Analitik Felsefe: Neyle İlgilidir ve Neler Okunmalıdır? – Holger A. Leuz

//
280 Okunma
Okunma süresi: 4 Dakika

21. yüzyılın başındayız; bu yüzyılın en etkili ve dinamik felsefi ekollerinden biri olan Analitik Felsefe’ye şöyle bir dönüp bakacak bir konumdayız. Felsefenin hemen hemen her konusuna dair Analitik bir yaklaşım mevcut olsa dahi, bilhassa 20. yüzyılın ikinci yarısında Analitik Felsefe’de birkaç merkezi disiplin hakimdi: Mantık, dil felsefesi, dil analizi ve içlemsel mantık yaklaşımı, bilim felsefesi ve zihin felsefesi. (Tam bu noktada ahlak felsefesi ve estetik başlıklarını dışarıda bırakıyorum çünkü bu alanlara dair pek bir yeterliliğim yok, fakat şunu söyleyebilirim: Yüzyılın ilk yarısında, Analitik Felsefe’de etik ve estetiğe yönelik hakim eğilim indirgemeci ya da eliminatifti. Etik konusuna gelince, bahsettiğimiz bu durumu John Rawls (ve analitik etiği incelemek isteyen herkes için okuması şart olan onun klasik metni Bir Adalet Teorisi) neredeyse tek başına değiştirdi.

Analitik Felsefe’nin demin yukarıda söz edilen temel disiplinleri, aşağıdaki dinamik tarafından geliştirilmiş gibi görünüyor: Analitik Felsefe, Gottlob Frege ve onun keşfettiği/icat ettiği modern biçimsel mantık ile başlamıştır. Bunun yanı sıra Frege, bilhassa Über Sinn und Bedeutung adlı metninde ortaya koyduğu gibi, mantık aracılığıyla analitik dil felsefesini ve dilsel analizin de fitilini ateşlemiştir. Bu yeni mantık, daha sonra matematiğin mantıksal yapısını (A.N. Whitehead ve Bertrand Russell’ın üç ciltlik başyapıtı olan Principia Mathematica bu alandaki atılımdır) ve daha da önemlisi ana akım Analitik Felsefe’de, kuramların mantıksal yapısını ve uygulamalı bilimlerin gelişimini incelemek için de kullanılmıştır. (Burada ilk ilgi odağı Fizik’ti.) Ve böylece de bilim felsefesi, Analitik Felsefe içerisinde devasa bir konu başlığı haline geldi. Bugün için konuşursak mantık, dilsel analiz ve bilim felsefesi alanları büyük ölçüde birbirinden ayrıldı ve bağımsızlaştı; ama epey farklılaşarak. Yoğun uzmanlaşma böylesi bir gelişmenin sebeplerinden biridir. Fakat koşullu ifadelerin mantıksal analizi, bu üçünün bugün hala kesiştiği canlı bir inceleme alanıdır.(Aşağıdaki listede yer 9 numaralı kitap bu konudaki en mühim metinlerden biridir.)

(Bilim felsefesinin bir parçası olarak) insan zihninin indirgemeci, fiziksel veya en azından bilimsel izahını sunmaya yönelik ilk girişimlerden Analitik Zihin Felsefesi doğup gelişti. Buradaki temel soru bugün de şöyledir: İnsan zihni fizik/beyin fizyolojisi/bilgisayar bilimine indirgenebilir mi? (Ç.N.: bu yolla açıklanabilir mi?) Düşünce içeriğinin dilsel anlam ile, yani dilsel ifadelerin içeriğiyle yakından ilişkili olduğu düşünüldüğü için, günümüzde bu disiplinin çoğunlukla dil felsefesi ile epey yakın bağlantıları olduğu düşünülür.

20. yüzyılın son çeyreğinde Analitik Felsefe’de iki yeni gelişme daha oldu; Analitik Metafizik‘in yükselişi ve Amerikan Pragmatizmi‘nin etkisi. 20. yüzyılın ilk yarısındaki Analitik Felsefe, genellikle körü körüne bir metafizik karşıtı olarak tanımlanır. Carnap’tan Quine’e kadar süredeki temel metafizik doktrinin aslında bilim olduğunu ve her şeyden evvel Fizik’in en iyi metafizik olduğunu düşünmeme rağmen bu yargıyı harfi harfine doğru buluyorum. 1960’lı yıllarda bu durum, esas olarak David Lewis ve Saul Kripke’nin etkisiyle daha az baskın hale gelmiştir. Analitik Metafizik’e dair en mühim ve ön plana çıkan metinler, David Lewis’ın ‘On The Plurality of Worlds” ve D.M. Armstrong’un A World of States-of-Affairs‘ıdır; fakat metafizikçiler genellikle (Ç.N.: kitap yazmaktansa) dergilerdeki araştırma makalelerine daha çok odaklanır. Analitik Metafizik’in gelişimi, Quine’in “On What There İs” adlı kısa makalesi ile başlamıştır. (Analitik Felsefe’deki) Pragmatizm (Charles S. Peirce, William James ve John Dewey’in felsefesi) etkisine ise (şahsi görüşüme göre 20. yüzyılın en önemli Analitik filozofu olan) Quine aracılık etmiştir. Çağdaş Analitik-Pragmatist yaklaşımda etkili olan bir kitap aşağıdaki listede 11 numarada yer almaktadır. Bunu söylemek için henüz çok erken olsa bile, Robert Brandom’un “Making It Explicit” adlı çalışması, çağdaş Analitik-Pragmatist yaklaşımın klasik bir eseri haline gelmiş gibi görünmektedir. Bunun yanı sıra Brandom, Analitik Felsefe’de genellikle “sevilmeyen/istenmeyen felsefe” (philosophus non gratus) olarak görülen Kıta Felsefesi düşünürü Hegel’in önemini de kabul eder.

Analitik Felsefe’nin ilgilendiği geleneksel konu başlıklarından da anlaşılacağı üzere, bu gelenek çoğunlukla felsefi problemlere yönelik analizler ve çözümler geliştirmekle ilgilenir. Bu, felsefi ilkeler ve argümanların titiz bir şekilde, genellikle formel-mantıksal analiz, metodolojik düşünme ve kanıtların göz önüne alınması ile yapılır. Ayrıca (dilde) açıklık/anlaşılırlık ve kesinlik, paha biçilemez değerler olarak kabul edilir. Önemli düşünürlerin ve onların kaleme aldığı klasik metinlerin analiz ve yorumları, genellikle felsefi faaliyetin bir sonu(cu) olmaktan ziyade bir araç olarak görülür. Fakat tüm bunların ötesinde, Analitik Felsefe kendi içerisinde oldukça çeşitli olan bir felsefi hareket haline geldi ve ilgilendiği konu başlıklarının genişliği, farklı türden yöntem ve yaklaşımlar gerektirmektedir. Günümüzde Analitik Felsefe en makul şekilde ortak bir yöntem veya ilkeler yoluyla değil de; Gottlob Frege, Bertrand Russell ve G.E. Moore tarafından başlatılmış olan müşterek bir gelenek ile karakterize edilebilir.

Son olarak, Analitik geleneğin klasik kitapları (ve iki makalesini) içeren bir listeyi, bu geleneği yakından tanımak isteyen öğrencilere önermek istiyorum.

Analitik Felsefe’ye Dair Temel Metinler

  1. Gottlob Frege: Über Sinn und Bedeutung
    Bertrand Russell: On Denoting (ikisi de makaledir)
  2. Bertrand Russell: Human Knowledge: Its Scope and Limits
  3. Ludwig Wittgenstein: Felsefi Soruşturmalar
  4. Rudolf Carnap: Meaning and Necessity
  5. Gilbert Ryle: Zihin Kavramı
  6. C.G. Hempel: Aspects of Scientific Explanation
  7. W.V. Quine: Word and Object
  8. Saul Kripke: Adlandırma ve zorunluluk
  9. David Lewis: Counterfactuals
  10. Paul Grice: Studies in the Way of Words
  11. Hilary Putnam: Reason, Truth and History
  12. Bas Van Fraassen: The Scientific Image
  13. David Chalmers: The Conscious Mind

Bunlara ek olarak, Analitik Felsefe’de ele alınan birçok biçimsel ve teknik konunun daha derin bir şekilde anlaşılması, öğrencinin temel yüklem mantığı (felsefe öğrencileri için mantık derslerinde standart şekilde öğretildiği gibi) hususunda becerikli olmasını ve modal mantık, kümeler teorisi ve mümkün dünyalar semantiği hakkında bazı bilgiler edinmesini gerektirir. Bu konularda çok iyi ders kitapları mevcuttur. Benim şahsi tavsiyem bu dörtlüdür (ilk üçü iyice gözden geçirilmiş ufuk açıcı ders kitaplarıdır):

  1. W.V. Quine: Methods of Logic (dt. Grundzüge der Logik)
  2. Hughes / Cresswell: A New Introduction to Modal Logic
  3. Paul Halmos: Naive Set Theory (dt. Naive Mengenlehre)
  4. Robert Stoll: Set Theory and Logic

Holger A. Leuz-Analytic Philosophy: What it’s about and what to read“, (Erişim Tarihi: 11.04.2021)

Çevirmen: Taner Beyter


Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Din Felsefesi’nde Farklı Pozisyonlar (2)

Sonraki Gönderi

Kadın Bir Halk Elçisi: Ivy Litvinov’un Unutulmuş Diplomasisi - Brigid O’Keeffe

En Güncel Haberler Analitik Felsefe