“Doubting Thomas”, c. 1601/02, by Caravaggio.

Teizm Ve Ateizm: İnanç Ve İnançsızlığa Dair Nedenler – Tom Metcalf

Tanrı ile ilgili yaygın bir konsept veya düşünceye göre O, evrenin yaratıcısı olarak mutlak güçlü, mutlak bilgili ve ahlaken kusursuz olandır. [1] Çağdaş felsefe söz konusu olduğunda ateistlerin böylesi bir Varlık’ın var olmadığını, teistlerin ise var olduğunu iddia ettiklerini görürüz. [2]

Birçok kişi teizmin mi ateizmin mi veya bunlar dışında başka bir yaklaşımın mı [3] doğru olduğu meselesiyle ilgilenmiştir. Bu meseleyi çözmek adına ise filozoflar, Tanrı’nın varlığına veya yokluğuna yönelik argümanlar (veya deliller) ileri sürerler. Diğer yandan, Tanrı’nın varlığına inanmanın veya inanmamanın farklı noktalardan bakıldığında faydalı olup olmadığıyla ilgili önemli argümanlar da mevcuttur.

Bu yazımızda, teizmi veya ateizmi kabul etmenin farklı türden nedenlerine yönelik genel bir bakış yakalamaya çalışacağız.

1. Teizm-Ateizm Tartışmasının Kısa Bir Tarihi

Din felsefesinin kökeni Antik döneme dek uzanır. [4] Orta Çağ’da yaşamış birçok Yahudi, Hıristiyan ve İslam filozofu Tanrı’nın varlığına yönelik argümanlar öne sürmüştü. [5] “Modern” dönemde ise (yaklaşık 1600-1800’lü yıllar) birçok Avrupalı filozof [6] Tanrı’nın varlığını savunurken [7] din konusunda şüpheci olan isimler de vardı. [8] Ateist argümanların kökü Antik dönemlere dek uzanmakla birlikte [9] 20. yüzyıla geldiğimiz bu argümanların sayısı epey çoğalmıştı. [10] Bugün, İngilizce konuşulan dünyadaki filozofların yaklaşık %67’si ya ateizmi kabul ediyor ya da ateizme eğilim sergiliyor; ama gözden kaçırmamak gerekir ki sayıları hiç de az olmayan teist filozof da vardır. [11]

2. Teizm Veya Ateizm Adına Deliller

Teizm ve ateizm arasında bir seçim yapmanın en tartışmalı yolu, mevcut delillerin hangi yaklaşımı desteklediğine bakmaktır. Pek çok teist olgusal dünyadaki ampirik gözlemlere başvurur ve evrenin varlığını [12] veya evrendeki/biyolojik organizmalardaki tasarım benzeri durumların varlığını [13] Tanrı’nın varlığının delili olarak görür. Ateistler ise genellikle, dünyada, hak edilmemiş gibi görünen (yani maksatsız gibi görünen) çok fazla acı olduğunu savunur; ki bu da Kötülük Problemi’nin yaygın bir versiyonunun temelini oluşturur. [14]

Olgusal dünyaya yönelik gözlemlerin dışında başka türden argümanlar/deliller de ileri sürülebilir. Teistler bazen geleneksel mucizelerin varlığını [15], İncil gibi dini bir belgenin güvenilirliğini [16], dini deneyimlere yönelik yaygın beyanları/tanıklıkları [17] veya Tanrı’nın var olduğuna dair güçlü bir sezgiyi örnek olarak gösterirler. [18]

Teistler bazen nesnel anlamdaki ahlaki doğrular veya yanlışların varlığına işaret ederler [19] ve bazen de Tanrı kavramını düşünerek yapacağımız çıkarsamanın bize Tanrı’nın varlığını gösterebileceğini savunurlar. Mesela, şayet Tanrı mükemmel bir Varlık ise ve yokluk da (mükemmellikten uzak) bir kusur ise, o halde Tanrı’nın var olması gerekir. [20] Bu iddia, a priori (deneyimsel olmayan) argümanlar kategorisindedir. [21]

Ateizm lehine delil olarak ise, birçok insanın direnç göstermeden ve samimi bir şekilde Tanrı’yı deneyimlemek istediği halde bunu başaramadığına işaret edilebilir ve şayet Tanrı var olsaydı, bu insanların bir kısmının kendisini (yani Tanrı’yı) bulmasını sağlayacağı iddia edilebilir. [22] Kimi filozoflar ise, Tanrı’nın taşıdığı veya sahip olduğu iddia edilen birçok nitelik ve kavramın, kare bir dairenin varlığı gibi kendiyle çelişik olduğunu savunur. Son olarak ise bazıları ateizmin “varsayılan” pozisyon olması gerektiğini iddia etmiştir; yani aksi ispatlanana kadar makul olan pozisyon ateizm olmalıdır. [24] O halde belki de teizmin delilleri yetersiz olduğundan dolayı ateizm doğru pozisyondur.

3. Teist Veya Ateist Olmanın Muhtemel Faydaları

Mevcut delillerin ateizmi mi yoksa teizmi mi desteklediğini bir kenara bırakıp gözlerimizi ateist veya teist olmanın iyi bir fikir olup olmadığına (veya sizin için faydalı olup olmadığına) çevirebiliriz. [25]

Blaise Pascal’a göre ateist olmak çok büyük bir risk almaktır: Şayet Tanrı’ya inanmayı seçmişseniz ve Tanrı varsa, cennete gidersiniz; ancak yanılıyorsanız yani Tanrı yoksa öldüğünüzde hiçbir şey kaybetmiş olmazsınız. Diğer yandan şayet Tanrı’ya inanmamayı seçmişseniz ve gerçekten de bir Tanrı yoksa, öldüğünüzde hiçbir şey kaybetmiş olmazsınız; ama eğer yanılıyorsanız ve bir Tanrı varsa, cehenneme gidebilirsiniz. [26] Eleştirmenler bu argümanın hangi Tanrı’ya inanmanız gerektiğine dair bize hiçbir şey söylemediğine dikkat çekmişlerdir. [27] Yani eğer yanlış dinin tanrısına inanmayı seçerseniz nihayetinde bırakın buradan fayda elde etmeyi yanlış tanrıya inandığınız için cezalandırılabilirsiniz bile!

Diğer yandan teizmin başka türden faydaları olabileceğini de unutmamak gerekir. Örneğin, belki de teistler ateistlere daha mutlu, fiziksel veya zihinsel açıdan daha huzurlu ve daha uzun ömürlüdür denebilir.[28] Benzer şekilde, bazı insanlar açısından ateist bir dünya görüşü anlamsız, saçma veya kasvetli denebilebilecek kadar karamsardır: Şayet hayatta daha büyük bir amaç söz konusu değilse; her gün yataktan kalkıp uyanmanın da bir anlamı yoktur ve insanlar öldüklerinde yok olup gideceklerse nihayetlerinde unutulup gideceklerini de düşünebilirler.

Tüm bunlara karşılık bazı filozoflar, sözünü ettiğimiz bu teistik inançlara sahip olmak bizi mutlu etse dahi yine de doğru ve sağlam inançlara sahip olmanın (ve tabi ki yanlış ve temelsiz inançlardan uzak durmanın) bizatihi kendi başına ayrı bir değeri ve önemi olduğu iddia eder. [29] Ve elbette birçok başka filozof, ateistlerin hayatın anlamlı olduğuna gayet rasyonel ve tutarlı bir zeminde inanabileceklerini savunmuştur; [30] bazıları ise ateistlerin insan yaşamının ölümsüz olabileceklerine dahi inanabileceklerini ileri sürmüştür. [31]

4. Teizm, Ateizm Ve Ahlak

Başka bir argümana göre ise, teistler, bir kişinin niçin ahlaken iyi bir insan olması gerektiğini çok daha iyi açıklayabilir: Çünkü Tanrı insanların iyi olmasını ister ve belki de Tanrı iyi insanları ödüllendirip kötü insanları cezalandırıyordur. Bu açıdan girişte söz ettiğimiz gibi, Tanrı’nın (ahlaki) doğru veya (ahlaki) yanlış hakkında nesnel gerçekleri yaratmış olması asıl yanıt olabilir.

Fakat ateistler ahlakın Tanrı’dan kaynaklandığını veya Tanrı’da temellendiğini pek düşünmezler. Bu açıdan ateistler de ahlaken iyi bir insan olmak ve ahlaki ilkelere uygun davranmak adına herhangi bir gerekçenin bulunup bulunmadığını sorgulayabilir.

Mevcut bulgular, ateistlerin genel anlamda teistlerden ahlaki açıdan daha kötü eylemlerde bulunmadığına işaret etmektedir. [32] Fakat buradaki mesele daha derindir; bulgular böyle olsa bile yine de ateizm bize ahlaken iyi bir insan olmak adına gerekçe sunmamaktadır. [33] Buna yanıt veren bazı filozoflar, teizmin (Tanrı’nın rızasını kazanmak veya Tanrı’nın gazabından kaçınmak gibi) ahlaken iyi bir insan olmak adına ileri sürdüğü gerekçelerin, aslında epey bencilce olduğunu ve bundan ötürü de aslında ortada ahlaki bir gerekçe olmadığını savunmuşlardır. Bunların yanı sıra felsefeciler, ahlakın; mutluluk ve ızdırap, fayda ve zarar, saygınlık, tutarlılık, rıza gösterme veya onaylama, ahlaki erdem gibi kavram ve gerçeklere bağlı olduğunu ve bunların hepsinin Tanrı’nın varlığından bağımsız olduğuna işaret etmişlerdir [34]

5. Sonuç

Kimi ateistler ile teistler, Tanrı’nın varlığına dair inançlarının doğru olup olmadığı meselesini pek önemsemezler. Buna rağmen Tanrı’nın varlığı meselesinin gündelik yaşamımız ve belki de ahiret hayatımız için oldukça belirleyici ve geniş kapsamlı sonuçları olabilir. İşte tam da bundan ötürü, Tanrı inancı lehine ve aleyhine olan gerekçelere titiz bir şekilde yaklaşmak mühimdir.

Notlar

  • [1] Bu tanım, Aziz Anselm’in (1077-1078) Tanrı’yı, kendisinden daha yücesi (veya mükemmeli) düşünülemeyen Varlık olarak görmesinden kaynaklanmaktadır (Williams, 2021, § 3). Ondan sonra gelen birçok Hıristiyan filozof da büyük ölçüde Anselm’in çizgisini takip etmiştir; bu açıdan Anselm’in Tanrı tanımı ve konsepti, günümüz din felsefesinde oldukça önemli ve yaygındır (Hoffman ve Rosenkrantz, 2002; Almeida, 2013; Nagasawa, 2017). Tanrı’nın sıfatları meselesi için Bailie Peterson’ın Tanrı’nın Sıfatları yazısına bakınız.
  • [2] Bu, çağdaş felsefedeki en çok kabul gören tanımdır (ilgili tanımın daha ayrıntılı bir izahı için bkz. Nathan Nobis, Atheism: Believing God Does Not Exist); fakat ancak “ateizm” kavramı, yaygın ve baskın dini inançları reddetme anlamında veya imanlı, dindar olmama anlamında da kullanılmıştır. Tanımlar için bkz. Draper (2021, § 1)’e bkz. Bununla birlikte, ateistleri Tanrı’nın varlığına inanmayan kişiler olarak gören alternatif tanımlar da mevcuttur (McCormick n.d.; Flew 1972). Ama bu tanımlama, Tanrı’nın varlığı meselesine yönelik bir tür ilgisiz olma veya kayıtsız olma pozisyonun da olduğu gibi, non-teist yani teizm-dışı olarak da tanımlanabilir (bu meseleye dair daha fazla bilgi için bkz. Bullivant & Lee 2016). Tüm bunların yanı sıra unutmamak gerekir ki, “agnostikler” bu soruya dair yargılarını askıya alırlar (Agnostisizm için Sylwia Wilczewska’nın Tanrı’nın Varlığına Yönelik Agnostik Yaklaşım yazısına bakınız ve bir dine dair “şüpheci” olanlar da bazı dinlerin temel iddialarına kabul edilebilir haklı bir temelde inanmayı makul görmezler. “Deistler” ise bazen bu görüşler arasında bir alternatif olarak anlaşılır; deistlere göre tek tanrılı dinlerin geleneksel tanrısal sıfat ve özelliklerine sahip olmayan yaratıcı bir Varlık’a inanırlar.
  • [3] Önceki notu okuyunuz.
  • [4] Epikür (MÖ 341-271) (bkz. O’Keefe: § 3.e), Platon (MÖ 428-348), Aristoteles (MÖ 384-322) ve Stoacılar (bkz. örneğin Baltzly 2021: § 3) din ile teolojiye dair yazılar kaleme almışlardır. Mesele ateizm-teizm tartışması ise, bu konuya dair Antik felsefede dikkate alınması gereken belki en mühim eserler Platon’un Euthyphro’su ve Aristoteles’in Fizik (VIII, 4-6) ve Metafizik (XII, 1-6) adlı eserleridir.
  • [5] Spade (2021: § 7), din felsefesinin Ortaçağ döneminde icat edilmiş olabileceğini öne sürer. Sözünü ettiğimiz bu dönemde din felsefesindeki en etkili Hristiyan figürler arasında Aziz Augustine, Aziz Anselm, Aziz Thomas Aquinas ve John Duns Scotus örnek verilebilir (Spade 2021). Ortaçağ filozofları arasındaki en etkili Yahudi isim olarak Maimonides’e işaret edilebilir (bkz. Seeskin 2021). Aynı dönemdeki en önemli iki Müslüman sima ise Gazali (bkz. Griffel 2021) ve İbn Rüşd’dür(diğer adıyla “Averroes”) (bkz. Ben Ahmed ve Pasnau 2021).
  • [6] “Modern” dediğimiz dönemin genellikle yazdığı eserler bağlamında, Thomas Hobbes ve René Descartes’tan Immanuel Kant’a kadar olan süreci kapsadığı kabul edilir (Skirry; Rohlf 2021; Aries ve Watkins 2019).
  • [7] Tanrı’nın doğası ve delillerin doğasına yönelik görüşlerinde farklılıklar söz konusu olsa da Descartes (Nolan 2021; Hatfield 2021: bölüm 3.2), Spinoza (Nadler 2021: bölüm 2.1), Leibniz (Look 2021: bölüm 7.1; Murray ve Greenberg 2021), Locke (kitap IV), Berkeley ve Kant, Tanrı’nın varlığını savunmak için argümanlar ileri sürmüşlerdir. Marc Bobro’nun Descartes’ Meditations 1-3 yazısına bakınız.
  • [8] David Hume (bkz. Morris ve Brown 2021: bölüm 8), kozmolojik veya tasarım argümanları gibi doğadan yola çıkarak Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya çalışan “doğal din”e epey şüpheyle yaklaşıyordu. Thomas Metcalf’ın Tanrı’nın Varlığına Dair Kozmolojik Argümanlar ve Tanrı’nın Varlığına Dair Tasarım Argümanları yazılarına bakınız.
  • [9] Ateizm söz konusu olduğunda en meşhur isim Epikür’dür; bkz. O’Keefe (tarih belirtilmemiş), § 3.e.
  • [10] Teizme karşı yöneltilmiş en mühim argümanlar için Russell (1927), Irvine (2021: bölüm 6), Mackie (1955), Flew (1972) ve Rowe (1979)’a bakınız.
  • [11] Bkz. Bourget ve Chalmers (2014: 476). Çağdaş dönemde, en çok alıntılanan ateizm savunucuları veya teizme yönelik şüpheciler arasında en çok ismi zikredilenler arasında Paul Draper, Michael Martin, Wes Morriston, Kai Nielsen, Graham Oppy, William Rowe, Quentin Smith ve Michael Tooley sayılabilir. Teizm savunusu söz konusu olduğundan en çok atıf yapılan arasında William Alston, William Lane Craig, Daniel Howard-Snyder, Alvin Plantinga, Eleanore Stump, Richard Swinburne ve Peter van Inwagen sayılabilir. Bu isimlerin çalışmalarına erişmek için örneğin PhilPapers (tarih belirtilmemiş) sitesine bakabilir ve bu yazıdaki diğer kaynakçalara bakabilirsiniz.
  • [12] Bkz. Thomas Metcalf – Tanrı’nın Varlığına Dair Kozmolojik Argümanlar.
  • [13] Thomas Metcalf’ın Tanrı’nın Varlığına Dair Tasarım Argümanları ve Tanrı’nın Varlığına Dair “İnce Ayar” Argümanı adlı yazılarına bakınız. Bunlara benzer bir diğer argüman Nomolojik Argüman’dır. Bu argümana göre, doğa yasalarının veya düzenliliklerin varlığı, Tanrı’nın varlığına yönelik kanıttır. (Hildebrand ve Metcalf 2021).
  • [14] Bazen bir şeyin olmamasını (veya olumsuzlamasını) kanıtlamanın imkansız olduğu söylenir (bkz. Hales (2005)), fakat üzerine biraz düşününce bunun yanlış olduğu görülebilir. Bir hipotez p’nin doğru olmasını gerektiriyorsa fakat diğer yandan p’nin doğru olmadığını gözlemliyorsak, o halde bu hipotezi çürütmüşüz demektir. Örneğin, şu anda içinde bulunduğunuz odada 500 filin var olmadığını kanıtlamak mümkün. Söz konusu Tanrı’nın var olmadığını kanıtlama olduğunda örneğin Thomas Metcalf’ın Kötülük Problemi adlı yazısına bakabilirsiniz.
  • [15] Bu meseleye dair bir özet için Tomás Bogardus’un Mucizelere İnanabilir miyiz? adlı çalışmasına bakınız.
  • [16] Tarihsel Argüman’ı araştırmak için bkz. Swinburne (2004, 273) ve peygamberlik için bkz. McShane (2015).
  • [17] Genel bir değerlendirme için bkz. örneğin Webb (2021). Genel olarak, Hume (2007 [1779])’yi takip ederek (doğadan yola çıkarak Tanrı’nın varlığını savunan) “doğal teoloji” ile “vahiy teolojisi”nden (mesela İncil veya dini mucizelere başvurma gibi, Tanrı’nın kendini insanlığa belli etmesine dayalı olarak Tanrı’nın varlığını savunma) birbirinden ayırt edebiliriz. Dini veya mistik deneyimlere dair daha fazla bilgi için Matthew Sanderson’ın Philosophy of Mysticism: Do Mystical Experiences Justify Religious Beliefs?; William James on Mystical Experience; Richard Swinburne on Religious Experience; Rudolf Otto on “Numinous” Religious Experience; and Jean-Luc Marion on “Saturated Phenomena”: What Are Mind-blowing Experiences? adlı yazılarına bakınız.
  • [18] Kimi yazarlar, aksine işaret edecek herhangi gerekçe ile karşılaşmadıkça var olan sezgilerimize güvenmemizin doğru olduğunu savunmuştur (Huemer 2001, bölüm 5). Bu kavrayışın teizme uygulanışına yönelik örnek için bkz. Swinburne (2004, bölüm 13).
  • [19] Genel bir değerlendirme için Evans (2021) bakınız. Böylesi metaetik meselelere dair daha fazla bilgi için Spencer Case’in Çünkü Tanrı Öyle Söylüyor: İlahi Buyruk Teorisi Üzerine adlı yazısı, Evans (2021, bölüm 3) ve Thomas Metcalf’ın Ahlaki Realizm adlı yazısına bakınız.
  • [20] Benzer argümanlara giriş için Andrew Chapman’ın Tanrı’nın Varlığı’na Dair Ontolojik Argüman ve Thomas Metcalf’ın Tanrı’nın Varlığına Dair Modal Ontolojik Argümanlar adlı yazılarına bakınız.
  • [21] Bazı filozoflar, teistler Tanrı’nın varlığına yönelik açık ve net bir argümana sahip olmasalar da Tanrı’nın varlığını bilebileceklerini savunmuşlardır. Daha ayrıntılı bilgi için Jamie B. Turner’ın “Uygun Temel”de Tanrı İnancı: Argüman Olmaksızın Tanrı’ya İnanmak adlı eserine bakınız.
  • [22] Bu argümana dair bir giriş yazısı için David Bayless’ın İlahi Gizlilik yazısına bakınız.
  • [23] Bailie Peterson’ın Tanrı’nın Sıfatları yazısına bakınız. İlahi sıfatlar, teizm için belirleyici önemde olan ilahi önbilgi ve özgür irade gibi başka meselelerle çelişebilir. Özellikle iki konuya dair Hunt ve Zagzebski’nin (2021) çalışmasına bakınız.
  • [24] Flew (1972) ve Gutting (2013) bu yaklaşımı tartışmaktadır. Ayrıca bkz. Draper (2021, bölüm 6.2) ve McCormick (tarih belirtilmemiş, bölüm 3.c).
  • [25] Tanrı’ya inanmak için başvurulan pragmatik argümanların genel bir özeti için bkz. Jordan 2021.
  • [26] Liz Jackson’ın Pascal’ın Kumarı: Tanrı’ya İnanç İçin Pragmatik Bir Argüman adlı çalışmasına bakınız. Ateist ve inançsız olmanın cezalandırılacağı varsayımıyla ilgili olarak Hájek 2021’e ve A. G. Holdier’in Cehennem ve Evrenselcilik adlı yazısına bakınız.
  • [27] Hájek 2021, bölüm 5.1 bu problemi özetlemektedir.
  • [28] Bu görüşe dair tartışmalar için bkz. örneğin Mueller ve diğerleri (2001) ve Koenig (2012).
  • [29] Daha fazlası için Spencer Case’in Yeterli Kanıt Olmaksızın İnanmak Yanlış mı? W.K. Clifford’un “İnanç Etiği” adlı yazısına bakınız.
  • [30] Giriş niteliğinde bir içerik için Matthew Pianalto’nun Hayatın Anlamı: Yaşamınıza Anlam Katan Şey Nedir? adlı yazısına bakınız.
  • [31] Huemer (2021), bu meselede insanların ölümsüz olduğu gibisinden bir örnek sunmaktadır.
  • 32] Sharif (2015), dini inanç ile ahlaki eylemler arasındaki potansiyel ilişkilere dair yapılan araştırmalara genel bir bakış atmaktadır.
  • [33] Ahlaki motivasyona dair genel bir özet için bkz. Rosati (2021).
  • [34] Nesnel ahlaki gerçeklerin varlığının Tanrı’nın varlığına bağlı olup olmadığına dair genel fikir için Spencer Case’in Çünkü Tanrı Öyle Söylüyor: İlahi Buyruk Teorisi Üzerine adlı çalışmasına, Heathwood (2012)’a ve Thomas Metcalf’ın Ahlaki Realizm çalışmasına bakınız. Bu türden spesifik ahlaki teorilere dair daha ayrıntılı bilgi için, Etik kategorisi altındaki maddelere bakınız.

Referanslar


İlgili Diğer Yazılar


Tom Metcalf – “Theism and Atheism: Reasons for Belief and Disbelief“, (Erişim Tarihi: 08.10.2025)

Çevirmen: Taner Beyter

Taner Beyter

Taner Beyter

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Farklı sivil toplum kuruluşlarında eğitmenlik yaptı. Etik, epistemoloji, din felsefesi ve metafelsefe ile ilgilenmektedir. Öğretmenlik mesleğine ve yayınevlerindeki editörlük faaliyetlerine devam etmektedir.   

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Önceki Yazı

Güncel Analitik Felsefe Ve Metafizik – Doç. Dr. Egemen S. Kuşcu & Maşuk Şimşek

Sonraki Yazı

Kozmolojik Argümanları Çürütmenin Basit Bir Yolu – Horia George Plugaru

Bu Yazıları Kaçırmayın

Açıklama Boşluğu Neden Nörobilimin Çözülemeyen Problemi Olarak Ele Alınmaktadır? – Magnus Wijkander

Öznel deneyimin mahrem dünyası -yani, hisleriniz,…

Altı Saniyelik Sarılma – Julian Baggini

On yıllardır Metro-Goldwyn-Mayer Stüdyoları’nın filmleri, çelenkle…