Natüralizm ve Doğallaştırılmış Epistemoloji – Taner Beyter

“Natüralizmle ilgili felsefi tartışma pek çok konuya uzanır, ancak aslında bu tartışma felsefenin doğasının kendisiyle ilgilidir. Temel mesele, ontolojik otoritesi olan, duyu deneyi ya da empirik bilimlerden ‘önce’ olan, en azından bunlara dayanmayan metotlar kullanan, sıklıkla ‘ilk felsefe’ denen, meşru bir felsefi formun olup olmadığıdır. Bir felsefeci duyuya ve empirik bilimlere dayanmadan, gerçek nesneleri ortaya koyan ya da en azından güvenilir doğruları veren bir soruşturma ile meşru bir şekilde meşgul olup onu yürütebilir mi? Natüralist hayır; anti-natüralist ise evet der.” (Moser, Yandell: 3)

334 Okunma

Çağdaş analitik felsefeciler içerisinde büyük bir kesim kendisini Natüralist (veya Fizikalist-Materyalist) olarak tanımlamaya devam ediyor. Anglo-Amerikan üniversitelerindeki felsefeciler içerisinde de bilhassa bilimci (scientific) natüralizmin bir hayli takipçisi olduğu bilinen bir gerçek. Peki bu kadar yaygın bir pozisyon olan ve çoğu zaman teist düşünürlerin tepkisini çeken natüralizm nedir?

Bir tanıma göre natüralizm, “ … Her şey doğa dünyasının bir parçasıdır ve her şey doğal bilimlerin metodolojisini kullanarak açıklanabilir iddiasıdır.” (Bunnin, N.:458) Natüralizmin bu türü, bilimlerde natüralizmin temel saiklerini kabul ederek hareket etmemiz gerektiğini öne süren metodolojik natüralizm tanımına denk düşer. Ancak bu tek natüralizm türü değildir, bu yaklaşım üzerinde eğildikçe oldukça farklı alt kategoriler ile karşılaştığımızı Batak şöyle ifade eder: “… Naturalizm, kişi onu düşünmeye başlayıncaya ve onun hakkında okuyuncaya kadar açık ve birleşik bir kategoridir.” (aktaran Batak, K.: 27). Bir natüralist için (örneğin bu yazının yazarı) natüralizmi tanımlamak elbette zor. Natüralizme dair yaptığımız bu tanımlamalar ile onun, felsefe disiplini içerisindeki pozisyonunu daha iyi kavramak ve böylece doğallaştırılmış epistemolojiyi daha anlaşılabilir bir şekilde ele almayı uzun vadeli amaçlarımızdan biri olarak görüyoruz.

Natüralizm, felsefe içerisindeki tüm alt disiplinlerle ilgilenen ve belli başlı bir pozisyona sahip olan genel bir yaklaşımın adıdır. Oldukça kaba olsa dahi, bariz hatalar içermeyecek şöylesi tanımlamalar yapabiliriz: Natüralizm; metafizik disiplini içerisinde doğal olmayan bir varlığın, yetinin, nedenin ve ilişkinin varlığını problem olarak kavrayıp reddeder. O, etik disiplini içerisinde olgu-değer ayrımını genellikle reddederek ahlaki eylemlerimizde sezgi ya da doğal olmayan açıklamaları kabul etmez. Aynı eğilim din felsefesi içerisinde de kendini gösterir; o, İlahi Buyruk Teorisi benzeri etik pozisyonları makul bulmaz ve metaetik tartışmalarda pozitif bilimlerden yararlanmayı çoğunlukla uygun bulur. Natüralizm, bu genel yaklaşımı, zihin felsefesi ve bilim felsefesi gibi disiplinlere de uygular. Bu yazımızın konusu olarak epistemolojide ise natüralizm, epistemolojik gerekçelendirme ve açıklama ile epistemik kaynakları pozitif bilimlerin yardımı ile ele almamızı makul görüp bilimsel metodun bilgiyi sağlama almamızda yegâne yol olduğunu düşünür.

David M. Armstrong gibi filozoflar bir adım ileriye giderek natüralizmin sınırlarını belirgin hale getirmeye çalışır. Ona göre natüralizm, her şeyi saran, mekânsal-zamansal bir sistem olan doğanın-gerçekliğin var olduğu hipotezini içerir. Bu hipoteze göre doğa dışında bir gerçekliğin var olduğu tartışmalı olup doğanın kendisinin mekânsal-zamansal olarak var olduğu varsayımını kabul etmek için çok güçlü gerekçelerimiz vardır. (Armstrong, David M., 129-138) Bu iddia oldukça dikkat çekici.

Natüralizmin kökenleri materyalizm adı altında, genel bir kabul olarak Antik Yunan’da aranabilse de çoğu kişi başlangıç noktası olarak Fransız Aydınlanma filozoflarının materyalizmine atıf yapmaktan çekinmez. Ancak bu tarihsel temellendirme, natüralizm pozisyonlarının sınırını çizmek için tek başına yeterli olmamaktadır. Bu nedenle demin yaptığımız tanımlardan da anlaşılacağı üzere doğa (nature) kavramını nasıl tanımladığımız, natüralizmden ne anladığımız ve eğer natüralist isek ne tür bir natüralizm yanlısı olduğumuzu etkilemektedir. Örneğin, bir tanıma göre metafiziksel natüralizm, doğa üstü olan ve duyu verisine dayanmayan şeylerin varlığı üzerinden doğaya ve olgulara yaklaşmayı tercih etmemektedir.

Natüralizmin birçok alt türü olduğunu tekrar tekrar ifade etmemize rağmen şunu söylemek de mümkün: Natüralistler genel anlamda doğanın gerçeklik ile örtüştüğünü, doğanın bir parçası olmamasına rağmen doğayı etkileyebilen doğa dışı bir şeyin/bir varlığın/bir nedenin var olmadığını iddia ederler. Öyle ki, metodolojik natüralistler var olan bu biricik gerçeklik olarak doğanın empirik olarak ele alındığını ve doğa bilimlerinin doğayı anlamakta yegâne yol olduğunu düşünür. Bu metot ile doğayı açıklarken doğaüstüne referansta bulunmamak, var olan natüralizm tanımlarından bir diğeridir. (Shook John R., Kurts P.: 7) Bu yaklaşımı ünlü felsefecilerden Draper de bir argüman öncülünde şöyle dile getirir: “Bilim insanları, doğal fenomenleri açıklarken doğaüstü varlıklara başvurmamalıdır.” (Draper: 279)

Natüralizmin bazı radikal savunucuları, bazen örtük bazen de açık bir şekilde bilginin ve bir şeyi açıklama-bilme sürecinin yalnızca bilimsel faaliyetlerle mümkün olduğunu öne sürer, bilimsel faaliyet derken kastedilen ise tam olarak metodolojik natüralizmdir. Bu çerçevede kimi natüralist felsefeciler, felsefeyi ve metodolojik natüralizmi bilim ile özdeşleştirmeye ve omuz omuza görmeye eğilimliyken, metodolojik anti-natüralistler çoğunlukla bilim ve felsefeyi birbirinden ayrı alanlar olarak görmeyi tercih eder. (Papineau: “Naturalism”) Eğer metodolojik natüralizm en uygun felsefi yaklaşım ise bilim ile felsefe arasındaki sınırı silik görmek kendi içinde tutarlıdır. Günümüzde de Papineau gibi çağdaş filozoflar, felsefe ile bilimin amaç ve yöntem olarak aynı olduğu yönünde bir iddiayı savunmaktadır. (Batak: 41) Böylesi bir yaklaşım için felsefe, bilimsel faaliyeti (metodolojik natüralizm ile gerçekleşen faaliyeti) açıklama ve onu destekleme işlevi görür; felsefe, doğal bilimler ile beraber doğallaşır.

Bu yaklaşım, ele alınacak nesneler (metafizik) ile ele alınma metodu (epistemolojik) arasında doğrudan bir ilişki içerir; natüralizmin epistemolojide oldukça radikal bir biçimi, bu anlamda kimileri için Quine’nın doğallaştırılmış epistemoloji anlayışıdır. Metafiziksel (ontolojik de denebilir) bir yaklaşım ile epistemolojik bir yaklaşımın açık kesişim noktalarından biri Quine’ın yaklaşımında görülebilir. Quine, epistemolojik metot ve gerekçelendirme tartışmalarında a priori ilkelerin varlığını dahi reddetmeyi teklif eder. Natüralizmin epistemolojik eğilimi bu doğrultuda, a priori bilginin bütün formlarını reddetmeye ve bilginin insan-doğa etkileşiminin bir ürünü olduğunu savunmaya dayanır. (Giere: 308) Felsefenin doğallaşması veya bilimselleşmesi türündeki Quine’ın argümanları oldukça ses getirmişti. Kimileri bu argümanın, felsefenin bir felsefecinin eliyle ölüm ilanı anlamına geldiğini ima ediyordu: “Öyleyse, en azından bir felsefi natüralist olmak demek, felsefenin basit bir biçimde bilimden farklı bir girişim olmadığına ve iki disiplin arasında ilgilerin çatıştığı yerde felsefenin tam anlamıyla bilime boğun eğeceğine inanmaktır.” (Price: 71) Başka kesimler ise felsefe ve bilim arasındaki organik ilişkinin gelişme hatta bütünleşme sürecine girdiğini ve bunun en açık yaşandığı alan olarak bilim ve bilgi felsefesi disiplinlerine bakılabileceğini iddia etti.

Tüm bu çizilen çerçevede, doğallaştırılmış epistemolojinin bir tür metodolojik natüralizmi varsaydığı veya ona yaslandığı söylenebilir. Metodolojik natüralizm, bilgi elde etme sürecinde en meşru metot olarak empirik bilimlerin kullandığı metodu benimser. (Moser: 10) Bu nedenle şu tanımı yapmak yerinde olacaktır: “Doğallaştırılmış epistemoloji, metodolojik natüralizm şemsiyesinde yer alan bir epistemolojik yaklaşımdır.”

Natüralizm üzerine tartışmalar uzun bir süre devam edeceğe benziyor. Bu tartışmaların öyle ya da böyle epistemolojiye bakışımızı etkilediği (veya epistemolojiye bakışımızın natüralizme yaklaşımımızı etkilediği) açık görünüyor. Diğer yandan New Atheism (Yeni Ateizm) olarak bilinen R. Dawkins, D. Dannett, S. Harris ve C. Hitchens gibi isimlerin bilimci natüralizmin (doğalcılığın) halk nezdinde popülerleşmesinde ne derece etkili olduğu farklı bir tartışma konusudur. Birçok felsefeci, bu isimlerin (Dennett hariç) akademik anlamda derin bir kavrayışa sahip olmadığını ancak bilimci natüralizmin bir tür militan-radikal ateizmle özdeşleştirilip popüler hale gelmesinde etkili olduklarını düşünmektedir. Bu yönde bir yoruma bizde büyük oranda katılıyoruz.

Natüralizm tartışmalarının en az din felsefesinde olduğu kadar yer kapladığı iddia edilemese bile natıralizm-epistemoloji ilişkisine daha çok dikkat çekmemiz gerektiğini öne sürüyoruz. Natüralizm de dahil olmak üzerine bir çok disiplin ve alandaki problemlere dair yaklaşımımızın, büyük oranda epistemik temelli olabileceği ve problemlerle epistemolojik ilişkiler kurmamızın oldukça yeni pozisyonları keşfetmemize yardımcı olacağını düşünüyoruz. Bunun en güzel örneklerini Quine ile Doğallaştırılmış Epistemoloji ve Plantinga ile Reformcu Epistemoloji’de görüyoruz gibi duruyor.

Kaynakça:

-Moser Y., “Farewell to Philosophical Naturalism” Naturalism: A Critical Analysis, W. L. Craig, J. P. Moreland (ed.), London: Routladge, 2001.

-Price H., “Naturalism without Representationalism”, Naturalism in Question, Mario De Caro, David Macarthur (ed.) Cambridge:Harvard University Press, 2008.

-Batak K., “Naturalizm Çıkmazı”, Dennett’ten Dawkins’e Yeni Ateizm’in Felsefi Temelleri ve Teistik Eleştirisi, İz Yayıncılık, 2017.

-Bunnin N., Yu J., “Naturalism”, The Blcakwell Dictionary of Western Philosophy, Malden:Blackwell, 2004.

-Armstrong David M., Nominalism and Realism:Universals and Scientific Reaslim, vol.1, Cambridge:Cambridge University Press, 1978).

– Shook John R., Kurts P. “Preface”, The Future of Naturalism, New York:Humanity Books, 2009.

-Draper, P., “God, Science and Naturalism”, W.H. Newton-Smith (ed.), The Oxford Handbook of Philosophy of Religion, William J. Wainwright (ed.) Oxford University Press, 2005.

-Papineau D., “Naturalism”, https://plato.stanford.edu/entries/naturalism/index.html#note-2, Erişim: 13.11.2019.

-Giere, Ronald N., “Naturalism”, The Routledge Companion to Philosophy of Science, Stathis Psillos, Martin Curd (ed.), London:Roudledge, 2018.

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, din, epistemoloji ve siyasetle ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Taner Beyter - Epistemoloji ve Gerekçelendirme Sorunu

Sonraki Gönderi

İnsanların Uzayda Kolonileşmesine İzin Verilmeli Mi? - Peter Singer ve Agata Sagan

En Güncel Haberler Analitik Felsefe