Erdem Epistemolojisi: Bilgiye Erdem ile Ulaşmak- Taner Beyter

340 Okunma
Okunma süresi: 10 Dakika

Şüphesiz çağdaş epistemoloji içerisinde en çok ses getiren yaklaşımlardan biri olarak bu yaklaşım etik alanındaki bir teori ile epistemolojide neleri çözebileceğimizi anlamamız için ayrıca bir öneme sahiptir. Bu yazıda erdem epistemolojisi yaklaşımını 12 madde ile tanıtmayı amaçlıyoruz

Felsefe disiplinlerinin hiç olmadığı kadar yoğun bir kaynaşma/organik ilişki geliştirme sürecine girdiği uzun süredir dillendiriliyor. Bu eğilimin sonuçlarını görmek hiç zor değil; epistemolojide benimsediğimiz bir yaklaşım, bu disiplinin dışındaki problemlere dair de belli türden çözümler içerebilir. Örneğin reformcu epistemoloji din felsefesinde, doğallaştırılmış epistemoloji ise metafizikte belli türden problemleri çözmemize veya farklı türden açıklamaları gerekçelendirmemize yardımcı olabilir. Hiç şüphesiz Plantinga’nın etkisiyle bu durumun en açık örneklerinden biri dini epistemolojide görülüyor olsa gerek. Diğer yandan epistemolojide etik araçlar kullanmanın mümkün olduğunu erdem epistemolojisi yaklaşımında görüyoruz. Bu yaklaşımın iki büyük kurucusu vardır; biri E. Sosa diğeri ise L. Zagzebski’dir. Bu yazı içerisinde çoğunlukla Sosa’nın fikirlerine atıf yapacağız.

Erdem Yoluyla Bilgi

Sosa’nın yaptığı iki tanımlamayla başlayalım:

“… öyleyse bizim yaklaşımımıza göre bilmek, bir yeti ya da entelektüel erdem yoluyla inanmaktır.” [1]

“Bilgi, entelektüel erdem ya da güvenilir yetiye dayanan doğru inançtır.” [2]

Erdem epistemolojisinin sınırlarını tamamen çizmek elbette bu okuduğunuz makalenin kapsamı için oldukça zor, ülkemizde erdem epistemolojisini yoğun bir şekilde çalışan ve bu yaklaşımı savunan tek akademisyen (bildiğimiz kadarıyla tek), Kemal Batak’tır. Bu nedenle bir başlangıç noktası olarak Batak’ın Sosa’dan alıntılar yaparak elde ettiği üç önermeyi vermek istiyoruz. Bu üç önerme erdem epistemolojisi ile dışsalcı güvenilircilik arasındaki farkı ortaya koymak içindir, ancak erdem epistemolojisinin bizzat kendi sınırlarını çizmemiz için de oldukça anlamlıdır.

  • Erdem perspektivizmi bir inancın bilgi olarak adlandırılması için sadece inanç elde etmenin güvenilir süreçlerini, mekanizmasını şart koşmaz; aynı zamanda söz konusu inancın entelektüel erdemden, yetiden elde edilmesini ister.
  • Erdem perspektivizmi, bir inancın “uygunluğu” ve “gerekçelendirilmesi” arasında da bir ayrım yapar. Bir inanç, bir erdem ya da yetiden elde edilmişse uygun (apt)’dur. Bir inanç öznenin epistemik perspektifi ile bağdaşımsal olarak uyumlu ise gerekçelendirilmiştir.
  • Bir diğer önemli ayrım, hayvani (animal) bilgi ile tefekküri (derin-reflective) bilgi arasındadır. Hayvani bilgi için gereken bir inancın uygun olması iken tefekküri bilgi için bir inancın uygun olmasına ilaveten gerekçelendirilmiş olması gerekir.[3] Yani tefekküri (derin-reflective) bilgi hayvani bilgiye göre daha iyi gerekçelendirilmiş bilgidir denebilir. Kimileri için Sosa’nın yaptığı bu ayrımda hayvani bilgi dışsalcı olarak realiteyi izlemek olarak, tefekküri bilgi ise içselci bir biçimde farkındalık ile olarak da yorumlanarak farklı yaklaşımların bir sentezinin mümkün olduğu iddia edilebilir.

Çizdiğimiz bu sınırlar çerçevesinde “Entelektüel erdem nedir?” sorusu daha açık hale gelir. Entelektüel erdem;

  • belli bir A önermeler alanında,
  • belli bir K koşulları var iken,
  • kişinin çoğunlukla doğruyu elde etmesi ve yanlıştan sakınmasını mümkün kılan yetenektir.

Burada dikkat etmemiz gereken ve yazımızın bundan önceki kısmında bahsetmediğimiz husus çevre ve dışsal faktörlerdir. Öznede yer alan yeti veya erdem kuşkusuz belirli bir çevre ile ilişki içerisindedir. Yukarıdaki tanımlamada buna “belli bir K koşulları var iken…” demeyi tercih ettik. K koşulları derken şunlar ilk aklımıza gelenler olabilir: ortamda uygun ışık olması, baktığımız nesne ile aramızda uygun bir uzaklık olması vb. Örneğin “Önümde bir meşe ağacı var.” der ve bu önermeye inanırsam K koşullarında (belirli bir uzaklık ve açı, gündüz olması, nesnenin boyunun uzun olması vb.), A önermeler alanında (söz konusu nesnenin şekli, cinsi, türü, rengi) bizi bilgiye ulaştıracak uygun gerekçeler söz konusudur. Ancak “Önümde bir meşe ağacı var.” önermesine inanmam ve bu önermenin bilgi oluşu hem içsel hem dışsaldır. Bu önermeye inanmam için beynim, gözüm, içsel algım vb. gibi içsel gerekçeler ile ortam ve çevre gibi dışsal gerekçeler bir aradadır. Erdem epistemolojisi bu anlamda kimileri için bu iki farklı epistemolojik yaklaşımlar demetini de birleştirir. Entelektüel erdem, bir anlamda belirli başarıları (bilgiyi elde etmek vb.) belli koşullarda elde eden bir yetenektir. Bu yeteneğin belli şartlara bağlı olması oldukça önemli bir ayrım olup onu salt içselci bir yaklaşım olmaktan kurtarır.

Erdem Epistemolojisinin Normatif İçeriği

Normatif yargılar uzun bir süre birçok filozof için etik disiplini içerisinde değerlendirilmiştir. Değer ifade eden yargıların etik temelde mümkün olması bu eğilimin ana sebeplerinden biriydi. Ancak değer yargıları sadece etik içerisinde mi mümkün? Epistemolojide de değer ifade eden önermeler olamaz mı? Yazımızın başında da ifade ettiğimiz şekliyle etikteki erdem teorisini epistemolojiye uygulamasıyla, erdem epistemolojisi için değer yargıları epistemolojide de yer alır. Her şeyden evvel inancın gerekçelendirilmesi normatif bir niteliktir. Mevcut yaklaşımımız, bu normatif niteliği, kişinin normatif nitelikleri bakımından açıklama yolunu seçer. Epistemolojinin normatif içeriği olduğunu yalnızca Sosa değil, R. Chisholm gibi isimlerde savunmuştur. Bir doğru inancın epistemik gerekçelendirilmesi, kişinin epistemik ödevlerini yerine getirdiği anlamına gelir, ahlaki gerekçelendirmede olduğu gibi bu durum pozitif bir hali yansıtır. Örneğin temelci görüşteki temel inançlar üzerine inşa edilen bir bilgi teorisinde olduğu gibi, temel olan ve başka türden bir çıkarımsal yol ile elde edilmeyen inançlar, güvene değer görülür. Örneğin, “P, temeldir.” dediğimizde, P’ye yönelik bir güven yani bir değer söz konusudur. Aynı şekilde Sosa için de entelektüel erdem ve bilişsel yetiler, doğru inançların bilgiye dönüşmesi için, epistemik güven ve değer içermeleri itibariyle kuramımızın normatif içeriğini yani gerekçelendirmeyi mümkün kılar. Burada bilişsel gerekçelendirmenin söz konusu olduğunu eklememizde fayda var. Konuyu daha iyi kavramak adına Aristoteles ve erdem çalışmalarında çokça yer verilen okçu örneğini düşünelim. Bir okçunun hedefini tek atışta tam 12’den vurması bir hünerdir (skillful). Aynı şekilde bir doğru inanç, şansa takılmadan bilgiye dönüşürse de ortada bir hüner söz konusudur. Bu hüner bilişsel yeti ya da erdemdir. O halde bir kişi entelektüel erdem yoluyla;

  • doğru inancı elde eder,
  • normatif gerekçelendirmeyi elde eder,
  • mevcut inancını başka inanç kümesiyle bağdaşması için normatif gerekçelendirmeyi elde eder.

Böylece epistemik gerekçelendirme sağlanmış olur. Bu noktada bağdaşımcı epistemolojik kurama yakınlık da gözden kaçmamalıdır. Belli bir inanç ya da fiil gibi şeylerin değerlendirilmesi, inançlar arası ilişkiseldir. Öyleyse bir inanç gerekçelendirilirken;

  • hem erdem yoluyla/nedeniyle elde edilmiş olmalı,
  • hem de gerekçelendirmenin kendisi bir başka inanç/inanç kümesiyle bağdaşmalıdır.

Şu ana kadar erdem epistemolojisinin birçok yaklaşım ile organik ilişkisine dikkat çektik. Ancak yaklaşımımızın organik bir ilişki içinde olamayacağı ve taban tabana zıt olarak görüleceği karşıt bir yaklaşımın epistemik normatiflik hakkında farklı düşünmesini bekleyebiliriz. Quine’ın doğallaştırılmış epistemolojisi (veya yerine alma natüralizmi), yaygın bir kabul olarak bir inancın gerekçelendirilmesi gibi faaliyetleri anlamsız ve hatalı bulur. Bu haliyle erdem epistemolojisinin en uzak olduğu yaklaşım doğallaştırılmış epistemoloji olarak görülebilir. Quine, epistemolojide normatif içeriği reddederken Sosa inatla bu içeriğin önemine vurgu yapıyor gibi görünüyor. Peki Sosa’nın ısrar ettiği epistemik değerler nelerdir? Doğruya sahip olmak tek başına değerli değildir. Bir inancın “doğru bir şekilde” gerekçelendirilmesi ile ona değer kazandıran ve böylece normatifliğin söz konusu olduğu beş epistemik değer vardır:

  • Doğruluk: Her şey eşit kalmak koşuluyla, inançlarımızın doğru olmamasını değil doğru olmasını isteriz.
  • Güven: İnançlarımızın çok kolayca yanlış olmamasını isteriz.
  • Bağdaşım: Birbirleriyle gevşek bir ilişki içindeki gerçekliklerin zihnimizde bulunmamasını isteriz.
  • Kavrayış/Anlama/Açıklama: Sıklıkla, biz, sadece belli bir şeyi bilmeyi istemeyiz; aynı zamanda onu anlamayı ve açıklamaya sahip olmayı da isteriz.
  • Doğruya şans eseri sahip olmamak: Doğruya sahip olmak tek başına yeterli değildir, onu şans ve kaza eseri değil, bilerek ve isteyerek ortaya çıkarmak isteriz. Bunun içinde bilişsel failin erdemi olmazsa olmazdır. [4]

Sosa, tüm bu ifadelerimizin yanı sıra, bir yönüyle diğer gerekçelendirme yaklaşımlarında olduğu gibi, yazdıkları ve ele aldıklarıyla bir tür gerekçelendirme kuramcısı sayılabilir. O, Chisholm’a benzer bir şekilde gerekçelendirmeyi açıklık/delile sahip olma (evident) olarak kavrar. [5] Peki açıklığın işlevi tam olarak nedir? Aslında söz konusu işlev bir nevi onun tanımı da sayılabilir gibi görünüyor. Açıklık;

  • kabul edilmiş bir doğrunun bilgi haline gelmesi için şarttır,
  • bir kişinin inandığı önermeyi gerekçelendirme görevi görür.

Açıklık herkes için mevcutsa apaçık (self-evident) olur, Sosa’nın örneğiyle; “Ya kar yağıyor ya da yağmıyor.” önermesi herkese açık ise apaçıklık sağlanmıştır. [6] Böylece yine bir dizi esas elde etmiş oluruz:

  • Sana açık gelene doğru bir şekilde inanırsan bilirsin.
  • Senin için açık olana iyi bir neden ve makul (reasonable) bir yol ile inanmalısın.
  • İnancını destekleyen diğer inanç, varsayım ya da akıl yürütmelerin hata, kusur ve şans ile elde edilmiş bir içeriğe sahip olmamalıdır.

Gettier Problemi’nin epistemik kapanış prensibi üzerine inşa edilmiş bir itiraz olduğu genel bir kabuldür. Yani bir kişi p’ye inanmayı gerekçelendirmişse ve p, q’yu gerektiriyorsa bu kişinin q’ya da inanması gerektiği ifade edilir. Ancak Sosa bu prensibi reddederek açık olma, bilme pozisyonunda olma ve doğru inancın erdem yoluyla elde edilmesi gibi ilkelere yaslanır.

Erdem Epistemolojisi’nin Sınırları

Öyleyse denebilir ki:

  • Sosa’nın iddiaları güvenilir bir mekanizmayla bilgiyi elde edebileceğimiz ve onun tabiatını açıklamak için entelektüel erdem kavramına başvurmamız gerektiğine dayanmaktadır. Bu haliyle birçok yorumcu için “Erdem epistemolojisi güvenilirci gerekçelendirme kuramının bir parçasıdır veya ondan büyük bir parça taşır.” görüşü büyük oranda doğru görünüyor. Diğer yandan Zagzebski gibi erdem epistemologları için böylesi bir güvenilirciliğe yaslanmak zorunda değiliz; doğruluk kavramına işaret etmeli ve bilgi oluşturma yolunun titizlik, ilgi duyma, kararlı olma, dürüstlük gibi zihinsel süreçlere dayalı olduğunu düşünmek için güçlü gerekçelerimiz olabilir.
  • Temelcilik, Güvenilircilik ve Bağdaşımcılık teorileri doğru inancı gerekçelendirme konusunda yetersizdir ancak bu kuramları elimizin tersiyle kenara itmek zorunda değiliz. Erdem epistemolojisi barındırdığı entelektüel erdem kavramının doğru inancın dayandığı bir temel olmasıyla temelcilik, doğru inançların güvenilir bilişsel süreçle elde edilmesi güvenilircilik ve inançlarımızın diğer inanç kümeleri ile bağdaşması bağdaşımcılık kuramıyla organik ilişki kurar.
  • Erdem epistemolojisinde inanç temelli değil, kişi temelli bir gerekçelendirme kuramı söz konusudur. Kimileri için Gettier Problemi ile başlayan ve bazı sorunları çözmemizi engelleyen şey, tüm tartışmaların “inanç” merkezli yürütülmesidir, erdem epistemolojisi bu haliyle inanç merkezli tartışmalara alternatif oluşturmuştur.  
  • Aristoteles için entelektüel erdem olarak görülmeyen algı ve hafıza Sosa için hem entelektüel erdemdir hem de bu ve diğer entelektüel erdemler uygun ve güvenilir bilişsel yetiler olarak görülür.
  • Erdem epistemolojisi, etik disiplinindeki erdem yaklaşımını epistemolojiye uygulanmıştır. Bu haliyle etik ve epistemoloji arasında ilişki kurmak çağdaş literatür için oldukça önemli bir perspektif ve kazanımdır.
  • Erdem epistemolojisi, etikteki normatiflik statüsünü epistemolojiye uygulanmıştır. Bilginin normatif yönü konusunda doğallaştırılmış epistemolojinin itirazıyla alevlenen tartışmalar, erdem epistemolojisinin etkisiyle epistemoloji tarihinde tekrar önemli bir hal almıştır.
  • Erdem epistemolojisi, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımlarını bir şekilde birleştirmeye yönelik bir içeriğe sahiptir. İçselcilik ile ilişki çoğunlukla bilişsel yetiler, dışsalcılık ilişkisi ise belirli bir çevrede doğru inancın açığa çıkması başlıklarında ele alınmıştır.
  • Kimileri için Sosa’nın yaptığı bir diğer ayrımda hayvani bilgi dışsalcı olarak realiteyi izlemek olarak, tefekküri bilgi ise içselci bir biçimde farkındalık ile olarak da yorumlanarak farklı yaklaşımların bir sentezinin mümkün olduğu iddia edilebilir.
  • Sosa’nın erdem epistemolojisi, Chisholm gibi, gerekçelendirmeyi “açıklık ve delile sahip olma” ile çözmeye girişerek argümanlarını destekleme yolunu tercih etmiştir.
  • Sosa’nın erdem anlayışı, kapanış prensibini reddederek açıklık, erdem yoluyla/nedeniyle elde edilme ve bilme pozisyonunda olma gibi ilkelere yaslanır.
  • Sosa için bilgi gerekçelendirilmiş doğru inançtır ancak bir erdem veya bilişsel yeti yoluyla/ nedeniyle elde edilerek gerekçelendirildiği sürece. Erdem ya da entelektüel yeti bilgi edinme süreci için güvenilirdir.
  • Sosa için entelektüel erdemler bizi kazara veya şans eseri değil güvenilir bir şekilde bilgiye ulaştırır, böylece birçok kişiye göre o Gettier Problemi’ni büyük oranda çözmüş sayılır. Entelektüel erdem ya da bilişsel yetiler yoluyla bilgi elde etmek için bizi kesinkes yanılmaz kılmak zorunda değildir. Sosa bir tür güvenilirciliğe yaslandığı için bilgiye ulaşmada yüksek başarı oranının elde edilmesini yeterli görür, ki erdemler yoluyla bilgiyi elde etmek bize bunu verebilir; bilgi bir kesinlik değil derece meselesi olarak anlaşılmalıdır. Diğer yandan hata ve yanlış inançlar toplumsal iletişim için gereklidir de. Böylece doğru bilgiye ulaşmak kesinlikle olmasa bile yüksek oranda mümkün olur.

Kaynakça

[1] Sosa E., “Introduction: Back to Basics”, Knowledge in Perspective, Selected Essays in Epistemology, (Cambridge: Cambridge University Press) 1995, s. 10)

[2] Sosa E., “Intellectual Virtue in Perspective”, Knowledge in Perspective, Selected Essays in Epistemology, (Cambridge: Cambridge University Press) 1995 s. 277

[3] aktaran Batak, K., “Ernest Sosa’nın Erdem Epistemolojisi”, s. 17.

[4] Ernest Sosa, “Reflective Knowledge in the Best Circles”, s. 136-137.

[5] Batak, K., “Ernest Sosa ve Gettier Problemi”, Ethos: Felsefe ve Toplumsal Bilimlerde Diyalog, Sayı: 9 (2) (Temmuz 2016), s. 120.

[6] Ernest Sosa, “How do you Know”, Knowledge in Perspective, Selected Essays in Epistemology, Cambridge: Cambridge University Press, 1995) s. 27-29.

İleri Okuma:

Edmund Gettier- Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir?: https://onculanalitikfelsefe.com/gerekcelendirilmis-dogru-inanc-bilgi-midir-edmund-l-gettier/

Taner Beyter & Alican Başdemir- Epistemoloji (Bilgi Felsefesi): Neyi, Ne Kadar, Nasıl Bilebiliriz?: https://onculanalitikfelsefe.com/epistemoloji-bilgi-felsefesi-neyi-ne-kadar-nasil-bilebiliriz/

Taner Beyter- Gettier Problemi’ne Giriş: Gerekçelendirme Sorunu: https://onculanalitikfelsefe.com/gettier-problemine-giris-gerekcelendirme-bilgi-icin-yeterli-mi-taner-beyter/

Taner Beyter- Erdem Epistemolojisi “Bilgiye Erdem Yoluyla Ulaşmak Mümkün mü?”: https://onculanalitikfelsefe.com/taner-beyter-erdem-epistemolojisi-bilgiye-erdem-yoluyla-ulasmak-mumkun-mu/

Taner Beyter- Reformcu Epistemoloji ve Temel İnançlar: https://onculanalitikfelsefe.com/reformist-epistemoloji-ve-tanri-inanci-taner-beyter/

Taner Beyter- Reformcu Epistemoloji ve Tanrı İnancı: https://onculanalitikfelsefe.com/reformcu-epistemoloji-ve-tanri-inanci/

Fatih S.M.Öztürk- Bilgi ve Doğruluk: https://onculanalitikfelsefe.com/bilgi-ve-dogruluk-fatih-s-m-ozturk/

Fatih S.M.Öztürk- Carnap, Quine ve Metafizik: https://onculanalitikfelsefe.com/carnap-quine-ve-metafizik-fatih-s-m-ozturk/

Zeynep Vuslat Yekdaneh- Güvenilircilik Gettier Problemine Çözüm Bulabilmiş midir?: https://onculanalitikfelsefe.com/guvenilircilik-gettier-problemine-cozum-bulabilmis-midir-zeynep-vuslat-yekdaneh/

Berk Celayir- Nozick’in “Doğruluk Takibi” Teorisi Gettier Problemi’ni Çözebilir Mi?: https://onculanalitikfelsefe.com/nozickin-dogruluk-takibi-teorisi-gettier-problemini-cozebilir-mi-berk-celayir/

David Papineau- Bilgi İlkeldir: https://onculanalitikfelsefe.com/bilgi-ilkeldir-david-papineau/

Taner Beyter- Natüralizm ve Doğallaştırılmış Epistemoloji: https://onculanalitikfelsefe.com/naturalizm-ve-dogallastirilmis-epistemoloji-taner-beyter/

Taner Beyter – Epistemoloji ve Gerekçelendirme Sorunu: https://onculanalitikfelsefe.com/taner-beyter-epistemoloji-ve-gerekcelendirme-sorunu/

Vedat Çelebi – Gettier Durumlarında İçselci ve Dışsalcı Gerekçelendirmenin Yeterliliğinin Değerlendirilmesi : https://onculanalitikfelsefe.com/gettier-durumlarinda-icselci-ve-dissalci-gerekcelendirmenin-yeterliliginin-degerlendirilmesi-vedat-celebi/

Taner Beyter- Epistemik Gerekçelendirmeye Yönelik İki Çözüm ve Mehdiyev’in Önerisi: https://onculanalitikfelsefe.com/epistemik-gerekcelendirmeye-yonelik-iki-cozum-ve-mehdiyevin-onerisi-taner-beyter/

Hasan Yücel Başdemir- Çağdaş Epistemolojide Bilginin Tanımı Sorunu: https://onculanalitikfelsefe.com/hasan-yucel-basdemir-cagdas-epistemolojide-bilginin-tanimi-sorunu/

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, din, epistemoloji ve siyasetle ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Bahaneler Üzerine Sekiz Kısa Çalışma - Scott Alexander

Sonraki Gönderi

Büyük Filozoflar Kötü Filozoflardır - Michael Huemer

En Güncel Haberler Analitik Felsefe