Nozick’in “Doğruluk Takibi” Teorisi Gettier Problemi’ni Çözebilir Mi? – Berk Celayir

337 Okunma
Okunma süresi: 6 Dakika

Geleneksel epistemolojide bilgi gerekçelendirilmiş doğru inanç olarak tanımlanır. Platon’dan beri üzerinde konsensüs sağlanmış olan bu tanıma Amerikalı filozof Edmund Gettier’in meşhur bir itirazı vardır. Literatürde "Gettier Problemi" olarak bilinen ve yarattığı tartışmalarla modern epistemolojinin doğuşuna zemin hazırlayan bu sorun pek çok filozofu yeni yaklaşım ve teoriler geliştirmeye sevk etmiştir. Daha çok siyaset felsefesindeki fikirleri ve Rawls’la girdiği tartışmalarla tanınıyor olsa da Amerikalı filozof Robert Nozick de “Doğruluk Takibi Teorisi” (Truth-Tracking Theory) olarak bilinen çözüm önerisiyle epistemoloji literatüründeki yerini almıştır. Bu makalede Doğruluk Takibi Teorisi'nin neden Gettier Problemi'nin başarılı bir çözümü olamayacağını kendi kurguladığım bir düşünce deneyi yardımıyla göstereceğim.

Edmund Gettier’in Gerekçelendirilmilş Doğru İnanç Bilgi Midir? (Is Justified True Belief Knowledge?) isimli iki buçuk sayfalık makalesindeki temel düşünce şuydu: Doğru bir inanç tamamen gerekçelendirilmiş olsa bile şans eseri doğru çıkmış olabilir. Şans eseri doğru çıkan bir inanca “bilgi” payesi veremeyeceğimize göre gerekçelendirme doğru inancı bilgiye dönüştürmek için yeterli şart değildir. Bu da geleneksel bilgi tanımımızın yanlış veya eksik olduğu anlamına gelir. Gettier’in düşüncesini desteklemek için verdiği örneklerden biri şuydu:

Jack, Smith’in bir Ford marka otomobili olduğuna veya Brown’ın Barcelona’da olduğuna inanıyor. (Mantıksal formülasyonuyla “F v B”) Jack’in Brown’ın Barcelona’da olduğuna dair hiçbir duyumu yok.  Yine de Smith’in Ford marka bir arabası olduğuna kesin olarak inanıyor çünkü Jack ona Ford marka bir arabası olduğunu söylüyor, arabasını gösteriyor hatta Jack’in önüne arabasının satış belgelerini bile koyuyor. Böyle bir durumda Jack’in Smith’in Ford marka bir arabaya sahip olduğuna dair inancının bütünüyle gerekçelelendirilmiş olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bir sorun var. Smith Ford marka arabam var derken yalan söylediği gibi gösterdiği araba da kendisine ait değildir. Satış belgeleri ise sahtedir. Yani Jack, Smith’in sahip olduğu araba konusundaki inancında büsbütün yanılmıştır. Ama gariplikler bununla bitmez. Jack’in Smith konusunda yanıldığı ortaya çıkarken öte yandan Brown’ın da şans eseri Barcelona’da olduğu öğrenilir (Gettier, 193).

Verilen örnekteki durumun bazı ilginç sonuçları vardır. Jack’in “Smith Ford marka bir arabaya sahiptir veya Brown Barcelona’dadır.” önermesine olan inancı hem tesadüfen hem de gerekçeli biçimde doğru çıkmıştır. Gerekçelidir çünkü Smith’in arabasına dair inancı pek çok rasyonel sebebe dayanır. Tesadüftür çünkü Brown’ın nerede olduğu hakkında gerçekte hiçbir fikri yoktu. Ve bu önerme doğrudur çünkü “veya” operatörüyle bağlanan önermelerden sadece birisinin doğru olması bile sonucun doğruluğu için yeterlidir. Öyleyse elimizde şans eseri doğru olan bir “gerekçelendirilmiş doğru inanç” vardır. Ancak sorun şu ki bilgi kavramı içerisinde şansa yer yoktur.

Nozick bu sorunu geleneksel üç parçalı bilgi tanımına dördüncü bir şart ekleyerek aşmaya çalışır. Ona göre Gettier örneklerindeki kişiler, yanlış bile olsaydı tesadüfen doğru çıkan inançlarına inanmaya devam edeceklerdi. Bundan hareketle Nozick, S’nin (özne) p’yi (önerme) ancak şu dört şart yerine geldiği takdirde bilmiş olacağını öne sürer:

  1. S, p’ye inanır.
  2. p doğrudur.
  3. Eğer p yanlış olsaydı S, p’ye inanmayacaktı.
  4. Eğer p doğruysa S, p’ye inanır. (Nozick, 259).

Nozick’e göre bu dört şart karşılandığı takdirde doğru bir inanç bilgiye dönüşür ve Gettier örneklerinde eksik olan şey budur. Örneğin Brown tesadüfen Barcelona’da çıktığı için Jack’in inancı da doğru bir inanç olmuştur. Ancak Brown Barcelona’da olmasaydı –ki bu mümkündü- Jack yine “F v B”ye inanmaya devam edecekti ve yanlış çıkacaktı. Bu sebeple eğer doğru bir p önermesi, yanlış olduğu durumda S tarafından reddedilecekse S p’yi bilir diyebiliriz.

İlk bakışta oldukça makul görünen ve Gettier örneklerinde eksik olan bir unsuru da çözmüş gibi duran bu teori bana kalırsa her durumda başarıyla uygulanamayacağı için başarısızdır. Bunu kendi kurguladığım bir düşünce deneyi yardımıyla göstermek isterim.

Komşumun dijital olmayan bir termometresi olduğunu hayal edelim. Bu termometre –olması gerektiği gibi- civa ile çalışmaktadır. Komşum da sıcaklık ölçümünde civanın doğru referans elementi olduğunu bilmekte ve termometresine de içinde civa olduğu için güvenmektedir. Ancak ben –sebepsiz kötü şakalar yapan biri olarak- bir gün komşumun termometresini gizlice alıyorum, içindeki civayı boşaltıp yerine fiziksel ve kimyasal özellikleri hakkında hiçbir fikrimin olmadığı yeni bir sıvı dolduruyorum. Gerçekteyse bu sıvı kimyasal olarak civadan tamamen farklı olsa da 25 ve 50 derece arasındaki sıcaklıklara tesadüfen civayla benzer fiziksel tepkiler gösteren bir madde çıkıyor. (Bunlardan ne benim ne de komşumun haberi var!)

Bir gün komşumun ateşi yükseliyor. Hastalandığından şüphelenen komşum termometresini kullanıyor ve aletin gösterdiği sonuca bakarak “Ateşim var.” inancına sahip oluyor. Ve termometrenin içindeki yeni sıvı belli bir sıcaklık aralığında civayla tesadüfen aynı tepkileri verdiği için tamamen doğru sonuçlar gösteriyor. Şimdi, bu örneği Nozick’in Doğruluğu İzleme Kuramı’na uyarlayalım.

  1. Komşum “Ateşim var.” önermesine inanmaktadır.
  2. “Ateşim var.” önermesi doğrudur.
  3.  Eğer komşum “Ateşim var.” önermesi doğru olmasaydı “Ateşim var.” önermesine inanmayacaktı.
  4. Komşum “Ateşim var.” önermesi doğru olduğu takdirde “Ateşim var.” önermesine inanır.

İlk iki şartın karşılandığını zaten az önce görmüştük. 3. ve 4. Şartları incelediğimizde ise şunları söyleyebiliriz: Termometrenin içindeki yeni sıvı belli sıcaklık aralığında civayla benzer fiziksel reaksiyonlar gösterdiği için “Ateşim var.” önermesi yanlış olsaydı komşum “Ateşim var.” önermesinin yanlış olduğuna inanacaktı. Aynı şekilde yeni sıvı sadece ateş yükseldiği zaman yüksek bir sonuç göstereceği için de “Ateşim var.” önermesi doğru olduğu her durumda komşum bu önermenin doğruluğuna inanacaktır. Sonuç olarak komşumun “Ateşim var.” önermesine olan inancı Nozick’in dört şartının tamamını karşıladığı için “Doğruluk Takibi Teorisi”ne göre bilgi olarak kabul edilmelidir. Peki, buna gerçekten de bilgi diyebilir miydik?

Bu örnek üzerine düşündüğümüzde komşumun inancının bilgi değil –tıpkı Gettier örneklerinde olduğu gibi- epistemik şans (bir inancın gerekçelendirilmiş olmasına rağmen şans eseri doğru çıkması) teşkil ettiği anlaşılır. Bunu daha iyi gösterebilmek için komşumun inançlarını öncüller ve sonuçtan oluşan bir argüman formatına getirmek faydalı olacaktır.

  1. Termometrem civa ile çalışmaktadır.
  2. Eğer termometrem civa ile çalışıyorsa ve o “ateşim var” önermesini doğruluyorsa “ateşim var” önermesi doğrudur.
  3. Eğer termometrem civa ile çalışıyorsa ve o “ateşim var” önermesini doğrulamıyorsa “ateşim var” önermesi doğru değildir.
  4. Termometrem “ateşim var” önermesini doğrulamaktadır.
  • Öyleyse “ateşim var” önermesi doğrudur.

Görülebileceği üzere argüman biçimsel olarak geçerli (valid) olsa bile birinci öncül açıkça yanlıştır. Öncüllerinden birisi yanlış olan bir argümanın sağlam (sound) olması mümkün değildir. Sağlam olmayan bir argümanın ulaştırdığı sonuç ise doğru bile olsa bilgi değeri taşımaz çünkü şans eseri doğru çıkmıştır. Bu örnek ve argüman özelinde önemli olan ise şudur: Birinci öncül yanlış olmasına rağmen argümanın sonucu her halükarda doğru çıkacaktı. Çünkü civa ile yeni sıvının fiziksel tepkileri belli sıcaklık aralığında benzer olduğu için komşum ateşi olduğu zaman ateşinin olduğuna inanacak, ateşi olmadığı zaman da ateşinin olduğuna inanmayacaktı. Nozick’in söylediği gibi doğru inanca sadece ve sadece o inanç doğru olduğu zaman sahip olacak olmasına rağmen inancının temelindeki varsayımlardan biri yanlış olduğu için bu inanç hiçbir zaman bilgi değeri taşımayacaktı.

Bazıları bunun uç ve gerçekçi olmayan bir senaryo olduğunu söyleyerek bana itiraz edebilir. Ancak örneğin mantıksal imkân sınırlarında olduktan sonra gerçekçi olup olmaması önemli değildir. Zira Gettier Problemi’ni çözmeye çalışan filozoflar, uygulandığı takdirde doğru inancı zorunlu olarak bilgiye dönüştürecek, şans faktörünü bütünüyle dışarıda bırakacak bir formülün peşindedirler. Eğer bu çözüm önerilerini yetersiz bırakan -gerçekçi olsun veya olmasın- tek bir olası senaryonun bile kurgulanması mümkünse bu teorilerin başarısız olduğunu söyleyebiliriz.

Sonuç olarak, Nozick’in Doğruluk Takibi Teorisinin tüm şartlarını karşıladığı halde bilgi değeri taşımayan inançların olabilirliğinden hareketle bu teorinin Gettier Problemi’ni çözme hususunda başarısız bir girişim olduğunu savunuyorum.

Kaynakça:

  • Sosa, Ernest, Jaegwon Kim, and Matthew McGrath. Epistemology: An Anthology. Malden, Mass: Blackwell Publishers, 2000. (Bu makalede atıf yapılan her iki filozofun makalesine de bu antolojiden ulaşılabilir.)

İleri Okuma:

Edmund Gettier- Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir?: https://onculanalitikfelsefe.com/gerekcelendirilmis-dogru-inanc-bilgi-midir-edmund-l-gettier/

Taner Beyter & Alican Başdemir- Epistemoloji (Bilgi Felsefesi): Neyi, Ne Kadar, Nasıl Bilebiliriz?: https://onculanalitikfelsefe.com/epistemoloji-bilgi-felsefesi-neyi-ne-kadar-nasil-bilebiliriz/

Taner Beyter- Gettier Problemi’ne Giriş: Gerekçelendirme Sorunu: https://onculanalitikfelsefe.com/gettier-problemine-giris-gerekcelendirme-bilgi-icin-yeterli-mi-taner-beyter/

Taner Beyter- Erdem Epistemolojisi: Bilgiye Erdem ile Ulaşmak: https://onculanalitikfelsefe.com/erdem-epistemolojisi-bilgiye-erdem-ile-ulasmak-taner-beyter/

Taner Beyter- Erdem Epistemolojisi “Bilgiye Erdem Yoluyla Ulaşmak Mümkün mü?”: https://onculanalitikfelsefe.com/taner-beyter-erdem-epistemolojisi-bilgiye-erdem-yoluyla-ulasmak-mumkun-mu/

Taner Beyter- Reformcu Epistemoloji ve Temel İnançlar: https://onculanalitikfelsefe.com/reformist-epistemoloji-ve-tanri-inanci-taner-beyter/

Taner Beyter- Reformcu Epistemoloji ve Tanrı İnancı: https://onculanalitikfelsefe.com/reformcu-epistemoloji-ve-tanri-inanci/

Fatih S.M.Öztürk- Bilgi ve Doğruluk: https://onculanalitikfelsefe.com/bilgi-ve-dogruluk-fatih-s-m-ozturk/

Fatih S.M.Öztürk- Carnap, Quine ve Metafizik: https://onculanalitikfelsefe.com/carnap-quine-ve-metafizik-fatih-s-m-ozturk/

Zeynep Vuslat Yekdaneh- Güvenilircilik Gettier Problemine Çözüm Bulabilmiş midir?: https://onculanalitikfelsefe.com/guvenilircilik-gettier-problemine-cozum-bulabilmis-midir-zeynep-vuslat-yekdaneh/

David Papineau- Bilgi İlkeldir: https://onculanalitikfelsefe.com/bilgi-ilkeldir-david-papineau/

Taner Beyter- Natüralizm ve Doğallaştırılmış Epistemoloji: https://onculanalitikfelsefe.com/naturalizm-ve-dogallastirilmis-epistemoloji-taner-beyter/

Taner Beyter – Epistemoloji ve Gerekçelendirme Sorunu: https://onculanalitikfelsefe.com/taner-beyter-epistemoloji-ve-gerekcelendirme-sorunu/

Vedat Çelebi – Gettier Durumlarında İçselci ve Dışsalcı Gerekçelendirmenin Yeterliliğinin Değerlendirilmesi : https://onculanalitikfelsefe.com/gettier-durumlarinda-icselci-ve-dissalci-gerekcelendirmenin-yeterliliginin-degerlendirilmesi-vedat-celebi/

Taner Beyter- Epistemik Gerekçelendirmeye Yönelik İki Çözüm ve Mehdiyev’in Önerisi: https://onculanalitikfelsefe.com/epistemik-gerekcelendirmeye-yonelik-iki-cozum-ve-mehdiyevin-onerisi-taner-beyter/

Hasan Yücel Başdemir- Çağdaş Epistemolojide Bilginin Tanımı Sorunu: https://onculanalitikfelsefe.com/hasan-yucel-basdemir-cagdas-epistemolojide-bilginin-tanimi-sorunu/

Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümünde lisans eğitimine devam etmektedir. Zihin felsefesi, din felsefesi, metafizik ve dinler tarihi başlıca ilgi alanlarıdır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Gelecek Olasılıklarla Oldukça Açık Görünüyor, Ama Öyle mi? - Alison Fernandes

Sonraki Gönderi

Günümüzün Kısa Tarihi: Sanayi Devrimi ve Küreselleşme – Taner Beyter

En Güncel Haberler Analitik Felsefe