses missus (“oyunlar düzenlendi”) XXX = 30”. Yani: “Yenilmemiş olanın doğum günü için 30 oyun düzenlendi”.

Hangi “yenilmemiş olan”? Genelde bu unvanın güneş tanrısı Sol Invictus’tan, “Yenilmemiş Güneş” şeklinde, bahsettiği düşünülür ama bu net değil, zira aynı dokümanda Güneş’in diğer bayramlarından çok daha açık bir şekilde bahsediliyor (ör. SOLIS·ET·LVNAE·CM·XXIIII (28 Ağustos) ve LVDI·SOLIS (19-22 Ekim)). Daha sonraki bir kaynak olan on ikinci yüzyıl Süryani-Hristiyan yazar Dionysius Bar Salibi, “Paganlar Sol’un doğum gününü 25 Aralık’ta kutlamayı adet edinmişlerdir” yazmıştı ve Noel’in tarihini buna dayandırmıştı ama yüzyıllar sonra bu bilgiyi nereden edindiği açık değil.

Fakat burada Sol Invictus’tan bahsedilse bile bunun bir şekilde Mithras’tan da bahsettiği düşüncesi yanlış. Aslen Romalıların Sol Invictus dedikleri tanrı, gençliğinde güneş tanrısının rahibi olarak hizmet etmiş bir Suriyeli olan imparator Elagabalus tarafından Suriye’den Roma’ya getirilmiştir. Elagabalus, kısa saltanatı süresince (M.S. 218-222) kendi güneş tanrısını Jüpiter Optimus Maximus’un yerine Roma panteonunun baş tanrısı olarak yerleştirmiştir ve Roma’nın birtakım dini ve cinsel tabularını delmiştir (Söylenene göre kendisi biseksüel ve transtı ve eğlencesine fahişelik yapardı). Sonrasında ise, belki de tahmin edilebileceği üzere, tahrike uğramış tutucu Romalılar tarafından suikasta uğradı. Fakat güneş kültü Roma’da varlığını korumaya devam etti ve Aurelianus’un saltanatında M.S. 274’te imparatorluğun resmi dini haline getirilerek canlandırıldı. Lakin Sol Invictus, Mithras değildi. Sol Invictus’a gibi (ve bazı diğer tanrılar gibi) Mithras da güneşle ilişkilendirilmişti ve tıpkı öteki şemsî tanrılar gibi ona da zaman zaman “Mithras Sol Invictus” unvanı yakıştırılırdı. Ne var ki Roma Mithraik ikonografisinde sürekli olarak birlikte ayrı ilahlar olarak tasvir edilmeleriyle kanıtlandığı üzere Mithras ve Sol ayrı tanrılardı:

Yani eğer 354 takviminde Sol Invictus’tan bahsediliyorsa ondan farklı bir ilah olan Mithras’tan bahsedilmiyor demektir. Kesin olan şu ki Mithras’ı 25 Aralık’la ilişkilendiren hiçbir kanıt yok.

Neden 25 Aralık O Zaman?

Eğer Noel, tarihini Mithraizm’e borçlu değilse neden bu tarih? Ne de olsa tarihsel İsa’nın o tarihte doğduğuna gerçekten inanan yok (cahil cühela hariç) ve o tarihte doğmadığı bilgisi de oldukça genel geçer bir bilgi. İncil yazarları doğum yılı üzerinde bile uzlaşamıyorlar. Yani tarihi bildikleri görüşü bir hayli gerçek dışı. Genelde Mithraizm’e alternatif olarak sunulan açıklama Noel’in Romalıların Satürnalya şenliğinin Hristiyanlaştırılmış versiyonu olduğu yönünde. İsminden de anlaşılacağı üzere bu şenlik tanrı Satürn’ün bir bayramıydı ve kış gündönümünün ve yeni yıla girişin kutlandığı gündü. Bugün Noel geleneği olarak sürdürülen birçok adet o zaman da vardı: ziyafet verme, içme, oyunlar ve hediyeleşme. Fakat Satürnalya, Noel’in kutlanış şeklini açıkça etkilerken Noel’in tarihini hiçbir şekilde etkilemedi. Satürnalya 17 Aralık’ta başlayıp 23 Aralık’a kadar sürüyordu. Yani 25 Aralık’tan önce bitiyordu.

Paganların 25 Aralık tarihi üzerinde önemli bir etkisinin olduğu fikri durmak bilmeden tekrarlansa da “Philocalus Takvimi”ndeki muğlak isnat, bu tarih ve paganlıkla alakalı herhangi bir şey arasındaki tek bağlantı. Bu takvim güneşin kendisini (herhangi bir tanrının aksine) veya Sol Invictus’un doğum kutlamasını kastediyor olsa bile sırtımızı dayamamız için hala yetersiz bir dayanak. Öte yandan erken Hristiyanlıkta tamamen paganlık dışı olan, başka bir tarafa işaret eden sağlam rivayetler var. Yahudilikte peygamberlerin anne karnına düştüğü tarihle aynı tarihte öldükleri yönünde bir inanç vardı. Yahudi takvimine göre İsa’nın 14 Nisan’da öldüğü düşünülüyordu. Bu da 25 Mart’a denk geliyor. Bu tarih de bugüne kadar çeşitli Hristiyan litürjik takvimlerinde Tebliğ Bayramı, yani İsa’nın anne karnına düşüşünün bayramı, olarak kutlandı. 25 Mart’ın aynı zamanda Dünya’nın yaratıldığı tarih olduğuna inanılıyordu. O halde, bu teolojik hesaplamaya göre, İsa 25 Mart’ta anne karnına düştüyse ne zaman doğdu? Dokuz ay sonrasında, 25 Aralık’ta doğduğu bariz. Elbette erken dönem Kilise yazılarında İsa’nın doğum tarihi için önerilen farklı tarihler vardı: 19 Nisan veya 20 Mayıs’tan (İskenderiyeli Clement tarafından bahsedilip savıldı) 17 Kasım’a (Clement’in kendi hesaplaması) veya 28 Mart’a (M.S. 243’te yazılan De Pascha Computus’ta geçiyor) veya belki de 2 Nisan’a (Romalı Hippolytus – M.S. 170 – 235) kadar; Hippolytus doğumu “Ocak ayının başından sekiz gün öncesi” (25 Aralık) şeklinde de tarihlendiriyor. Zaten önce Roma’da ardından imparatorluğun diğer yerlerinde baskın gelen tarih en nihayetinde 25 Aralık oldu.

25 Aralık’ta “Yenilmemiş olanın” oyunlarından bahseden aynı Philocalus Takviminin başka bir bölümünde “VIII kal. Ian. natus Christus in Betleem Iudeae” (“İsa 25 Aralık’ta Yahudiye, Beytüllahim’de doğdu”) deniyor. M.S. 354’te yapılan bu bahis, İsa’nın doğumundan ilk defa yıldönümü olarak bahsedilmesi açısından bir ilk. Çok fazla geçmeden de dönemin Roma Piskoposu kendi bölgesi adına bu tarihi İsa’nın doğduğu gün olarak kutlanması için resmileştirdi.

Bu tarihin kökeni ne o zaman? 25 Mart’taki anne rahmine düşüşten/ölüm tarihinden 25 Aralık’a varan hesaplamalar pagan bayramlarından aparma gibi bir ihtiyacı 200 yıl kadar önceliyor ve bunu hesaba katarsak bu tarihin ilk Hristiyanlar tarafından ele alınıp tartışılan beş tarihten biri olmasının asıl sebebi çok büyük bir ihtimalle buydu. Aynı tarihte Sol Invictus’un doğuş bayramı varsa son tahlilde bu tarihin diğerlerine tercih edilmesini etkilemesi olası; fakat bu tamamen tesadüf de olabilir. Kış gündönümü esasen 25 Aralık’a denk gelmiyor ama gündönümü olarak benimsenmiş geleneksel tarih buydu. Yani Noel tarihinin belirlenmesinde bu da etkili olmuş olabilir. Satürnalya’dan da birçok gelenek, görenek Noel’de sürdürüldü ama 23 Aralık’ta sona ermesinden dolayı bu tarihin seçilmesinde bir etken değil.

Açık olan şu ki 25 Aralık’ı Mithras’a bağlayan en ufak bir kanıt bile yok. Mezkûr tanrı için yapılan “bakireden doğma” iddiaları kuru gürültüyken ve çobanlar ve mağaralar hakkındaki şeyler salt zırvayken tüm bunların Yeni Ateistler tarafından sorgusuz sualsiz tekrar edilmesi gerçeği “akılcı” olmaları beklenen bu insanların konu tarih olunca bilgilerini teyit bile etmediklerini daha yakından gösteriyor. Noel’in tarihi ve diğer unsurlarının tamamen paganizmden alındığı fikri hoş ama tarihsel olarak sürdürülebilir değil. İmalı, minik internet miğmleriyle birilerini haklamak eğlenceli olabilir ama akılcı ve objektif olmaya çalışan bizlerin ziyadesiyle bunlara dikkat etmesi gerekiyor. Ödevinizi yapın arkadaşlar; hepinize mutlu Noeller/Yıllar.


[i] Yul diye çevirdiğimiz orijinali Yuletide olan bu kelime Noel dönemini ifade ediyor. (ç.n.)

Tim O’Neill- “The Great Myths 2: Christmas, Mithras And Paganısm”, (Erişim Tarihi:18.08.2020), Erişim Kaynağı: https://historyforatheists.com/2016/12/the-great-myths-2-christmas-mithras-and-paganism/

Çeviren: Mert Mirza

Çeviri Editörü: Berk Celayir

Öncül Analitik Felsefe Dergisi, 19 Ocak 2018 tarihinde kuruldu. Sunum, söyleşi, makale, çeviri, canlı yayın gibi içerikler üreterek Analitik Felsefe’ye dair Türkçe veritabanını genişletmeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Ölümsüzlük İyi Bir Şey Midir? – Felipe Pereira

En Güncel Haberler Sosyal Bilimler