Medyanın Sorumlulukları: Gazeteciler Gerçeği Yayınlamakla Mükellef mi? – Daniella Meehan

//
142 Okunma
Okunma süresi: 7 Dakika

2016’da bir Daily Mail gazetecisi, David Cameron’ın mahrem yerlerini ölü bir domuzun (diğer adıyla “Piggate”) ağzına yerleştirmesi ile ilgili skandal bir hikayeye imza attı; bu şok ediciyi sansasyonalist iddia için ise herhangi bir kanıtı olmadığını itiraf etmişti. Bu zamana dek söz konusu hikaye onlarca gazete tarafından da duyurulmuş ve sosyal medya aracılığıyla milyonlarca kişi tarafından paylaşılmıştı. Gazeteci savunmasında, “Biz sadece kaynağın bize verdiği açıklamayı bildirdik … Bu açıklamanın doğru olduğuna inanıp inanmadığımızı söylemedik.” ve “Haberin inandırıcı olup olmadığına karar vermek diğer insanlara kalmıştır” iddiasında bulundu. (Oakeshott in Viner, 2016).

Guardian Genel Yayın Yönetmeni Katherine Viner bu hikayeye dikkat çekerek, mesnetsiz ve saçma iddiaların medya tarafından ilk kez yayımlanması olmadığına ifade ediyor. Bu örnek, gazetecilerin bir tür epistemik kapı denetçiliği (yani bilgi akışı düzenleyicisi) işlevini yerine getirmekten sorumlu olup olmadıkları sorusunu gündeme getiriyor. Yani gazeteciler, bir haberin doğruluğunu teyit etmek için bir kanıta sahip olmadıklarında bu haberi yayınlanmaktan kaçınmalılar mı yoksa bir haberin gerçek olup olmadığına dair epistemik emeğin yükü tamamen haberin tüketici ve okuyucuya mı düşmelidir?

Medya karar vericileri ile onların paydaşları bu mühim ve acil sorunu ele almaya yardımcı olması için, epistemik emeğin gazeteciler ve medya tüketicileri arasında nasıl dağıtılması gerektiğini daha iyi anlamak adına tanıklık epistemolojisinden faydalı olacak bir şekilde yararlanabilirler [1].

O halde ortaya çıkan soru, gazetecilerin gerçeği yayınlama sorumluluğunun olup olmadığı veya gerçeğe karşı tarafsız olmaları gerekip gerekmediğidir; ki bu da okuyucuya yönelik ilave bir sorumluluk düzeyi ve epistemik emek [2] anlamına gelir. Medya işlerinde tarafsız olma uygulamasına bazen, okuyucuların bir haber hakkında kendi kararını vermesine izin verme, dürüstlüğü ve tarafsızlığı teşvik etme uygulamaları yerine getirildiğinde gerçeği sunma anlamına gelen “prosedürel nesnellik” denir. Ancak bu tarafsızlık biçimi ile Daily Mail gazetecisinin önerdiği tür ve tarafsızlık biçimi arasında fark; “gazeteci tarafsızlığının” gerçeğin veya doğruların yayınlanmasını hala teşvik ettiği, ama bizzat gazetecinin söz konusu gerçekler hakkındaki görüşünde objektif kalması gerektiğidir. Bununla birlikte bizim asıl ilgilendiğimiz şey, gazetecilerin gerçekleri yayınlamakla mı sorumlu oldukları yoksa gerçeği yalandan ayırma sorumluluğunun aslında okuyucuya mı ait olduğudur? [3] Bu sorunun kendisini gösterebileceği bir örnek, son zamanlarda Kim Jong Un’un ölüm iddiasıyla ilgili sosyal medyada dolaşan söylentiler ile ilgilidir. Kuzey Kore’nin aşırı derecede bastırılıp kısıtlanan medyası nedeniyle muhabirler, bu iddianın doğru olup olmadığını teyit edip bildiremiyorlar, bazı raporlar yakın zamanda onun halka açık bir etkinlikte göründüğünü iddia ediyor [4]. Gazeteciler onun ölümünü ‘tarafsız’ olarak bildireceklerdi; ama o ölmüş olabilir de olmayabilir de, her iki tarafın elinde birbiriyle çelişkili kanıtlar mevcut. O halde, bu habere inanma sorumluluğunu almak, tüketiciye aittir.

Bahsettiğimiz gibi, epistemik sorumluluk üzerine var olan literatür, özellikle de tanıklığın sorumluluğu, bu tartışmalı durumu daha belirgin bir hale getirmeye yardımcı olabilir, ve muhtemelen gazeteciliğin tarafsız olması gerektiği yaklaşımını niçin reddetmek isteyebileceğimizi gösterebilir.

Tanıklık epistemolojisinde; tanıklık eden kişi ile dinleyen kişi arasında, gazeteci, tanıklık eden kişi ve medyanın tüketicisi olan kişi arasındaki ilişkiye benzetilebilecek bir dinamik mevcuttur. Bahsettiğimiz bu ayrıma dair bugüne dek, bilgi açısından hem tanıklığın hem de dinleyicinin oynadığı rol ile tanıklık yoluyla edinilen inançların en iyi şekilde nasıl değerlendirileceği gibi çeşitli tartışmalar yapılmıştır (Coady 1992, Lackey 2008, Goldberg 2010). Burada özellikle, uzman/bilirkişi bir tanık ile aksi yönde bir şey işitmeyen biri olduğunda tanıklık eden kişi ile işiten kişinin taşıdığı çeşitli sorumlulukları değerlendirmek için tanıklığın oynadığı role odaklanabiliriz.

İlk olarak, bir uzman olarak gazetecinin tüketici ile -uzman olmayan biri ile- kıyaslandığında, okuyucuyu konu hakkında uzman olarak bilgilendirme konusunda daha büyük sorumlulukları olduğunu iddia edebiliriz. Örneğin, uzman bir tanık olarak hastalarına, sahip olduklarına inandıkları bir tıbbi durum hakkında bilgi veren bir Doktoru ele alalım. Doktorun, hastanın mevcut inancının (yani sahip olduklarına inandıkları tıbbi durumun) sorumluluğunu üstlenmek ve tanının doğru olup olmadığını anlamak için herhangi bir epistemik çalışma yapmak zorunda kalmanın aksine, hastayı teşhis etme ve bu teşhisi bildirme sorumluluğu olduğunu söylemek doğru görünüyor. Bir tıp uzmanı olarak Doktor kendi pozisyonundan dolayı, bilgiyi aktarma konusunda daha büyük sorumluluklara sahiptir. Bunu gazeteciler ve tüketiciler arasındaki tartışmaya benzetecek olursak; gazetecilerin bir uzman olarak, okuyucunun kendi başına epistemik emek vermesindense ona gerçeği bildirmek yönünde daha büyük bir sorumluluğa vardır.

İkinci olarak, bir uzman ile uzman olmayan arasındaki ilişki, uzman olmayan kişinin bilgisi bir anlamda uzman olan kişiye epistemik olarak bağımlı olduğu bir durum yaratır. Doktor örneğine dönecek olursak, tıbbi bilgisi çok az olan veya hiç olmayan bir hasta, durumu teşhis etme konusunda, bilgiye erişim için başka yollar da uzman gelmiyor ve kısıtlıysa, onu bilgilendirmesi için Doktor’a güvenir. Benzer bir şekilde bu durum, uzman olarak gazeteciler için de geçerlidir. Tüketicinin aradığı bilgiye erişmek için çok az yolu vardır veya hiçbir yolu yoktur. Tüketiciye gerçeği ulaştırmak ve onları bilgilendirmek için bir uzman olarak gazeteci, çok daha iyi bir konumdadır ve doğruya erişim konusunda daha az ayrıcalıklı bir konumda olan tüketici, gazetecinin bilgisine bağımlıdır. Bu senaryolarda yer alan uzmanlara epistemik bağımlılık, gazetecilerin tüketicilerden daha fazla bilgilendirme sorumluluğu olduğunu göstermektedir.

Özet olarak, tanıklar ve dinleyiciler arasındaki ilişkiyi inceleyerek gazetecilerin, bu alandaki uzmanlar olarak gerçeği yayınlama konusunda daha büyük bir sorumlulukları olduğu, yani bilgiyi ne zaman yayınlayacaklarını bildirmeye dair büyük bir sorumlulukları olduğu iddia edilebilir. Buna ek olarak, medya tüketicileri bir anlamda inançları için epistemik olarak gazetecilere bağımlı olduklarından dolayı, gazetecilerin bilgiyi taşıma ve iletme konusunda daha büyük sorumlulukları vardır. Bunun gazeteciliğe nasıl yansıtılabileceğini ve epistemik olarak gazetecilerin doğruyu yayınlama konusunda tüketicilerin kendi mevcut bilgilerinin sorumluluğunu almasından nasıl da daha büyük bir sorumluluğa sahip olduğunu gösterdim.


Referanslar

  • Coady, C. A. J. 1992. Testimony: A Philosophical Study. Oxford: Clarendon Press
  • Goldberg, S. 2010. Relying on Others: An Essay in Epistemology. New York: Oxford University Press
  • Goldberg, S. 2005. ‘Testimonial Knowledge Through Unsafe Testimony’. Analysis, 65, pp. 302-311.
  • Goldberg, S. 2001. ‘Testimonially Based Knowledge From False Testimony’. The Philosophical Quarterly, 51, pp. 512-526.
  • Graham, P. J., 2000. ‘The Reliability of Testimony’, Philosophy and Phenomenological Research, 61, pp. 695-709.
  • Lackey, J. 2008. Learning from Words – Testimony as a Source of Knowledge. New York: Oxford University Press.
  • Madden, M. 2020. ‘Kim Jong-un and the brutal North Korea rumour mill’. BBC News [online] <https://www.bbc.co.uk/news/world-asia-52511812> [Accessed 3rd May 2020].
  • Simion, M. 2017. ‘Epistemic Norms and ‘He Said/She Said’ Reporting’. Episteme, 14(4), pp. 413-422.
  • Viner, K. 2016. ‘How technology disrupted the truth’. The Guardian [online] <https://www.theguardian.com/media/2016/jul/12/how-technology-disrupted-the-truth> [Accessed 2nd April 2020].

Daniella Meehan– “Responsibilities of the Media: Are Journalists Responsible for Publishing the Truth?“, (Erişim Tarihi:02.01.2021)

Çevirmen: Taner Beyter

Epistemoloji Hakkındaki Diğer İçeriklerimiz

  1. Epistemoloji, ya da Bilgi Kuramı – Thomas Metcalf
  2. Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir? – Edmund L. Gettier
  3. Epistemoloji (Bilgi Felsefesi): Neyi, Ne Kadar, Nasıl Bilebiliriz? – Taner Beyter & Alican Başdemir
  4. Gettier Problemi ve Bilginin Tanımı – Andrew Chapman
  5. Türkçede Çağdaş Epistemoloji Kitapları – Taner Beyter
  6. Türkçe Çağdaş Epistemoloji Sözlüğü – Taner Beyter & Zeynep Vuslat Yekdaneh
  7. Bilgi İlkeldir – David Papineau
  8. Kripke’ye Göre A Posteriori Zorunlu Bilgi Nasıl Olanaklıdır? – Zeynep Vuslat Yekdaneh
  9. Feminist Epistemoloji: Bir Şeyi Bilip Bilemeyeceğimiz, Cinsiyet ile Sınırlandırılmış Olabilir mi? – Taner Beyter
  10. Feminist Epistemoloji – Marianne Janack (Internet Encyclopedia of Philosophy)
  11. Kavanozdaki Beyinler (BIV) Argümanı: Hepimiz Kavanozdaki Beyinler Olabilir miyiz? – Taner Beyter
  12. Epistemik Gerekçelendirmeye Yönelik İki Çözüm ve Mehdiyev’in Önerisi – Taner Beyter
  13. Gettier Problemi’ne Giriş: Gerekçelendirme Sorunu – Taner Beyter
  14. Erdem Epistemolojisi: Bilgiye Erdem ile Ulaşmak- Taner Beyter
  15. Erdem Epistemolojisi “Bilgiye Erdem Yoluyla Ulaşmak Mümkün mü?” – Taner Beyter
  16. Natüralizm ve Doğallaştırılmış Epistemoloji – Taner Beyter
  17. Reformcu Epistemoloji ve Tanrı İnancı – Taner Beyter
  18. Reformcu Epistemoloji ve Temel İnançlar – Taner Beyter
  19. Epistemoloji ve Gerekçelendirme Sorunu – Taner Beyter
  20. Bilgi ve Doğruluk – Fatih S.M.Öztürk
  21. Quine, Doğallaştırılmış Epistemoloji ve Epistemolojinin Normatif Yönü – Fatih S.M.Öztürk
  22. Carnap, Quine ve Metafizik – Fatih S.M.Öztürk
  23. G.E. Moore’un Elleri Karşısında Radikal Şüphecilik – Jonathan Birch
  24. Dış Dünyanın Varlığı Hakkında Şüphecilik – Andrew Chapman
  25. Şüphecilik, Yanılabilircilik, Anti-şüphecilik – Alex Malpass
  26. Bilgi Felsefesinde Mutlak Septik Düşünce – Mehmet Mirioğlu
  27. Güvenilircilik Gettier Problemine Çözüm Bulabilmiş midir? – Zeynep Vuslat Yekdaneh
  28. Nozick’in “Doğruluk Takibi” Teorisi Gettier Problemi’ni Çözebilir Mi? – Berk Celayir
  29. Kipsel/Modal Epistemoloji: Zorunlu & Mümkün Bilgi – Bob Fischer
  30. Plantinga’nın Dini Dışlayıcılık Savunusunun Eleştirisi – Nebi Mehdiyev
  31. Bilim ve Din: Epistemik Bir Bakış – Nebi Mehdiyev
  32. Otopoyeziz Teorisi ve Gerçeklik Sorunu – Nebi Mehdiyev
  33. Bilgi Bağlamsal Değildir – Nebi Mehdiyev
  34. Schellenberg’in İlahi Gizlilik Problemi’ne Plantinga’nın Dışsalcı Epistemolojisi Bir Yanıt Verebilir mi? – Musa Yanık
  35. Dini Epistemoloji: Alvin Plantinga Örneği – Musa Yanık
  36. Dini Epistemoloji (Internet Encyclopedia of Philosophy) – Kelly James Clark
  37. Vahiy Epistemolojisi İçin Sonsuz Gerileme – Alex Malpass
  38. Gettier Durumlarında İçselci ve Dışsalcı Gerekçelendirmenin Yeterliliğinin Değerlendirilmesi – Vedat Çelebi
  39. Çağdaş Epistemolojide Bilginin Tanımı Sorunu – Hasan Yücel Başdemir
  40. Doğru İnanç Ne Zaman Bilgi Olur? – Richard Foley
  41. Rasyonelleştirme, İnanç ve Çıkarım – Susanna Siegel
  42. Neden Felsefeciler Birbirini İkna Edemiyor? – Talha Gülmez
  43. Carneades – Felsefi Ayrımlardan Şüphe Etmek 1
  44. Carneades – Felsefi Ayrımlardan Şüphe Etmek 2
  45. Carneades – Felsefi Ayrımlardan Şüphe Etmek 3
  46. Carneades – Felsefi Ayrımlardan Şüphe Etmek 4
  47. Descartes Neden ‘Hissediyorum Öyleyse Varım!’ Demedi? – Recep Sefa Kaya
  48. Yoksunluk, Yanlış İnanç ve Zaman – Alexander Pruss
  49. İnsanlar Neden Sanıldığı Kadar Saf Değiller? – Talha Gülmez
  50. Herkes O Kadar da Cahil Değil: Metabilgi Bilgiden Çok Daha Elzemdir – Neil Levy
  51. Uzmanlık – Jamie Carlin Watson
  52. Erdem Epistemolojisi – Nebi Mehdiyev
  53. Oy Kullanma Hakkı Bilgililerle Sınırlandırılmalı – Jason Brennan
  54. Demokrasi Halka Karşı: Sosyal Bilim Gözünden Seçmenler ve Siyasetçiler – Talha Gülmez
  55. Şüphecilik, Kabilecilik ve Mütevazı Israr – Jason Baehr
  56. Bilgi İçin Başkalarına Güvenmek – Emily Sullivan
  57. Epistokrasi – Talha Gülmez
  58. Komplo Teorisyeninin Epistemik Çıkmazı – Tommaso Piazza
  59. Sosyal Epistemoloji Niçin Önemlidir? – Taner Beyter
  60. Niçin Bu Kadar Kutuplaştık ve Bunu Aşmak İçin Ne Yapabiliriz? Bir Sosyal Epistemoloji Perspektifi – John Greco

1 Yorum

  1. selam öncüanalitikfelsefe, yeni yılınız kutlu olsun. ne güzel, yeni yılda da çevirileriniz, özgün yazılarınızla türkçe de zenginleşiyoruz, sağolun. çeviriyi ilgiyle okudum. yazının “… gösterdim.” kısmı çok kısa olduğu için biraz sersemledim ama gazeteciliğin etiği,meslek kuralı, işlevi ve/ veya “doğru bilgi mümkün mü evetse nasıl…?” konularında birazcık düşünmüş kimse için o kadar eksik de değil. iyi ki çevirip bizlere ulaştırdınız. bu yazıdaki gibi haberlerle, ben de haber olarak karşılaştığımda ya da bunlar çok popüler olabildiği için mesleki whtspp vb ortamlarda bunların kıyamet gibi paylaşıldığını her gördüğümde bir defa daha gazetecilik ve oralardan da kalkıp felsefe hakkında, derdim her neyse onu anlatabilmek için onun ne kadar vazgeçilmez olduğu hakkında bir defa daha düşünüyorum. bu metin için bir defa daha teşekkür ederim. sevgiler.
    not: gazeteci değil sadece okurum, şunları okuyup kendime maillemiştim daha önce, bulunsun kenarda diye,sizinle de paylaşmak isterim

    https://www.americanpressinstitute.org/publications/confusion-about-whats-news-and-whats-opinion-is-a-big-problem-but-journalists-can-help-solve-it/

    https://www.americanpressinstitute.org/journalism-essentials/bias-objectivity/lost-meaning-objectivity/

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Niçin Bu Kadar Kutuplaştık ve Bunu Aşmak İçin Ne Yapabiliriz? Bir Sosyal Epistemoloji Perspektifi - John Greco

Sonraki Gönderi

Alvin Plantinga ve Din Felsefesi'nin Yeniden Dirilişi - Kelly James Clark

En Güncel Haberler Analitik Felsefe