“Düşünüyorum Öyleyse Erkeğim”: Felsefenin Kadın Problemi – Helen Beebee

/
307 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

İngiltere’deki tüm felsefe lisans öğrencilerinin yarısından biraz daha azı kadın olsa dahi, kadınlar doktorasını bitirenlerin üçte birinden azını ve daimi akademik personelin dörtte birinden azını teşkil ediyor. Peki bütün kadınlar nereye gitti ve daha da önemlisi niçin böylesi bir durum söz konusu?

Bu soruların ciddi bir araştırmaya girişmeksizin cevaplanması zor; ki henüz elimizde böylesi bir araştırma verisi de yok, çünkü çok yakın zamana değin kadın filozofların belirgin noksanlığı (veya azlığı) daha fazla araştırmaya değer görülmesi bir yana, filozoflar arasında sıradan bir tartışma konusu bile değildi. Benim hipotezim ise şu: Toplumsal cinsiyet klişeleri bu durumda ciddi bir etki sahibidir.

Birkaç yıl evvel, lisans birinci sınıf mantık dersim için bilimsel olmayan bir psikoloji testi yaptım. Teste tabi tuttuğum öğrencilerden “ideal” mantık öğrencisini hayal etmelerini ve bu hayali biraz ayrıntılı olarak resmettikten sonra, bir isim vermelerini istedim. Sınıfın %90’ından fazlası hayal ettikleri bu ideal mantık öğrencisine bir erkek ismi verdi. Dikkat edin: Öğrenciler bir haftadan daha az bir süredir üniversitedeydiler, henüz mantık çalışmaya başlamamışlardı ve öğrencilerin görünüşe bakılırsa yaklaşık yarısının kız olduğu bir mantık sınıfında bulunuyorlardı.

Peki ya, öğrenciler üç yıllık lisans eğitimlerini tamamladıklarında ne olur? Bu süreç boyunca inceledikleri tarihsel simaların çoğu, hatta muhtemelen hepsi, erkek (Plato, Aristoteles, Descartes, Hume, Kant) ve okudukları çağdaş metinlerin çoğu da erkekler tarafından kaleme alınmış olacaktır.

Şimdi, bu felsefi tartışmaya biraz kavgacı bir yaklaşım ilave edelim; belki de bu lisansüstü öğrenciler için muhtemel olsa da lisans öğrencilerinin özellikle maruz kaldığı bir şey değildir. Neyse ki burada Westminster maço duruşlarından söz etmiyoruz; Tecrübelerime göre hiç kimse biz bir felsefe seminerinde konuşma yaparken alay etmedi veya William Hague’in yakın zamanda yaptığı gibi sesli bir şekilde “Aptal kadın” diye mırıldanmadı.

Fakat ortalama bir felsefe seminerindeki ortalama bir Soru-Cevap bölümüne bakmanın, gerçeği ortaya çıkarmak için ciddi ve tarafsız bir girişim olduğunu varsaymak makul olmazdı. Birine, onunla aynı fikirde olmadığınızı söyleyebilir veya bariz bir hata yaptığını söylemeksizin aptal olduğunu ima eden bir ses tonuyla görüşlerini belirli bir eleştiriye karşı nasıl savunabileceklerini sorabilirsiniz.

Bana öyle geliyor ki tüm bunlar, felsefenin erkeklik ile var olan klişe ilişkisine katkıda bulunuyor. Ve işin içine bir cinsiyet stereotiplerini de koyduğumuzda, doğrulanmış bazı psikolojik fenomenlerin sahasına girmiş oluruz; örtük eğilim veya bilinçsiz ön yargı (kadınlar erkekler ile aynı düzeyde başarı elde etmek için daha fazlasını başarmalıdır) ve stereotip tehdidi: olumsuz bir stereotipi tetikler ve performansınız düşer. Bir çalışmaya göre, yakın zamanda bir oyuncak bebek resmi çizmiş olan yedi yaşındaki kız çocukları, az önce bir manzara resmi çizmiş olanlara nazaran bir matematik testinde daha kötü performans göstermiştir.

Daha genel açıdan bu, kadınların kendilerini evlerinde hissedemeyecekleri bir ortam oluşturuyor: Yani olmamaları gereken türden bir yerde. Diyelim ki genellikle yerlilerin takıldığı yanlış bir bara girdiniz, ki bunun olması muhtemeldir, bu durumda herkes dönüp size belki düşmanca olmayan fakat kesinlikle buraya ait olmadığınızı belli eden bir şekilde bakardı. Böylesi bir durumda durumu zorlayabilir veya arkanızı dönüp başka bir bara gidebilirsiniz. Başka bir bara gitmek kesinlikle çok daha kolay olurdu ve genellikle daha keyifli bir takılma/içme deneyimiyle sonuçlanırdı. Bana sorarsanız kadınların felsefe yaptığı şey de tam olarak bu: Dönüp başka bir bara gitmek.

Pek bu niçin önemli? Benim şahsi görüşüm; ister erkeklerin ister kadınların lehine olsun, toplumsal cinsiyet stereotiplerinin genellikle zararlı olduğudur. Fakat bunun önemli olmasının bir başka sebebi de, potansiyel olarak muhteşem olan birçok felsefe öğretmeni ve araştırmacının söz konusu bu potansiyeli fark edememiş olmasıdır. Bu, hem onlar hem de meslekleri için berbat bir durum.

Neyse ki durum iyiye doğru gidiyor. Felsefede kadınların çok az yer alıyor oluşu artık yalnızca sık sık yapılan gündelik sohbetlerin değil; popüler medyanın da ilgisini çekiyor. Ulusal kuruluşlar harekete geçiyor: Artık, benim de eşbaşkanlığını yürüttüğüm, British Philosophical Association ve Society for Women in Philosophy (Birleşik Krallık)’nin felsefede kadınların yeri için kurduğu ortak bir komitesi mevcut. Gendered Conference Campaign gibi uluslararası kampanyalar var. Ayrıca üniversite bölümleri, entelektüel topluluklar, dergi editörleri ve bireysel olarak akademisyenler kadınların temsilini daha ileriye taşımak için neler yapabileceklerini düşünüyorlar. Kadınların felsefedeki geleceği, geçmişe göre daha parlak olacak gibi görünüyor.


Helen Beebee– “I think therefore I am a man’: philosophy’s woman problem“, (Erişim Tarihi: 22.06.2021)


Çevirmen Notu:

Birkaç kez niçin kadın felsefecileri canlı yayın etkinliklerimize davet etmediğimize yönelik eleştiriler yapılmıştı. Elbette bilinçli bir şekilde kadın felsefecileri görmezden gelmiyoruz; kadın felsefecilerle de etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Diğer yandan dergi ekibimizin nedeyse yarısı kadınlardan ve LGBTİ+ bireylerden oluşmaktadır. Davet etmek bir yana, bizzat Öncül olarak kadınların ve LGBTİ+ bireylerin çeviri ve emekleri ile felsefeye dair içerik üretimimize devam ediyoruz.

Fakat şahsım adına bu eleştirilerden sonra okumuş olduğunuz bu yazı gibi “kadın felsefeciler” ile ilgili daha çok içerik üretmeye başladım. Öyle görülüyor ki felsefede erkek çoğunluğu olduğu herkesin malumu. Felsefede “beyaz erkek” çoğunluğa olduğuna dair tartışmalar da dahil olmak üzere, felsefenin akademik krizi ile ilgili yazılar da yakın zamanda sitemizde yayında olacaktır.

Geçmişte yaşamış veya şuan yaşamakta olan epey büyük kadın filozofların olduğu aşikar, fakat ülkemiz adına konuşursak bu türden konular hiç tartışılmıyor da değil. Merak edenler Kadın Felsefeciler Kongresi gibi buluşmaları yakından takip edebilir.

Diğer yandan feminist sosyal epistemologlar ve feminist bilim felsefecileri de bu türden konu başlıklarıyla bir zamandır yoğun olarak ilgileniyor. İlgililer için, konuyla alakalı hazırladığımız içeriklerin bir izleği aşağıda yer almaktadır. İyi okumalar.

  1. Feminist Epistemoloji: Bir Şeyi Bilip Bilemeyeceğimiz, Cinsiyet ile Sınırlandırılmış Olabilir mi? – Taner Beyter
  2. Feminist Epistemoloji – Marianne Janack (Internet Encyclopedia of Philosophy)
  3. Liberal Feminizm – Amy R. Baehr (Stanford Encyclopedia of Philosophy)
  4. Sosyal Epistemoloji – Cailin O’Connor & Alvin Goldman (Stanford Encyclopedia of Philosophy)
  5. Kadınların Özgürlüğünü Geri Verin! – Livia Gershon
  6. Bilge Kadınlar: Antik Dönemin Tanımanız Gereken 6 Kadın Filozofu – Dawn LaValle Norman
  7. Kadın Bir Filozof 17. yüzyıldaki Kadın Düşmanlığına Meydan Okuyor – Allauren Samantha Forbes
  8. Misojini Batılı Kadınları Geri Planda Durmaya Mı Zorluyor? – Maria Kouloglou
  9. Kadın Bir Halk Elçisi: Ivy Litvinov’un Unutulmuş Diplomasisi – Brigid O’Keeffe
  10. Sovyet Kadın Hakları Mücadelesini Destekleyen 10 Poster – Alexey Timofeychev
  11. Savaşa Kadın Bakışı: 2. Dünya Savaşı Boyunca Sovyet Kadınları Tarafından Çekilen 10 Fotoğraf – Ksenıa Zubacheva
  12. Sovyet Rusya’da Özgürlük Arayan Amerikalı Ev Kadınları – Julia Mickenberg
  13. Rus Feministler Yalnızca Hakları İçin Değil Doğru Kelimeler İçin De Mücadele Ediyor – Benjamin Davis
  14. Tarihteki Ahlaki Yönden Kusurlu Filozoflara ve Felsefelere Yaklaşımlar – Victor Fabian Abundez-Guerra & Nathan Nobis
  15. Bir Sürü Feminizm
  16. Testosteron Genellikle, Bazen De Gereğinden Fazla Yanlış Anlaşılıyor – Matthew Gutmann
  17. Osmanlı Erotik Sanatı Bize Cinsel Çoğulculuk Hakkında Ne Söylüyor? – İrvin Cemil Schick
  18. Kimlik Tartışmalarında Kripke’nin Önemi – Stephan Law

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, epistemoloji, din felsefesi, metafelsefe ve siyaset felsefesi ile ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Spiritüel Bilim: Bilince Yönelik Yeni Bir Yaklaşım Kendimizi Anlamamıza Nasıl Yardımcı Olabilir - Steve Taylor

Sonraki Gönderi

Benim Sözcüklerimin Bir Anlamı Var Senin Papağanının Sözcüklerinin İse Yok: İşte Wittgenstein’ın Açıklaması - Stephen Law

En Güncel Haberler Analitik Felsefe